Ameliyatsız Göz Kapağı Estetiği Nasıl Yapılır?
Vücudumuzun en hassas ve ince derili bölgelerinden biri olan göz kapaklarında yaşa veya genetik faktörlere bağlı olarak sarkma, düşüklük, kırışıklık, torbalanma gibi problemler oluşabilir. Göz çevresi problemleri günümüzde ameliyatsız göz kapağı estetiği ile giderilebilmektedir.
Üst ve alt göz kapaklarını etkileyen olumsuz değişimler kişinin yorgun, halsiz ve olduğundan yaşlı görünmesine yol açarak estetik açıdan kötü bir görünüme neden olabilir. Öte yandan göz kapağı düşüklüğü zamanında tedavi edilmediği takdirde görmeyi engelleyecek boyutlara ulaşarak ciddi sağlık riski de yaratabilir. Bu anlamda ameliyatsız göz kapağı estetiği ile hem güzel bir görünüm ve gençleştirme sağlanır hem de fonksiyonel tedavi gerçekleştirilir.
Ameliyatsız göz kapağı estetiği nedir?
Elastikiyet kaybı ile birlikte üst göz kapağı ve alt göz kapağında ortaya çıkan deformiteler, kesi ve dikiş yapılmadan, iz oluşturmadan, klinik ortamda ameliyatsız yöntemle tedavi edilebilmektedir.
Ameliyatsız göz kapağı estetiği seçili hastalarda cerrahi yöntemlere gerek kalmadan çözüm sağlayan son derece kolay ve konforlu bir çözümdür.
Ameliyatsız gözkapağı estetiği denildiğinde lazerden mezoterapiye kadar birden çok yöntemden bahsedilebilir. Kişiye ve kişinin problemine uygun yöntem seçilerek en iyi sonuçlar alınabilmektedir.
Cildi hızlı bir şekilde yenileyen plaz.ma. enerji yöntemi ile göz kapağı düşüklüğüne yol açan fazla deri, sarkma, kırışıklıklar, torbalanmalar etkin bir şekilde giderilebilmektedir. Özellikle üst göz kapağı düşüklüğü, üst göz kapağındaki deri fazlalığı, alt göz kapağındaki kırışıklıklar bu yöntemle hızlı, güvenli ve kolay bir şekilde tedavi edilebilmektedir.
Alt göz kapağında meydana gelen torbalanma, morluklar, deride sarkma ve kırışma gibi problemlerde ise mezoterapi yöntemi etkili olmaktadır.
Ameliyatsız göz kapağı estetiği nasıl uygulanır?
Ameliyatsız göz kapağı estetiğinin uygulanma şekli, seçilen yönteme göre değişmektedir. Ameliyatsız yöntemler son derece konforludur. İşlemler sırasında hastanın herhangi bir sıkıntı hissetmemesi için lokal anestezik, sedasyon veya uyuşturucu krem uygulanabilir.
- Plaz.ma lazer işlemi:Bölge lokal olarak uyuşturulduktan sonra işlem Plexr cihazı ile uzman doktor tarafından gerçekleştirilir. Ucunda özel mikro iğne bulunan cihazdan, hedeflenen bölgeye noktalar halinde atış yapılır. İğneler cilde temas ettirilmez; epidermis (cildin en üst tabakası) yüksek ısı veren plaz.ma. enerjisi yardımıyla buharlaştırılır. Bölgede kontrollü hasarlanma yaratılarak anında cilt gerilir ve sıkılaşma başlar. Plaz.ma. enerjisi, klasik lazer yöntemi ile kıyaslandığında çok daha hızlı etki eder ve çevre doku işlemden herhangi bir zarar görmez. Tedavi sonrası bölgede cildin kendini yenileme sürecinin bir parçası olarak kabuklanma oluşur. Kabuklar yaklaşık 1 hafta içinde kendiliğinden dökülür.
- Göz çevresi mezoterapisi: Gözaltı mezoterapisi olarak da adlandırılan bu işlemle göz çevresinde meydana gelen kırışıklıklar, sarkma, hafif torbalanma, morluk gibi problemler giderilebilir. Vitamin, antioksidan, koenzim ve bitki özleri içeren bir kokteyl cilt altına çok ince mezoterapi iğneleri ile enjekte edilir. İşlem öncesi lokal anestezi uygulandığı için hasta ağrı veya acı hissetmez. Göz çevresinde sıkılaşma sağlayan, kan dolaşımının artmasına ve elastikiyetin geri kazandırılmasına yardımcı olan mezoterapi yöntemi düzenli seanslar halinde uygulanmalıdır. Göz çevresi probleminin seviyesine göre yılda 6-8 kez yaklaşık 10 dakikalık seanslar şeklinde gerçekleştirilir.
İşlem ne kadar süre ile kalıcılığını korur?
Ameliyatsız göz kapağı estetiği ile ilgili merak edilen bir soru da işlemin kalıcı olup olmadığıdır. Plexr plaz.ma. enerjisi ile yapılan tedavi hastadan hastaya değişmekle birlikte 2-3 yıl boyunca kalıcılığını korur. Mezoterapi işlemi ise yıllık düzenli seanslar halinde uygulandığı takdirde kalıcılığını uzun süre korumaktadır.
Kimler ameliyatsız göz kapağı estetiği yaptırabilir?
Ameliyatsız göz kapağı estetiği genellikle 35 yaş ve üstü kişilere uygulanır. Ancak genetik faktörler nedeniyle göz kapaklarında daha erken yaşta sarkma, deri katlanması, kırışma gibi problemler olan kişiler de bu uygulamadan faydalanabilir.
Göz kapaklarındaki deri sarkması ve katlanması ciddi seviyede olan ileri yaştaki kişiler için ise cerrahi yöntemler daha uygun olabilmektedir.
Uygulama yapılacak bölgede enfeksiyon ve açık yara varsa bu problemler tedavi edildikten sonra ameliyatsız göz kapağı estetiği gerçekleştirilebilir. Ayrıca hamilelerde uygulanması önerilmemektedir.
Leke Tedavisinde Thulium Lazer Etkisi
Cilt lekelerinin tedavisinde en etkili ve gelişmiş yöntemlerden biri Thulium Lazer sistemidir. Yeni bir teknolojiye sahip olan Thulium lazer uygulaması akne izlerinden skarlara, güneş lekesinden yaşlılık izlerine kadar her türlü leke oluşumunda etkilidir. Uygulamanın bir diğer özelliği ise kişinin daha aydınlık, parlak, sağlıklı ve genç bir cilde kavuşmasına yardımcı olmasıdır. Bu nedenle uygulama, BB lazer veya baby face lazer olarak da bilinmektedir.
Thulium lazer nedir?
Çoklu cilt problemlerinin tedavisinde kullanılan Thulium lazer, cildin 1 mm altına; yani üst ve alt deri katmanının arasındaki alana etki eder. Lazerin bu derinliğe ulaşması, cilt üzerinde hem tedavi edici hem de yenileyici bir etki yaratır.
Thulium lazer cihazının ürettiği enerji, 1927nm dalga boyundadır. Bu dalga boyu, cilde rengini veren melonositleri hedef alır. Böylece ciltteki renk ve ton farklılıklarının giderilmesi mümkün olur.
Thulium lazer derin ve yoğun lekelerde dahi etki gösteren güvenli bir uygulama olmasının yanında anti-aging alanında da kullanılmaktadır. Fraksiyonel bir lazer sistemi olduğu için işlem sırasında uygulama bölgesinde sağlam doku alanları bırakılır. Bu da cildin kolajen üretimini tetikler ve daha hızlı yenilenmesini sağlar.
Thulium lazer hangi cilt problemlerinde etkilidir?
Thulium lazer birçok cilt probleminin çözümünde kullanılan yeni ve gelişmiş bir sistemdir.
Leke tedavisi bu uygulamanın en etkili olduğu alanların başında gelmektedir.
- Akneizleri,
- Cilt skarları,
- Yaşlılıklekeleri,
- Çiller,
- Güneşlekeleri,
- Melazma,
- Pigment bozukları, renk koyulaşmalarıveya açılmasının, ton farklılıklarının tedavisinde son derece etkilidir.
Thulium lazer aynı zamanda yaşlanma karşıtı (anti-aging) bir uygulamadır. Düzenli uygulama ile:
- Yüz ve boyun bölgesindeki kırışıklar gözle görülür oranda azaltılır.
- Ciltte lifting (sıkılaştırma/kaldırma) etkisi yaratır.
- Gözenekler sıkılaştırılır.
- Cildin daha parlak görünmesi sağlanır.
Leke tedavisinde Thulium lazer nasıl uygulanır?
Thulium lazer leke tedavisi uzmanlar tarafından cildinde leke, renk ve ton farklılıkları, elastikiyet kaybı, kırışıklık, mat görünüm gibi problemleri olan kişilere uygulanır.
Thulium lazer leke tedavisi öncesinde cilt analizi gerçekleştirilerek cildin ihtiyacı ve yapılacak işlemin yol haritası belirlenir.
Hastanın işlem sırasındaki konforunu artırmak amacıyla cilde lokal anestezi kremleri uygulanır. Cilt problemine uygun lazer yoğunluğu ayarlandıktan sonra cilt altına lazer atışları gerçekleştirilir.
Lazer işlemi sırasında geçici olarak hafif acı ve yanma hissi oluşabilir.
İşlem sonrası hasta günlük yaşamına sorunsuz bir şekilde geri dönüş yapabilir.
Thulium lazer uygulamasının faydaları nelerdir?
Thulium lazer uygulaması diğer lazer sistemlerine göre birçok avantaj ve fayda sunar.
- Cildin iyileşmesi hızlı bir şekilde gerçekleşir.
- Birden çok cilt probleminin tek bir uygulama ile çözümü mümkün olur.
- Zararlıve kalıcı bir yan etkisi bulunmamaktadır.
- Daha az seansta daha etkili sonuç vermektedir.
- Pratik ve kolay bir uygulama olduğu için hasta açısından konforludur.
Thulium lazer sonrası dikkat edilmesi gerekenler
Thulium lazer işlemi sonrası iyileşmenin hızlı ve sorunsuz gerçekleşmesi açısından hastaların dikkat etmeleri gereken birkaç önemli nokta bulunmaktadır.
İşlem sonrası ilk hafta açık havaya çıkıldığında güneş kremi uygulanması önerilmektedir.
Lazer uygulaması sonrası ciltte noktalar ve kabuklar oluşabilir. Kabukçuklar genellikle 1 hafta içinde kendiliğinden dökülür. Bu süreçte kabukçukların ellenmemesi ve koparılmaması son derece önemlidir.
Uygulamayı takiben cilde zarar verebilecek, tahriş oluşturabilecek işlemler yaptırılmamalıdır.
Hormonal Leke Tedavisi Nasıl Gerçekleştirilir?
Ciltte çeşitli nedenlerle meydana gelen lekeler çoğu zaman zararsız olsa da, kişilerde estetik kaygılara yol açabilir. Bazen de sağlık problemlerine işaret edebildiği için bir uzmana başvurularak cilt lekesinin nedenleri tespit edilmelidir.
Cilt lekeleri yaygın görülen bir problemdir ve günümüzde bu problemin çözümü için birçok tedavi yöntemi bulunmaktadır.
Leke tedavisi problemin nedenine, lekenin türüne ve derinliğine göre gerçekleştirilir. Eğer cilt lekeleri farklı bir sağlık probleminden kaynaklanıyorsa, hastalığın giderilmesine yönelik tedavi planlanır. Zararsız cilt lekeleri ise farklı medikal kozmetik yöntemleri ile giderilebilir.
Cilt lekesi neden olur?
Cilt lekelerinin birçok nedeni vardır. Cilde rengini veren melanin pigmetinin azlığı veya fazlalığı ciltte lekelere yol açar. Güneşe fazla maruz kalmak, hormonal problemler, hormon ilaçları, hamilelik, yaşlanma, enfeksiyonlar, deri döküntüleri, akne, doğum lekeleri, genetik faktörler ve daha birçok nedenle ciltte leke ortaya çıkabilir.
Ciltteki leke ve renk bozulmasının bir nedeni de kanser olabilir. Bu durum nadir görülse de, cilt lekesi ciddiye alınmalı ve bir dermatoloğa danışılmalıdır.
Hormonal leke tedavisi nedir?
Hormonal problemler cilt lekelerinin en yaygın nedenleri arasında yer alır. Aknenin neden olduğu lekeler, ciltte kahverengi lekelerle kendini gösteren melazma gibi problemler genellikle hormonal düzensizlikler ve değişimler sonucu ortaya çıkar.
Hormonal düzensizliklere bağlı oluşan cilt lekelenmeleri ve güneş lekesi gibi problemlerin giderilmesi için özel tedavi uygulamaları kullanılmaktadır. Gelişen medikal kozmetik yöntemler sayesinde günümüzde hormonal leke tedavisi etkin bir şekilde gerçekleştirilebilmektedir.
Hormonal leke tedavisi türleri
Hormonal cilt lekeleri farklı şekillerde tedavi edilebilir. Lekeye göre en uygun yöntem uzmanlar tarafından belirlenmektedir. Tedavi türleri arasında etkili ve başarılı sonuçlar veren uygulamalar; Lazer, Mezoterapi, Biyolojik Serum Uygulaması, Kimyasal Peeling ve Dermapen olarak sıralanabilir.
Hormonal leke tedavisi nasıl uygulanır?
- Lazer tedavisi: Günümüzde sağlık ve güzellik alanında yaygın olarak kullanılan lazer uygulaması cilt lekesi tedavisinde son derece etkili bir yöntem olarak öne çıkmaktadır. Özellikle pigment bozukluğunun neden olduğu lekelenmelerde tercih edilir. Fraksiyonel lazerile cildin üst tabakası kontrollü bir şekilde soyularak, renk pigmentleri hedef alınır.
- Kimyasal peeling:Hafif ve yüzeysel cilt lekelerinin giderilmesinde kullanılan etkin bir yöntemdir. Özel içerikli kimyasal peeling uygulamasıyla cilt soyularak kolajen üretimi hızlandırılır ve hücre yenilenmesi tetiklenir. Kişiden kişiye değişmekle birlikte genellikle 4-6 seans uygulanır. Uygulamadan sonra cildin güneş ile temas etmemesi gerekmektedir. Bu nedenle yaz aylarında yapılması önerilmez.
- Mezoterapi:Bu uygulamada cilt lekeleri için özel olarak geliştirilen bir karışım ince iğneler ile deri altına enjekte edilir. Bu şekilde hücreler yenilenerek cilt lekeleri giderilir. Mezoterapide kullanılacak karışımın içeriği, dozu ve seans sayısı cilt lekesine göre belirlenir. Yoğun leke problemi olan kişilerde mezoterapi, kimyasal peeling ve lazer tedavileri kombine edilerek daha etkili sonuç alınabilmektedir.
- Biyolojik Serum Uygulaması:Kişinin kendi kanında bulunan ve büyüme faktörü içeren
t.bosit yönünden zengin plaz.ma.ların özel bir cihazda ayrıştırılarak yeniden kişiye enjekte edildiği bu işlem cildi yenileyip canlandırarak daha aydınlık görünmesine yardımcı olur.
- Dermapen: Ucunda mikro iğneler bulunan dermapencihazı ciltteki lekelerin yok edilmesini sağlar. Özellikle akne izlerinin, güneş lekelerinin ve skarların giderilmesinde etkili bir yöntemdir. Dermapen kalemi ile cildin üst tabakasında kontrollü hasarlanma yaratılır. Böylece cildin kendi kendini onarma mekanizması harekete geçirilir. Dermapen uygulaması öncesinde cilde sürülen serumlar da tedaviye yardımcıdır. Uygulama sonrası güneşle temas edilmemesi gerektiği için yaz aylarında tercih edilmez.
- Kriyoterapi: Sıvı nitrojenle lekeli bölgeler dondurulur. Kontrollü hasarlanma ile lekeli hücrelerin yerine sağlıklı yeni hücreler oluşması sağlanır.
- Renk açıcı kremler:Leke tedavisinde glikolik asit, retinol, C vitamini gibi maddeler içeren kremler de kullanılabilir. Bu tip kremlerin mutlaka reçeteli kullanılması önerilmektedir.
Kişiye Özel Gıdı Eritme Uygulaması
Kişiye Özel Gıdı Eritme Uygulaması
Yalnızca yaşlanma ile birlikte ortaya çıktığı düşünülse de gıdı bölgesindeki belirginleşmenin ardında cilt yapısı, kilo alıp verme, genetik yatkınlık ve hatta çenenin anatomik yapısı gibi farklı nedenler olabilir.
Doğuştan itibaren belirgin olan ya da zaman içerisinde farklı nedenlerle belirginleşen gıdı görünümü hem kadınlarda hem de erkeklerde ifade değişikliklerine yol açabilir ve aynı zamanda estetik kaygıları beraberinde getirebilir. Çenenin ve çene hattının belirginliğini ortadan kaldıracak boyutta olan gıdı sorununun üstesinden gelinmesi, ameliyatsız tedavilerle mümkün olabilmektedir.
Giderek çeşitlenen medikal estetik uygulamalar ve ameliyatsız tekniklerle daha şekilli yüz hatlarına, daha genç bir görünüme kavuşmak konforlu bir hâl almıştır. Kişiye özel gıdı eritme uygulaması da giderek daha çok tercih edilen ameliyatsız tedaviler arasında yer almaktadır.
Lipoliz mezoterapisi olarak da adlandırılan gıdı mezoterapisi gerçekleştirilen muayenelerin ardından tedavi için uygunluğu belirlenen hastalarda son derece başarılı sonuçların alınmasını sağlayabilir. Çene altından boyun bölgesine dek uzanan submental bölgede cilt sarkması ve yağ birikimi oluşması sonucu gündeme gelen gıdı sorununun mezoterapi ile tedavisi bölgedeki yağ dokusunun azaltılması, çene hattının belirginleştirilerek kişinin daha genç ve dinamik yüz hatlarına sahip olması sağlanabilir.
Bu yazımızda çene altında belirginleşerek kişinin yüz hatlarındaki netliğe zarar veren gıdı mezoterapisi hakkında bilgi bulabilirsiniz.
Gıdı Mezoterapisi: Lokal Yağlar Eritilebilir, Çene Hattı Belirginleştirilebilir
Gıdı bölgesinde yağlanma, sarkma ve hacimsel artış kişilerin daha yaşlı ve kilolu görünmesine yol açar. Gıdı mezoterapisi, çenenin alt kısmında yerleşen yağ dokusunu eritme niteliğine sahip özel etken maddeler içeren mezoterapi kokteyllerinin gıdı bölgesine enjekte edilmesine dayanan medikal estetik uygulamasıdır.
Yağ eritme özelliğine sahip etken maddeler içeren mezoterapi kokteylleri enjekte edildikleri bölgedeki lokalize olmuş yağ birikimlerini azaltabilir, çene hattında belirginlik yaratabilir, gıdıdaki cilt sarkmalarının toparlanmasını ve bölgedeki cildin derinden yüzeye yenilenmesini sağlayabilir.
Lokal anestezik krem uygulamasının ardından küçük dozlarla gıdı bölgesine mezoterapi kokteylleri enjekte edilir. Yaklaşık 10 dakika gibi bir sürede tamamlanan gıdı mezoterapisi, seanslar halinde uygulanır. Seans sayısı hasta özelinde değişebilir, genellikle 10 – 15 gün aralıklarla 3 ila 6 seans gıdı lipoliz uygulaması ile hedeflenen görünüm sağlanabilir.
Gıdı Mezoterapisi İçin Uygun Aday mısınız?
Gıdı mezoterapisi kozmetik beklentilerin karşılanması amacıyla gerçekleştirilen ameliyatsız estetik uygulamalarından biridir. Gıdının belirginliğinin artmasının başlıca etkileri arasında çene hattının belirginliğinin azalması ve kişinin olduğundan kilolu görünmesi gelir.
Gıdı bölgesinde deformasyon oluşmasının farklı nedenleri bulunur. Bazı kişilerde doğuştan bu bölge belirgin olabilirken bazı kişilerde yaşın ilerlemesi, kilo değişimleri gibi nedenler gıdı belirginliğinin artması ile sonuçlanabilir.
Yüz şeklini etkileyen gıdı fazlalığından rahatsızlık duyan, gıdı bölgesinde yağ birikimi artan, gıdısında sarkma meydana gelen, daha genç ve dinamik bir görünüme sahip olmak isteyenler gıdı mezoterapisi tedavisine başvurabilir.
Gıdı Mezoterapisi Kalıcı mı?
Gıdı mezoterapisi avantajlarından biri de uygulamanın etkisinin kalıcılığıdır. Uygulama yağ hücrelerinin parçalanmasını sağladığı için, kişi yaşam tarzına dikkat eder ve kilo kontrolünü sağlarsa gıdı formunu koruyabilir.
Gıdı lipolizi alanında uzman hekimler tarafından gerçekleştirildiği takdirde son derece güvenli bir uygulamadır. Uygulama sonrası kişi günlük hayatına dönebilir ve kişi özelinde belirlenen seanslar tamamlanınca gıdı bölgesindeki şekillenmenin etkisini yaşayabilir.
Gıdı mezoterapisi hem tek başına hem de yüzün farklı bölgelerinde farklı değişimleri sağlayan medikal estetik uygulamaları ile eş zamanlı olarak gerçekleştirilebilir. Hastanın ihtiyaçları belirlendikten sonra aynı seansta PRP, botoks ve dolgu gibi daha genç ve dinamik bir görünüme sahip olmayı kolaylaştıran uygulamalar yapılabilir.
Kalıcı Eyeliner ile Çarpıcı Bakışlar
Kalıcı Eyeliner ile Çarpıcı Bakışlar
Daha çarpıcı bakışların, dikkat çekici bir göz makyajının ve her an bakımlı görünmenin sırrı: Kalıcı eyeliner uygulaması. Giderek popüler hale gelen kalıcı makyaj uygulamalarından biri olan eyeliner uygulaması ile hayatınıza pratiklik katabilirsiniz.
Göz makyajını bir üst seviyeye çıkaran uygulamaların başında eyeliner kullanımı gelir. Farklı kuyruk yapılarında ve farklı kalınlıklarda gerçekleştirilen eyeliner uygulamaları hem en sade makyajlarda hem de daha iddialı gece makyajlarında, göz makyajının öne çıkan unsurlarından biridir.
Günümüzde kalıcı makyaj tekniklerinin çeşitlenmesi ve güvenilirliklerinin artmasıyla kalıcı eyeliner uygulamalarına belirgin bir talep oluşmuş durumda. Göz makyajına pratik bir dokunuş sunarken günün her anı bakımlı görünmesinin sırrına dönüşen kalıcı eyeliner uygulamaları ile birçok avantajdan eş zamanlı yararlanmak mümkün oluyor.
Siz de kalıcı eyeliner ile daha çarpıcı bakışlara ve her zaman bakımlı bir görünüme kavuşmak isterseniz, kalıcı eyeliner uygulaması ve avantajları hakkında hazırladığımız içeriğimizde önemli bilgileri keşfedebilirsiniz.
Kalıcı Eyeliner Uygulaması Nasıl Yapılır?
Göz kapağının üst kısmına uygulanan kalıcı eyeliner, alanında uzman hekimlerce gerçekleştirildiğinde son derece güvenli bir uygulamadır. Öncesinde bölgeye lokal anestezik etkili krem sürülür.
Lokal anestezik etkili krem etkisini gösterdikten sonra doğal ve katkısız eyeliner boyaları, göz kapağı üzerine steril özel bir cihaz kullanılarak işlenir. İşlem yaklaşık 1 saatte tamamlanır ve kişi günlük yaşantısına bazı kurallara uyum sağlayarak dönebilir.
Kalıcı Eyeliner Uygulaması Sonrası Dikkat Edilmesi Gerekenler
Az önce de belirtildiği gibi kalıcı eyeliner uygulaması, diğer tüm kalıcı makyaj türlerinde olduğu gibi yalnızca alanında uzman hekimlerce steril ortamlarda gerçekleştirilmelidir. Son derece güvenli nitelik taşısa da uygulama sonrası bölgenin temiz tutulmasına özen gösterilmelidir. Uygulama sonrası bölgede kızarıklık, hassasiyet, kabarma ve sonrasında ise kabuk oluşumu gözlemlenebilir. Tüm bu etkilerin görülmesi normaldir, bölgeye dokunulmaması ve oluşan kabukların sökülmemesi gerekir.
Farklı Renklerde, Farklı Stillerde Eyeliner Modelleri Arasından Tercih Yapılabilir
Kalıcı eyeliner uygulaması dahilinde farklı tarzda eyelinerların, farklı tonda boya kullanılarak çekilmesi mümkündür. Koyu ya da daha soft tonlarda siyah arasından tercihte bulunulması ile kişiselleştirilmiş bir görünüme kavuşmak kolaylaşır. Tercih edilen renge ek olarak kişi eyeliner şeklini de seçebilir. Kuyruklu veya kuyruksuz eyeliner şekilleri ile göz makyajında hedeflenen etki elde edilebilir. Kalıcı eyeliner uygulaması detayları belirlenirken kişinin göz yapısı, ten rengi, stili ve beğenileri eş zamanlı olarak değerlendirilir.
Kalıcı Eyeliner Uygulamasının Kalıcılığı Ne Kadar Sürer?
Kalıcı eyeliner uygulaması sanıldığının aksine dövme işleminde olduğu gibi yaşam boyu varlığını sürdürmez. Dövmeye kıyasla cildin daha üst kısımlarına işlenen eyeliner boyalarının kalıcılığı boyanın kalitesine, kişinin cilt yapısına, uygulama yapan kişinin uzmanlığına ve uygulama sonrası bakım süreçlerinin doğru yapılıp yapılmadığına göre değişiklik gösterebilir. Genel bir söylemde bulunmak gerekirse kalıcı eyeliner işlemi yaptıranlar 1,5 ile 3 yıl boyunca eyeliner sürme gereksiniminden kurtulurlar.
Kalıcı Eyeliner Uygulaması ile Eyeliner Çekme Zahmeti Sona Eriyor
Yalnızca göz makyajının değil yüz makyajının da havasını değiştiren eyeliner sürme işlemi, zaman alan ve yeterli pratiğe sahip olmayan kişilerin zorlandığı bir süreç olarak değerlendirilebilir. Uygulamasının zahmetli olması ve uygulama esnasında net çizgilerin her zaman çekilememesi kalıcı eyeliner uygulamasına başvuran kişi sayısını artırmaktadır.
Kalıcı eyeliner uygulaması ile günlük makyaj rutinleri hızla tamamlanabilir, hazırlık süreci kısaltılabilir. Uygulama yaparken ortaya çıkan potansiyel hataların oluşma ihtimali ortadan kaldırılırken daha çarpıcı bakışlara kavuşmak kolaylaşır.
Siz de kalıcı eyeliner ile günün her saati dikkat çekici bakışlara ve bakımlı bir görünüme sahip olmak isterseniz Heraderma uzmanlığına başvurabilirsiniz. Kliniğimizde gerçekleştirilen kalıcı eyeliner uygulaması sırasında yalnızca bitkisel boyalar kullanılmakta, uygulama planlaması kişisel beğeniler ve uzman görüşleri doğrultusunda gerçekleştirilmektedir.
Kaş Kaldırmada Hızlı ve Etkili Sonuçlar
Kaş Kaldırmada Hızlı ve Etkili Sonuçlar
Kaşlar, gözlerin ve yüzün genel çerçevesi olarak kabul edilir. Kişinin ifadesi üzerinde kritik bir etkiye sahip olan kaş bölgesi; yaşlanma ile birlikte düşmeye başladığında veya kalıtsal özellikler nedeniyle kaş düşüklüğü yaşandığında kişi olduğundan daha yaşlı ve yorgun bir ifadeye sahip olur.
Günümüzde farklı kaş kaldırma yöntemleri ile yüzün genel ifadesini destekleyecek ve dinamik bir görünüme sahip olmasını kolaylaştıracak değişimlerin yaşanması mümkündür.
“Kaş kaldırma nedir?” ve “Kaş kaldırma nasıl yapılır?” sorularının yanıtlarını bulabileceğiniz bu yazımızda hem endoskopik kaş kaldırma cerrahisi hem de ameliyatsız tedavi yöntemleri hakkında bilgi bulabilirsiniz.
Kaş Kaldırma Nedir?
Cerrahi teknikler kullanılarak ya da ameliyatsız uygulamalar ile gerçekleştirilebilen; düşen ya da konjenital olarak düşük olan kaşların kaldırılarak yüzde daha genç bir görünüm elde edilmesi ve ifadedeki yorgunluğun azaltılması amacıyla uygulanan tedaviler kaş kaldırma yöntemleri olarak adlandırılır.
Kaş kaldırma etkisinin farklı yöntemler kullanılarak elde edilmesi mümkündür. Kaş kaldırma yöntemleri arasında tercih yapılırken kişinin yaşı, cilt yapısı, ihtiyaçları ve beklentileri eş zamanlı değerlendirilir. Gerçekleştirilen muayeneler ardından hastaya özel bir tedavi süreci belirlenir.
Kaş Kaldırma Yöntemleri Nelerdir?
Kaş kaldırma cerrahi yöntemlerle ya da farklı ameliyatsız estetik uygulama yöntemleri ile gerçekleştirilebilir. Az önce de belirtildiği gibi hangi kaş kaldırma yönteminin tercih edilmesi gerektiği hasta özelinde değişiklik gösterebilmektedir.
Kaş Kaldırma Ameliyatı
Yaşlanma belirtileri yüzün farklı bölümlerinde daha hızlı ya da yavaş ortaya çıkabilir. Alın ve kaş bölgesi yaşlanma belirtilerinin öncelikli olarak ortaya çıktığı kısımlardır. Bu bölgede meydana gelen düşme göz kapağı üzerine cilt yığılmasına neden olabilir, görüşün kısıtlanmasına ve kişinin yaşlı görünmesine yol açabilir.
Ameliyatsız estetik yöntemleri ile sonuç alınmayacağı belirlenen, ileri derecede kaş düşüklüğü sorunu yaşayan hastalarda endoskopik kaş kaldırma ameliyatı ile kalıcı sonuçlar alınabilmektedir. Cerrahi işlemler sayesinde elde edilen etki kalıcı olsa da doğal yaşlanma sürecinin durdurulamayacağı unutulmamalıdır. Kaş kaldırma ameliyatı sıklıkla göz kapağı estetiği ile birlikte uygulanmaktadır. Böylece hem göz kapağı bölgesinde hem de alın ve kaş çevresinde dikkat çekici bir etki elde edilebilmektedir.
Ameliyatsız Kaş Kaldırma
Ameliyatsız kaş kaldırma uygulamaları kaş düşüklüğü yaşayan hastalara pratik bir tedavi alternatifi yaratır ve hasta konforu maksimize edilir. Seçilmiş hastalarda lokal anestezi ile uygulanan ameliyatsız kaş kaldırma yöntemleri ile son derece başarılı sonuçlar alınabilmektedir. Yöntem seçimi her zaman olduğu gibi hasta özelinde yapılır.
Ameliyatsız kaş kaldırma yöntemleri şu şekilde sıralanabilir:
Botoks ile Kaş Kaldırma
Kaş kaldırma yöntemleri arasında sıklıkla uygulanan botoks ile kaş kaldırma, uygulaması konforlu ve yan etkisi neredeyse hiç bulunmayan bir yöntemdir. Kişinin yüz şekline ve ifadesine en uygun kaş şekli belirlendikten sonra kaşların ideal konuma yükseltilmesi adına gerekli noktalara Bot. Toks. enjeksiyonu gerçekleştirilir. Botoks ile kaş kaldırma kalıcılığı kişiden kişiye değişebilir, ortalama 4 ila 6 aydır.
Dolgu ile Kaş Kaldırma
Kişiye özel planlanması gereken bir diğer kaş kaldırma işlemi, dolgu ile kaş kaldırmadır. Ameliyatsız kaş kaldırma yöntemleri arasında popülerliğini koruyan uygulama sırasında az miktarda dolgu materyali kaş düşüklüğünün iyileştirilmesi amacıyla stratejik noktalara enjekte edilir. Dolgu ile kaş kaldırma uygulamasında kullanılan dermal dolguların içerisinde hyaluronik asit bulunduğu için etkinin tam anlamıyla ortaya çıkması için yaklaşık 10 gün beklenmesi gerekecektir.
İple Kaş Asma
Yüz hatlarının belirginleşmesi, hafif ve orta düzeydeki cilt sarkmalarının giderilmesi amacıyla tercih edilebilen ip askı yöntemi, ameliyatsız kaş kaldırma yöntemleri arasında yer alıyor. Uygulama bölgesine lokal anestezi etkili krem sürülerek gerçekleştirilen iple kaş asma işlemi sonrasında iz kalmıyor. İşlem yaklaşık 20 dakikada tamamlanıyor ve hekim yönergelerine uyum sağlandığında konforlu bir iyileşme yaşanabiliyor. Kalıcılık süresi 3 – 5 yıl arasında değişebiliyor.
Kaş Kaldırma Kalıcı mıdır?
Bu sorunun yanıtı tercih edilen kaş kaldırma yöntemi doğrultusunda değişiklik gösterebiliyor. Kaş kaldırma ameliyatı, diğer plastik cerrahi operasyonlarında olduğu gibi kalıcılığını korurken ameliyatsız kaş kaldırma işlemleri aylar boyunca veya 3-5 yıl kalıcılığını sürdürebiliyor.
Çene Dolgusu Sonrasında Nelere Dikkat Etmeliyiz?
Çene Dolgusu Sonrasında Nelere Dikkat Etmeliyiz?
Çenenin konturunu ve yapısını değiştirmek için çeşitli yöntemler bulunmaktadır. Çene estetiği kapsamında çene implantı cerrahisi tercih edilebilirken seçilmiş hastalarda çene dolgusu gibi etkili sonuçları olan ameliyatsız bir estetik uygulama ile hedeflenen görünüme erişilebilir.
Ameliyatsız estetik tedavileri arasında yer alan çene dolgusu; yüz ifadesinde dikkat çekici bir değişime yol açabiliyor. Daha dengeli bir yüz yapısına ve düzgün bir profil görünümüne sahip olmak isteyen kadınlar ve erkekler tarafından tercih edilen çene dolgusu hem çene ucu bölgesine hem de çene hattına uygulanabiliyor.
Çene ucu dolgusu ile daha belirgin ve dengeli bir çene ucu görünümüne kavuşulabilirken, jawline dolgu olarak da bilinen çene hattı dolgu uygulaması ile belirgin bir çene hattına; daha dinamik ve genç bir görünüme ulaşılabilir.
Alanında uzman hekimlerce kişiye özel planlanan çene dolgusu uygulaması oldukça güvenli ve yüksek memnuniyet oranına sahip ameliyatsız estetik tedaviler arasındadır. Her ne kadar komplikasyon görülme riski son derece düşük olsa da ameliyatsız çene estetiği sonrasında da belirli kurallara uyum sağlanmalıdır.
Bu yazımızda “Çene dolgusu nedir?” ve “Çene dolgusu kimlere yapılır?” gibi önemli soruların yanıtları ile birlikte çene dolgusu sonrası dikkat edilmesi gerekenler hakkında bilgi bulabilirsiniz.
Çene Dolgusu Uygulamasına Hızlı Bakış
Çene ucunun ve çene konturunun şekil ve yapı bakımından iyileştirilmesi amacıyla dermal dolgu malzemelerinin ya da kişinin kendisinden alınan kök hücre bakımından zengin yağ dokularının özel işlemlerden geçirilmesi sonucu elde edilen yağın bölgeye enjeksiyonuna dayanan ameliyatsız estetik uygulama; çene dolgusu olarak adlandırılır.
Çene dolgusu;
- Çenesindeki asimetri sorununun giderilmesini,
- Çenesinin daha orantılı bir görünüme sahip olmasını,
- Jawline bölgesinin belirginleşmesini isteyen;
- Çene ucu fazla sivri, düz, belirsiz ya da geride olan kişilere uygulanabilir.
Çene dolgusu uygulaması öncesi bölgeye lokal anestezik etkili krem sürülür. Genellikle içerisinde hyaluronik asit bulunan dolgu malzemeleri ya da kişinin kendi yağ dokusu bölgeye enjekte edilir. Uygulamanın kalıcılık süresi tercih edilen yönteme ve kişinin cilt yapısına göre değişiklik gösterebilir.
Çene Dolgusu Sonrası Dikkat Edilmesi Gerekenler
Çene dolgusu güvenli ve konforlu bir uygulama olarak kabul edilir. Ancak uygulama sonrası yan etki riskinin minimize edilebilmesi için dikkat edilmesi gereken bazı noktaların olduğu bilinmektedir.
Çene dolgusu uygulamasından sonra:
- Çene hattı ve çene ucu bölgelerinin temiz tutulması gerekir. Hijyenin sağlanması enfeksiyon riskini azaltacaktır.
- Bölgeye çok sert temas edilmemesi önemlidir. 1 gün boyunca zorlayıcı hareketlerden kaçınmak faydalı olacaktır.
- Uygulamadan sonra birkaç gün boyunca devam eden kızarıklık ve şişlik görülebilir. Olası yan etkilerin kendiliğinden geçmesi beklenmelidir.
- Enfeksiyon riskinin azaltılabilmesi için 1 gün bölgeye makyaj malzemelerinin değdirilmemesi tavsiye edilir.
- Erken dönemde havuza ve denize girilmemeli, bölge güneşe doğrudan maruz bırakılmamalıdır. Güneşe çıkılması gerekiyorsa güneş kremlerinin sürülmesi ihmal edilmemelidir.
Çene Dolgusu Avantajları Nelerdir?
Çene bölgesindeki şekil bozukluklarının ve asimetrilerin giderilmesi için pratik, güvenli ve konforlu bir çözüm olarak öne çıkan çene dolgusu;
- Ameliyatsız bir tedavi yöntemidir. Ameliyatsız nitelik taşıması cerrahiye bağlı risklerin ortadan kalkmasına ve iyileşme sürecinin yüksek oranda konforlu olmasına yol açar. Uygulama lokal anestezi etkili krem uygulamasının ardından yapılır, tamamen ağrısız ve acısızdır.
- Çenedeki asimetri ve şekilsel sorunların hızlı bir şekilde giderilmesini sağlar. Dakikalar içerisinde tamamlanan uygulama sonrası hastalar günlük hayatlarına geri dönebilirler.
- Çene hattının belirginleştirilmesini sağlar. Çene hattındaki belirginleşme sonucu kişinin yüz şekli iyileştirilir, daha genç ve dinamik bir yüz şekline kavuşulması sağlanabilir.
- Hızlı ve güvenli şekilde daha estetik bir profil görünümüne ulaşmayı sağlar.
Alanında uzman hekimler tarafından gerçekleştirilen çene dolgusu uygulaması sonrası komplikasyon gelişme riski azdır. Bölgenin temiz tutulması, bölgeye sert temasta bulunulmaması ve makyaj ürünlerinden birkaç gün uzak durulması iyileşme sürecinin sorunsuz geçmesi adına önemlidir.
Karbon Peeling Yaptırmadan Önce Bilmeniz Gerekenler
Cildin canlılığını kaybetmesi, cilt lekelerinin belirginlik kazanması ve cilt kalitesinin azalması gibi istenmeyen durumlara karşı etkili çözümler sunan karbon peeling, son yıllarda en çok tercih edilen cilt bakımı uygulamaları arasında yer alıyor.
Karbon solüsyon ve Q Switch lazer kullanımı ile gerçekleştirilen karbon peeling uygulaması, sağlıklı ve canlı bir cilde kavuşmaya yardımcı oluyor. Peeling uygulamalarının genel faydalarına ek olarak aktif karbon faydalarını da sunan karbon peeling işlemi, cildin derinlenmesine temizlenmesine ve canlı bir görünüme sahip olmasına katkı sağlıyor.
Siz de karbon peeling yaptırmayı düşünüyorsanız, yazımızda karbon peeling işlemi hakkında en çok merak edilen soruların yanıtlarını keşfedebilirsiniz.
Karbon Peeling Nedir?
Cilt sağlığını artırmak için öne çıkan yöntemlerden biri olan karbon peeling; temiz cilde karbon solüsyonun ince bir tabaka halinde sürülmesi, kurutulması ve daha sonra lazer atışları ile karbon maskenin ciltten uzaklaştırılması yoluyla gerçekleştirilen cilt bakımı uygulamasıdır.
Kömürün yüksek ısıya maruz kalması sonucu oluşan aktif karbon toz haline getirilir. Toz formunda olması moleküller arasında boşluklar oluşması ile sonuçlanır. Bu boşluklar ciltteki kimyasal maddeleri yakalarken aynı zamanda cilt tarafından daha kolay absorbe edilmesinin nedenidir.
Karbon Peeling Uygulamaları Nelerdir?
Karbon peeling cilt uygulamaları çoklu faydaları ile öne çıkan medikal cilt bakım yöntemlerindendir. Cildi arındıran, ciltteki yağ oranını dengeleyen, cilt lekelerini minimize eden ve cilt gençleştirme etkisi sunan karbon peeling uygulaması kullanım amaçları ve alanları şu şekilde sıralanabilir:
- Güneş ışınları, hormonal değişimler ve vitamin eksiklikleri gibi farklı nedenlerle oluşabilen cilt lekeleri kişilerin görünümü ile ilgili kaygı hissetmesine neden olabiliyor. Cilt lekelerinin görünümünü azaltan karbon peeling, etkili leke tedavisi seçenekleri arasında yer alıyor.
- Karbon peeling uygulaması ciltteki lekelerin görünümünü azaltırken aynı zamanda cilt tonunun dengelenmesine de katkı sunuyor. Böylece makyaj rutinlerinde cilt tonunu dengelemek için kullanılan ürünlere duyulan ihtiyaç azalabiliyor.
- Karbon solüsyonun etkileri ile Q Switch lazer uygulamalarının faydalarını birleştirilen karbon peeling uygulaması ile ciltte derinden yüzeye bir gençleştirme sağlanabiliyor. Cilt altı dokuların uyarılması sonucu kolajen ve elastin üretiminin tetiklenmesi ciltteki ince kırışıklıkların ve çizgilerin görünümün azaltılması ile sonuçlanabiliyor.
- Yenilenen ve derinden yüzeye onarılmaya başlayan ciltte karbon peeling ile çeşitli değişimler elde edilebiliyor. Bu değişimlerden biri de gözeneklerde meydana gelen sıkılaşma. Uygulama sürecinden önce temizlenen ve karbon solüsyonla buluşan cilde doğru sıklıkta atılan lazer atışları, termal etki yaratarak gözenek yapısının sıkılaşmasına ve cildin canlanmasına destek oluyor.
- Karbon peeling akne ve siyah nokta gibi yaygın görülen cilt sorunlarının tedavisi dahilinde de gündeme gelebiliyor. Cilt sağlığının genel anlamda iyileştiren cilt bakımı ile akne izlerinden kurtulmak da söz konusu olabiliyor.
Karbon Peeling Nasıl Uygulanır?
Karbon peeling uygulaması cilt derinlemesine temizlendikten sonra karbon solüsyonun yüze sürülmesi ile başlar. Karbon solüsyonun kuruması beklenir ve solüsyon kuruyup maske formunu aldıktan sonra kişiye özel belirlenen plan doğrultusunda q Switch lazer ile karbon maske ciltten uzaklaştırılır. Son aşamada cilt temizlenir, özel bakım kremleri sürüldükten sonra hastanın cilt bakımı seansı sonlandırılır.
Karbon Peeling Etkisi Ne Kadar Sürer?
Etkisini uzun süre koruyan cilt bakım protokolleri arasında yer alan karbon peeling ile 1-2 sene daha canlı görünen bir cilde sahip olmak mümkün olabilir. Kalıcılık süresi sona erdiğinde kişiye özel planlanan cilt bakımı, gerektiği takdirde yenilenebilir.
Karbon Peeling Zararlı mı?
Karbon peeling sırasında kullanılan lazer cihazının FDA onaylı olup olmadığının sorgulanması son derece önemlidir. FDA onaylı lazer cihazlarının kullanıldığı, kişiye özel planlanan ve alanında uzman hekimlerce uygulanan karbon peeling hassas ciltlerde dahi güvenle tercih edilebilir.
Şakak Dolgusu Hakkında Bilinmesi Gerekenler
Temporal dolgu olarak da bilinen şakak dolgusu, giderek daha çok tercih edilen yüz gençleştirme uygulamalarından biridir. Ameliyatsız estetik sınıflandırmasında yer alır ve kişinin ifadesinde belirgin bir değişimi beraberinde getirir. Bu yazımızda şakak dolgusu hakkında bilinmesi gerekenler hakkında bilgi bulabilirsiniz.
Yaşlanma, cilt bakım süreçlerinin yanlış ya da eksik uygulanması, yıllar içerisinde mimik hareketlerinin ciltte yer etmesi, cildin hacim kaybetmesi ve cildin maruz kaldığı çevresel faktörler… Tüm bu nedenler ciltte estetik kaygıların oluşmasına neden olan, kişinin yüz ifadesini değiştiren ve öz güven kaybına yol açabilen değişimlerin oluşmasına neden oluyor.
Şakak bölgesi ve çevresinde meydana gelen çökme de kişinin olduğundan daha yaşlı ve yorgun görünmesine yol açabiliyor. Şakak bölgesinde meydana gelen hacim kaybı yüzdeki kemiklerin belirginleşmesi, kaşların ve göz kapaklarının düşmesi ile sonuçlanabiliyor.
Günümüzde medikal estetik tedavi yöntemlerinin çeşitlenmesi ile daha genç bir cilde ve ifadeye ulaşmak mümkün olabiliyor. Bu yöntemlerden biri de şakak dolgusu.
Şakak Dolgusu Nedir?
Şakak bölgesinde meydana gelen hacim kayıplarının ve hacim kayıplarına bağlı olan çökmelerin giderilmesi amacıyla gerçekleştirilen ameliyatsız estetik uygulaması şakak dolgusu olarak adlandırılır.
Şakak bölgesinde meydana gelen hacim kayıpları kişinin yüz ifadesinde değişime neden olabiliyor. Yüzde kemikli ve sert bir görünüme yol açmakla birlikte kaş ve göz kapağı gibi anatomik kısımlarda düşüklüğü tetikleyebiliyor.
Şakak Dolgusu Nasıl Yapılır?
Şakak dolgusu uygulamasında kullanılabilen farklı yöntemler mevcut. Bu noktada karşımıza hyaluronik asit içeren dolgu malzemelerinin ya da kişinin kendisinden alınan yağın özel işlemlerden geçirilip bölgeye enjeksiyonu alternatifleri çıkıyor. Yağ enjeksiyonu ve dermal malzemelerde dolgu uygulamaları arasından seçim yaparken hastanın cilt yapısının, beklentilerinin ve ihtiyaçlarının değerlendirilmesi gerekiyor.
Gerçekleştirilen muayene ardından tercih edilen yönteme göre hazırlık prosedürleri değişiyor. Enjeksiyon malzemeleri hazırlanlandıktan sonra bölge lokal anestezik krem ile uyuşturuluyor. Lokal anestezik krem etkisini gösterdikten sonra kişinin ihtiyaçları doğrultusunda belirlenen miktarda dolgu malzemesi ile şakaklar şekillendiriliyor. Uygulama 10 – 15 dakika gibi kısa bir sürede tamamlanıyor ve hastalar günlük yaşantılarına hemen dönebiliyor.
Şakak Dolgusu Kalıcı mıdır?
Şakak bölgesinde meydana gelen hacim kaybı sonucu ifadesi değişen kişilerin yüz gençleştirme amacıyla tercih edebileceği şakak dolgusu hakkında en çok merak edilenlerden biri de uygulamanın kalıcılık süresi. Yağ enjeksiyonu ile şakak dolgusu uygulaması sonrası bölgeye enjekte edilen yağ dokusunun bir miktarı vücut tarafından emilmekle birlikte bir kısmı kalıcılığını koruyabiliyor. Hyaluronik asit içeren dolgu malzemeleri ile gerçekleştirilen uygulamanın etkisi ise gerek dolgu malzemesinin kalitesi gerek kişinin cilt yapısına göre 12 ila 18 ay kalıcılığını sürdürebiliyor.
Şakak Dolgusu Faydaları Nelerdir?
Şakak dolgusu, yüz gençleştirme amacıyla uygulanan ameliyatsız estetik uygulamalardan biridir. Temel faydalarından biri cerrahi nitelik taşımamasıdır. Her ne kadar sonuçları belirli bir zaman dilimiyle sınırlı olsa da tekrarlanabilir. Son derece güvenlidir ve iyileşme süreci konforlu bir şekilde tamamlanır.
Bilinmesi gereken ise uygulamanın güvenli, sağlıklı ve etkili olabilmesi için yalnızca alanında uzman hekimlerce gerçekleştirilmesi gerektiğidir. Şakak bölgesine yağ enjeksiyonu ya da hyaluronik asit içeren dolgu malzemelerinin enjeksiyonu anatomik bilgisi olan uzmanlar tarafından yapılmalıdır. Böylelikle şakak dolgusu uygulaması yaptıran kadınlar da erkekler de uygulamanın faydalarını yaşayabilirler.
Şakak dolgusu uygulaması ile;
- Mimikler nedeniyle bölgede oluşan çökme, kırışıklıklar ve çizgiler gibi yaşlanma belirtilerinin azalması,
- Temporal bölge içerisinde yer alan kaş ve göz kapağı gibi bölgelerde lifting etkisi elde edilmesi,
- Yüzde daha enerjik ve genç bir görünüme kavuşulması,
- Genel olarak yüz gençleştirme etkisi sağlanması mümkün olabilir.
Sağlıklı Bir Cildin Sırrı: Kozmetik Dermatoloji
Estetik dermatoloji olarak da adlandırılan kozmetik dermatoloji, cilt sağlığını iyileştirmek ve ciltteki yaşlanma belirtilerini minimize ederken yenilerinin oluşmasının engellenmesi için gerçekleştirilen ameliyatsız tedavi yöntemlerini ifade etmek için kullanılan çatı bir tanımlamadır. Cildiyenin özelleşmiş dalı olarak karşımıza çıkan kozmetik dermatoloji sayesinde cilt kalitesinde artış elde edilmesi ve kişinin daha iyi hissetmesine yönelik değişimlerin gerçekleştirilmesi sağlanır.
Yaşın ilerlemesi, cilt bakımı süreçlerinin aksatılması, gün içerisinde maruz kalınan çevresel faktörler ve hatta beslenme alışkanlıkları cildin elastikiyetinin korunmasını sağlayan elastinin ve doku bütünlüğünde görev yapan kolajenin üretiminin azalmasına neden olur. Cilt görünümünde etkili bu maddelerin azalması ciltte belirginlik kazanan hacim kayıplarına, yaşlanma belirtilerine ve nihayetinde kişinin estetik kaygılar duymasına yok açar.
Ciltte meydana gelen kusurların ve belirli ölçüye kadar olan deformasyonların tedavisi kapsamında kozmetik dermatoloji alanına giren yöntemlere başvurulması gerekebilir. Farklı tedavi yöntemleri sayesinde cilt tonunun eşitlenmesi, ciltteki kırışıklık görünümünün azaltılması, cilt altı yağ dokusunun miktarının düşürülmesi, ciltte gençleşme etkisinin elde edilmesi ve ciltte kozmetik sorunlara yol açan akne ve yara izlerinin hafifletilmesi sağlanabilir. Tüm bunlara ek olarak kozmetik dermatoloji çatlakların ve selülitlerin giderilmesi için de çözüm sunar.
Sıklıkla Uygulanan Kozmetik Dermatoloji Tedavileri
Temel amacı cilt görünümünün iyileştirilmesi olan kozmetik dermatoloji tedavi süreçleri planlanırken hastanın cilt tipi, cildinin ihtiyaçları, beklentileri ve hedefleri göz önünde bulundurulur. Sıklıkla uygulanan kozmetik dermatoloji tedavileri şu şekilde sıralanabilir:
Dolgu Uygulamaları
En sık tercih edilen kozmetik dermatoloji tedavi yöntemlerinin başında dolgu uygulamaları gelir. Dolgu uygulamaları ile yüz hatlarının şekillendirilmesi sağlanabilirken ciltteki hacim kayıpları giderilebilir. Uygulama bölgesi doğrultusunda farklı tipte dolgu malzemeleri bulunmakta, tedavinin uygulama teknikleri değişiklik gösterebilmektedir.
Hyaluronik asit içeren dolgu malzemeleri sıklıkla tercih edilir. Hyaluronik asidin en önemli özelliği ciltte su tutulumunu artırması ve cildi ihtiyaç duyduğu nemle buluşturularak cilde hacim kazandırmasıdır. Dudak dolgusu, boyun dolgusu, çene dolgusu, elmacık kemiği dolgusu ve alın dolgusu uygulamalarında kullanılan malzemelerin içerisinde genellikle hyaluronik asit bulunur.
Microneedling
Yaşlılık lekelerinin, cilt tonundaki eşitsizliklerin, cilt çatlaklarının, ciltteki çizgi ve kırışıklıkların azaltılması amacıyla uygulanan kozmetik dermatoloji tedavilerinden biri, mikro iğneleme olarak da adlandırılan microneedling uygulamasıdır. Cilt yüzeyinde mikro iğnelerle oluşturulan kontrollü hasarlar sonrasında cildin kendini onarma mekanizması devreye girer. Kolajen ve elastin üretiminin tetiklenmesini sağlayan mikro iğneleme ile ciltte yenilenme mümkündür.
Lazer Epilasyon
Vücudun farklı bölgelerindeki istenmeyen tüyler kişilerin hareketlerini ve kıyafet tercihlerini kısıtlarken öz güven kayıplarını beraberinde getirebilir. Çeşitli epilasyon yöntemleri ile istenmeyen tüylerden kurtulmak mümkün olmakla beraber bu epilasyon yöntemlerinin etkisi geçici olduğundan hedeflenen konfor elde edilemeyebilir. Lazer epilasyon istenmeyen tüylerden kalıcı olarak kurtulmak mümkün olabilmektedir. Farklı dalga boylarına sahip olan, etki mekanizmaları farklılaşabilen ve FDA onaylı cihazlar ile gerçekleştirilen lazer epilasyon tedavisinde farklı genişlikte başlıklar kullanılabilir. Epilasyon yapılacak alanın özellikleri doğrultusunda başlıklar değiştirilebilir.
Bot. Toks. Tedavisi
Ciltteki kırışıklıkların ve mimik izlerinin hafiflemesi amacıyla uygulanan Bot. Toks. Tedavisi ile enjeksiyon bölgesindeki kasların kasılma yeteneği geçici olarak kısıtlanır. Kasların tekrarlayan şekilde kasılması sonucu oluşan kırışıklıkların açılmasını destekleyen Bot. Toks tedavisi yeni kırışıklıkların oluşumunu da geciktirici etki yaratır. Alın, kaşların arası ve kaz ayakları Bot. Toks. tedavisinin en sık uygulandığı yüz kısımlarıdır.
Mezoterapi
Canlılığını yitiren, yaşlanma belirtilerinin belirginleşmeye başladığı ciltlerde yenileyici, onarıcı ve gençleştirici etki yaratan mezoterapi, kozmetik dermatolojide sıklıkla uygulanan tedavi prosedürlerinden biridir. Cildi gençleştirmek, sıkılaştırmak ve ciltteki fazla yağı gidermek için cilt altına enzimlerin, vitaminlerin, bitki özlerinin, amino asitlerin ve minerallerin enjekte edilmesine dayanan mezoterapi saç dökülmesine, selülitlere ve çatlaklara da etki gösterebilmektedir.











