İzmir Leke Tedavisi
Ciltteki lekeler veya hiperpigmentasyon, cildin bazı bölgeleri normalden daha fazla melanin ürettiğinde ortaya çıkar. Melanin, gözlere, cilde ve saça rengini veren pigmenttir. Ciltteki lekelerin rengi, açık kahverengiden koyu kahverengiye kadar değişebilir. Lekeler, genellikle, yüz, eller, sırt ve omuzlar gibi güneşe en çok maruz kalan bölgelerde yoğunlaşır.
Cilt Lekelerinin Nedenleri
Ciltte oluşan koyu lekelerin birkaç farklı nedeni vardır:
- Güneş hasarı
Güneş lekeleri, güneş koruyucu, gölgelik ya da uygun giysilerle korunmaksızın güneşe direkt olarak ve uzun süre maruz kalmaya bağlı oluşan cilt lekeleridir. Yüz, eller veya kollar gibi vücudun en çok güneşe maruz kalan bölgelerinde oluşurlar.
- Hormonal değişiklikler
Melazma, küçük cilt lekelerine yol açan bir cilt rahatsızlığıdır. Bu durum, özellikle gebelik dönemindeki kadınlarda yaygındır. Yapılan araştırmalar, hamilelikte salgılanan bazı hormonların melazmayı tetiklediğini göstermiştir.
- İlaç yan etkileri
Bazı ilaçlar cilt pigmentasyonunu artırabilir ve koyu lekelere neden olabilir.
- İltihap
Ciltte bir miktar iltihaplanmadan sonra koyu lekeler oluşabilir. Egzama, sedef hastalığı ve akne gibi çeşitli nedenlerle ciltte lekelenme meydana gelebilir.
- Yara iyileşmesi
Böcek ısırması, yanık veya kesiklerden sonra etkilenen cilt bölgesinde koyu lekeler kalabilir. Bu lekeler zaman içinde kaybolma eğilimindedir.
- Tahriş
Kozmetik cilt veya saç ürünleri cildi tahriş ederek koyu lekelerin oluşmasına neden olabilir.
- Şeker hastalığı
Diyabet, cildin bazı bölgelerinde koyulaşmaya neden olabilir.
Cilt Lekelerinin Tedavisi
İlaç tedavilerine ek olarak bazı kozmetik dermatoloji tedavileri ciltteki lekeli görünümü azaltmakta çok etkilidir.
Cilt lekeleri için uygulanan kozmetik prosedürler şunlardır:
- Lazer tedavisi
Ablatif lazer yüzey yenileme, kolajen üretimini teşvik etmek için lekeli cilt bölgesinin alt katmanlarını ısıtır ve cildin daha pürüzsüz, daha düzgün bir görünümde iyileşmesini sağlar.
- Yoğun darbeli ışık (IPL)
IPL, özelikle çiller ve benler için tercih edilen bir tedavidir. Tedaviden sonra cilt lekeleri birkaç gün içinde soyulmaya başlar.
- Kimyasal peeling
Kimyasal peeling, lekeli cildin dış tabakasını soymak için kimyasal bir çözelti kullanarak güneşten zarar görmüş cildin görünümünü iyileştirir.
- Mikrodermabrazyon
Mikrodermabrazyon, cildinizi profesyonel düzeyde eksfoliye eden bir tedavidir. Kimyasal peeling gibi, üst dermal tabakayı soyar ve yaşlanma belirtisi gösteren lekeli hücreleri yok eder.
- Kriyoterapi
Kriyoterapi, güneş lekelerini ve diğer cilt lezyonlarını sıvı nitrojen solüsyonu ile dondurarak giderir.
Hangi tedaviyi seçerseniz seçin, cildinizi güneşten koruyarak yeni cilt lekelerinin oluşmasını önlemelisiniz. Bunun için, özellikle İzmir gibi güneşli şehirlerde, her gün dışarı çıkmadan önce en az SPF 30 korumaya sahip bir güneş koruyucu krem kullanmanız önerilir.
Dermatoloğunuz, cilt lekelerinizin nedenini belirleyerek size en uygun tedavi planını hazırlayacaktır. İzmir’de leke tedavisi konusunda hizmet veren kliniklerden biri olan Heraderma Dermatoloji Kliniği, tıbbi tedavileri kozmetik dermatoloji uygulamalarıyla birleştirerek yetkin ve deneyimli ekibiyle hastalarına kapsamlı ve etkili tedavi planları hazırlamaktadır.
Kuru Cilt Bakımı Nasıl Yapılır?
Pul pul, kaşıntılı ve kuru bir cilde sahip olanlar, ciltlerindeki rahatsız edici gergin histen ve kuru görünümden kurtulmak için nemlendirici bakım ürünlerini hayatlarından eksik etmezler. Aslında, kuru cildi rahatlatmak sadece üzerine ne sürdüğünüzle ilgili değildir. Aynı zamanda cildinizi, etrafınızdaki havayı ve hatta giysilerinizi nasıl temizlediğinize de bağlıdır. Bu yazıda, kuru cilt tipine sahip olanların hayatını kolaylaştıracak 5 öneriyi bir araya getirdik.
Kuru Cilde Sahip Olanlar için Öneriler
1. Sıcak değil ılık suyla duş alın.
Sıcak su, vücudun doğal yağ bariyerini aşındırabilir ve kuru cilde sahip olanların nemi hapsederek ciltlerini pürüzsüz ve nemli tutmak için bu bariyere herkesten fazla ihtiyacı vardır. Bu yüzden banyoda su sıcaklığını düşürün ve uzun süre banyoda kalmamaya dikkat edin. Cilt bakımı uzmanları, kuru cilt tipine sahip olanlara 5 ila 10 dakikadan uzun sürmeyen kısa ve ılık duşlar önermektedir. Duş sonrası vücudunuzu ve yüzünüzü nazikçe kuruladıktan sonra nemlendirmeyi unutmayın.
2. Cildinizi yumuşak ürünlerle temizleyin.
Sabun kullanımı cildinizin kuruluğunun artmasına katkıda bulunabilir. Seramidler, cildinizin dış bariyerini oluşturan yağlı moleküllerdir. Cildin nemi tutmasına yardımcı olurlar. Bazı cilt bakım ürünleri, yaşla birlikte kaybettiklerimiz seramidlerin yerine sentetik seramidler kullanır. Kullanacağınız cilt temizliği ürünleri için dermatoloğunuza danışabilirsiniz. Kullandığınız temizleyici ürünleri, cildinizi tahriş etmeyecek şekilde, az miktarda ve yumuşak dokunuşlarla uygulamaya özen göstermelisiniz.
3. Güneşten korunun.
Güneş hasarı, kuru cildin, kırışıklıkların ve lekelerin arkasındaki ana nedenlerden biridir. Yıl boyunca geniş spektrumlu bir güneş koruyucu kullanarak ve doğru şekilde giyinerek bu hasarı önlemeye yardımcı olabilirsiniz. Cildinizin kurumasını engellemek için yaz aylarında, hafif ve bol giysiler tercih edin ve geniş kenarlı bir şapka kullanın.
4. Nemlendirici cilt ürünlerini hayatınızdan eksik etmeyin.
En basit nemlendirici ürünler bile kuru cildi rahatlatabilir. Nemi hapsetmek için banyodan birkaç dakika sonra hafif nemli cilde kalın bir nemlendirici uygulayın. Ellerinizi her yıkadığınızda nemlendirin, böylece buharlaşan su, kuru cildinizden daha fazla nem çekmez.
Losyon yerine merhem veya krem kullanın. Merhemler ve kremler, losyonlardan daha etkilidir ve daha az tahriş edicidir. Aşağıdaki bileşenlerden birini veya birkaçını içeren bir krem veya merhem kuru cildinizi rahatlatacaktır:
- Jojoba yağı
- Zeytinyağı
- Dimetikon
- Gliserin
- Hyalüronik asit
- Laktik asit
- Lanolin
- Vazelin
- Shea yağı
5. Kışın evinizin havasını nemli tutun.
Soğuk ve kuru hava, kuru ve tahriş olmuş cildin yaygın bir nedenidir. Evinizi ısıtmak sizi sıcak tutar, ancak aynı zamanda havadaki nemi de gidererek kuru cildi daha da kuru hale getirebilir. Eksik nemi hızlı ve kolay bir şekilde yenilemek için bir hava nemlendiricisi kullanabilirsiniz. Ayrıca, higrometre adı verilen nem ölçerler ile havadaki nemi kolayca takip edebilirsiniz.
Paris Işıltısı
Paris Işıltısı Nedir?
Paris Işıltısı, cilde ışıltılı ve pürüzsüz bir görünüm kazandıran yaşlanma karşıtı bir mezoterapi uygulamasıdır. Bu uygulama, cildi derinlemesine nemlendirmek, ince çizgileri hafifletmek, genişlemiş gözeneklerin görünümünü düzeltmek ve cildin parlaklığını artırmak için cildi içeriden uyarır.
Paris Işıltısı, ideal cilt hücresi ekosistemini yeniden oluşturabilen 50’den fazla aktif bileşenin benzersiz bir karışımıdır. Hyaluronik asit bazlı bir dolgu maddesi olan Paris Işıltısı, su tutma özelliği sayesinde cilde hacim ve nem kazandırır, kırışıklıkları ve ince çizgileri yumuşatır. Ayrıca, bileşimdeki hyaluronik asit, cildin genel dokusunu ve görünümünü iyileştirerek elastin ve kolajen üretimini uyarır.
Paris Işıltısı uygulamasında kullanılan bileşim, hyaluronik aside ek olarak, aşağıdaki bileşenleri içerir:
- Kolajen ve elastin üretimini artıran 24 amino asit
- Cilt hücrelerinin yaşamsal işlevlerini teşvik eden 14 vitamin (A, B, C ve E ve diğer vitaminler)
- Deri dokusunun biyokimyasal reaksiyonlarında katalizör görevi gören 6 koenzim
- Hücresel iletişimi teşvik eden 5 nükleik asit bazı
- Derideki eksiklikleri gideren 4 mineral
- Ve cildi serbest radikal hasarına karşı koruyan 2 antioksidan
Paris Işıltısı Hangi Bölgelere Uygulanır?
Paris Işıltısı, cilde ışıltı ve canlılık kazandırarak yaşlanmanın ilk belirtilerini tedavi etmeye çalışan bir mezoterapi uygulamasıdır. Paris Işıltısı uygulamasında kullanılan dermal dolgu maddesi, ciltteki ince çizgileri düzeltirken cilde sağlıklı bir parlaklık kazandırır. Uygulama, yüz, boyun, dekolte, bilek içleri, uyluk içleri ve karın bölgesinde kullanılmak üzere tasarlanmıştır.
Paris Işıltısı Nasıl Çalışır?
Paris Işıltısı uygulamasında kullanılan özel bileşimli enjeksiyon, ilk uygulamadan sonra cildin nemi tutmasına yardımcı olarak, cilde sağlıklı ve tazelenmiş bir görünüm kazandırır. Zamanla, formülün diğer aktif bileşenleri, yeni cilt hücrelerinin üretimini teşvik ederek genel cilt kalitesini iyileştirmeye yardımcı olur.
Paris Işıltısı enjeksiyonunda bulunan vitaminler, hücre fonksiyonlarını uyarmak için çalışırken, nükleik asit bazları hücreler arasındaki iletişimi iyileştirir. Bileşimdeki koenzimler, biyokimyasal reaksiyonları katalize eder, amino asitler protein üretimini uyarır, mineraller ise cilt eksikliklerini önler ve onarır. Son olarak, bileşimde yer alan aktif antioksidanlar, serbest radikallerin cilde daha fazla zarar vermesini önler. Bu bileşenler, cildin görünümünü düzeltirken zamanla sağlığını da iyileştirir.
Uygulama sonrası ilk 2 gün, uygulama yapılan bölgede hafif kızarıklık ve ödem oluşabilir. Bu etki zamanla kaybolacaktır. Paris Işıltısı uygulamasının sonuçları ilk seanstan itibaren görülebilir. Uygulamanın etkisi 3 ay sürer ve bu süre her uygulama sonrası kademeli olarak artar.
Masseter Botoksu
Masseter Bot. Toks. Nedir?
Masseter, çiğnemeye yardımcı olan kaslardan biridir. Yüzün yanlarında bulunur ve elmacık kemiğini alt çene kemiğine bağlar. Bot. Toks. , kırışıklık önleme ve kas gevşetme için başvurulan cerrahi olmayan etkili bir tedavidir. Masseter kasındaki sinir sinyallerini geçici olarak bloke etmek için kullanılan Bot. Toks. tedavisi ile masseter kasının aşırı aktivitesine bağlı diş sıkma (bruksizm) ve diş gıcırdatma gibi problemleri gidermek, çene gerginliğini, ağrıyı ve kenetlenmeyi azaltmak, baş ağrısını hafifletmek ve daha az köşeli daha dengeli bir yüz şekli oluşturmak mümkün hale gelmiştir.
Bruksizm nedir?
Bruksizm, dişleri istemsiz şekilde sıkma veya gıcırdatma eylemidir. Zamanla dişleri yıpratan bu istemsiz hareket, baş bölgesinde, kulak, boyun ve çene kaslarında ağrıya neden olur. Masseter Bot. toks. u tedavisi ile doğrudan kas içine Bot. Toks. enjekte ederek, çenenin bu istemsiz hareketinin yarattığı basınç azaltılabilir.
Masseter Bot. Toks. Uygulaması Nasıl Yapılır?
Uzman uygulayıcı, uygulamadan önce enfeksiyon riskini azaltmak için cildinizi temizleyecektir. Bölgeyi uyuşturmak için topikal anestezi kullanılabilir.
Gerekli miktarda Bot. Toks. ile hazırlanan ince iğneli enjektörü, doğrudan masseter kasına uygulanır. Ağrısız ve güvenli Masseter Bot. Toks. işlemi, toplam 10-15 dakika sürer. Tedavi sonrası günlük aktivitelere ve sosyal hayata derhal dönülebilir, yalnızca tedavi edilen alanı ovalamaktan ya da o bölgeye baskı uygulamaktan kaçınılmalıdır.
Tedavi sonrası, Bot. Toks. enjeksiyonları, masseter kasını hareketini sınırlayarak gevşetmeye yardımcı olur. Bot. Toks. enjekte edildikten sonra kas, işlevini yapmaya devam edecek ancak önceki kadar sıkı çalışmayı ve çok fazla baskı uygulamayı bırakacaktır. Masseter kası, Bot. Toks. tedavisi ile normalden fazla çalışmayı bıraktığından normal boyutuna geri dönecektir. Bu da çenenize daha ince ve oval bir görünüm kazandırarak yüzünüzün oranını ve dengesini iyileştirecektir.
Kimler Masseter Bot. Toks. Yaptırabilir?
Masseter kasına Bot. Toks. enjeksiyonu, dişlerini gıcırdatan, sıkan, sık gerginlik veya migren baş ağrıları yaşayan hastalar ile çene çizgisi nedeniyle yüz şeklini beğenmeyen ve daha kadınsı görünmek isteyen kişiler için idealdir. Fazla gelişmiş bir masseter kası, yüze kare bir şekil kazandırabilir ya da çenenizin bir tarafını diğerinden daha belirgin hale getirerek yüz asimetrisine neden olabilir.
Uygulamanın incelme etkisi kişiden kişiye değişir, sonuçlar birkaç uygulama sonrası daha net ortaya çıkar. Uzun süreli etki için Masseter Bot. Toks. tedavisi, doktorunuzun tavsiyesine bağlı olarak belli aralıklarla tekrarlanmalıdır. Her prosedürde olduğu gibi, Masseter Bot. Toks. tedavisinde de alanında uzman ve deneyimli bir hekim ile çalışmak önemlidir. Bu hassasiyet, uygulamaya bağlı komplikasyon riskini azaltacak ve istediğiniz sonuçlara güvenli bir şekilde ulaşmanızı sağlayacaktır.
Mezoterapi Nedir?
Mezoterapi uygulaması, ideal olarak kırışıklıkları gidermeye ve cildin genel olarak daha genç ve taze görünmesine yardımcı olan minimal invaziv bir dermatolojik tedavi yöntemidir. Mezoterapide, kişiye özel hazırlanan ilaçlar ve etken maddeler, ince, kısa iğneler veya özel bir mezoterapi cihazı ile tedavi edilecek bölgede doğrudan cilde enjekte edilir. Mezoterapide kullanılan maddeler dermatoloji uzmanı tarafından uygulanacak bölgeye ve ihtiyaca göre seçilir ve bölgesel olarak küçük dozlarda enjekte edilir. Karışıma her zaman hafif bir anestetik eklendiğinden, enjeksiyon rahatsız edici bir ağrıya neden olmaz.
Mezoterapi ile cilde kazandırılan nem ve besin, kan dolaşımının artmasına ve yeni kolajen ve elastik liflerin oluşumuna yol açar. Sonuç, cilt yüzeyinin iyileştirilmesi, kırışıklıkların ve gözeneklerin giderilmesiyle gözle görülür cilt gençleşmesidir. Yöntem yüz, boyun, dekolte ve ellerde yaşlanma belirtilerini ortadan kaldırır.
Mezoterapi Nasıl Çalışır?
Mezoterapi cilt yapısını onarır, cilt yaşlanmasını ve kırışmayı engeller. Mezoterapide, ayrı ayrı oluşturulan solüsyonlar ve jeller (hyaluronik asit) mikro enjeksiyonlar yoluyla doğrudan cildin orta tabakasına verilir. Maddeler ciltte depolanır ve birkaç ay çevre dokuya salınır. Tedavi ile birlikte derinin onarım süreci başlatılır.
Mezoterapinin etkisi, hedeflenen lokal uygulamaya ve iğne batmasının uyarıcı fiziksel etkisine dayanır, kademeli olarak salınan aktif maddelerle bir deri deposu oluşturur, bu da hızlı ve aynı zamanda kalıcı bir etki sağlar. Aktif bileşenler cildin orta katmanlarına ulaştığında, hücrelerin yenilenmesini ve metabolizmasını uyarır, kan dolaşımını iyileştirir, bağ dokusuna oksijen tedarikini ve cildin nem tutmasını sağlar.
Ciltteki sarkmalar, mezoterapi sonrası önemli ölçüde toparlanır, cilt daha sıkı ve pürüzsüz görünür. Küçük kırışıklıklar görünmez hale gelir, cilt taze ve aynı zamanda doğal bir görünüm kazanır. Son olarak, mezoterapi sayesinde cilt, daha fazla esneklik ve elastikiyet kazanır.
Mezoterapi Uygulamasında Hangi Aktif Maddeler Kullanılır?
Mezoterapi uygulamasında bireysel ihtiyaçlara göre uzmanlar tarafından kullanılan çeşitli etken maddeler vardır. Bunlar vitaminler, antioksidanlar, mineraller, amino asitler, hyaluronik asit, elastin ve koenzimlerdir. Uygulamada aynı zamanda bazı reçeteli ilaçlar, Bot. Toks. veya kan dolaşımını güçlendirici ajanlar kullanılabilir.
Mezoterapi Tedavisi Ağrılı Mıdır?
Mezoterapide kullanılan kanüllerin çapı 0,26-0,40 mm kadar küçüktür. Ağrıyı önlemek için, genellikle aktif bileşen karışımına az miktarda lokal anestezik eklenir. Alın veya dudak gibi daha hassas bölgeler önceden özel bir anestezik krem ile uyuşturulabilir. Genel olarak, ağrı orta derecede ve çok kısa sürelidir.
Kriyoterapi Nedir?
Kriyoterapi, hem iyi huylu hem de kötü huylu cilt değişikliklerinin lokal dondurma tekniği ile tedavi edildiği etkili bir prosedürdür. Kriyoterapi, cilt kanseri öncül maddelerinin (örneğin aktinik keratozlar), siğillerin ve diğer cilt hastalıklarının tedavisinde kullanılabilir.
Kriyoterapi Uygulaması Nasıl Yapılır?
Kriyoterapi uygulamasında cilt, birkaç saniye içinde çok düşük sıcaklıklara inecek şekilde soğutulur. Bu soğuk şok sonucunda hastalıklı doku yok olur ve iyileştiğinde yerini sağlıklı cilde bırakır. Dondurma, sıvı azot (nitrojen) püskürtülerek veya soğutulmuş metal problarla temas yoluyla sağlanır.
Yaşlanma Önleyici Ajan Olarak Kriyoterapi Nasıl Kullanılır?
Lokalize kriyoterapi, tüm vücut kriyoterapisi ile aynı prensipler üzerinde çalışan bir işlemdir. Yaşlanmaya karşı uygulanan kriyoterapide soğuk, cildi iyileştirmek, pürüzsüzleştirmek, kırışıklıkları doldurmak ve lekeleri gidermek için kullanılır.
Uygulama esnasında yüze ve boyuna bir nitrojen buharı uygulanır. 10 ila 20 dakikalık bir seansta soğuk, cildin kalitesi ve görünümü üzerinde doğrudan etkisi olan mikro dolaşımı harekete geçirir. Bu işlem, ciltteki doğal kolajen üretimini de teşvik eder. Bu nedenle cilt gözle görülür şekilde daha genç görünür ve yaşlanma belirtileri daha az belirgin hale gelir. Kriyoterapi aynı zamanda, lekeleri giderip cildin saflığını geri kazandırarak cilt tonunu eşitler.
Yaşlanma karşıtı kriyoterapi, yorgunluk izlerini gidermede ve doku şişmesini azaltmada etkilidir. Tedavi, koyu halkaları ve kabarık dokuları kaldırarak cildinizin daha parlak görünmesine yardımcı olur.
Farklı Cilt Hastalıklarında Kriyoterapi Kullanımı
Kriyoterapi, cilt problemlerini tedavi etmenin yanı sıra ağrıyı ve cilt tahrişini gidermek için de kullanılabilir. Kriyoterapi cilt problemlerini tedavi ederken aynı zamanda cildi gençleştirebilir ve cilde daha pürüzsüz ve ışıltılı bir görünüm verebilirler.
- Egzama, cildin kaşıntılı bir iltihabıdır. Etkilenen en yaygın alanlar eklemlerdir, ancak döküntüler vücudun başka herhangi bir yerine de yayılabilir. Bu sorundan muzdarip kişiler, tüm vücut kriyoterapi seanslarını içeren tedaviyi deneyebilirler.
- Egzama gibi sedef hastalığı da kırmızı, pul pul lekelerle karakterize, bulaşıcı olmayan bir cilt hastalığıdır. Farklı sedef hastalığı türleri vardır ve şiddetin dereceleri kişiden kişiye değişir. Bu hastalık, cilt yüzeyinde biriken aslında ölü hücreler olan pulların oluşumu ile karakterizedir. Pullar genellikle dirseklerde, dizlerde, sırtta, saçlı deride ve tırnaklarda bulunur. Tüm vücut kriyoterapisi, pulların oluştuğu alanları yatıştırır ve azaltır.
- Akne tedavisinde de ilaç tedavisine ek olarak lokalize kriyoterapi kullanılabilir. Deride nitrojen kullanılması sivilce lezyonlarının gelişimini azaltacak ve sivilcelerin yok olmasına neden olacaktır.
Dolgu Maddeleri Nasıl Etki Eder?
Dermal dolgu işlemi, özellikle yüzdeki kırışıklıkları ve çizgileri doldurmak için kullanılan kozmetik bir işlemdir. Yaygın olarak kullanılan dermal dolgular 4 sınıfa ayrılır: otolog yağ, kolajen, hyaluronik asit ve sentetik dolgular. Bunlar arasında hyaluronik asit bugün dünyada en çok kullanılan maddedir. Hyaluronik Asit, FDA onaylı, güvenli ve doğal bir üründür. Bu ürünün alerjik riski çok düşüktür. Enjekte edildiği ciltte bir miktar su tutarak hacim etkisi yaratan hyaluronik asit zamanla vücut tarafından emilir ve etkinliği giderek azalır. İşlem süresi hastaya ve işleme bağlı olarak 9 ile 24 ay arasında değişmektedir.
Dolgu maddelerinin kullanım alanlarını ve amaçlarını şu şekilde sıralamak mümkündür:
- Dudak dolgusu: Yaş ilerledikçe cildin hyaluronik asit içeriği ve su deposu azalır. Bu nedenle dudaklar incelmeye ve dolgunluğunu kaybetmeye başlar. Hyaluronik asit dolguları dudakları orijinal dolgunluğuna geri getirmek, dudak konturunu belirginleştirmek veya asimetriyi gidermek için kullanılabilir.
- Göz altı torbaları: Gözlerin ve yüzün yaşlı görünmesine neden olan ana faktörlerden biri de göz altı torbalarıdır. Günümüzde yaygın ve başarılı bir şekilde kullanılan ışık dolgusu yöntemi ile bu sorun çözülebilmektedir. Bu yöntemle canlı ve parlak bir görünüm elde edilebilir.
- Kaş kaldırma: Düşük kaşlar, genellikle yüze olduğundan daha yaşlı ve yorgun bir görünüm verir. Kaş bölgesine hyaluronik asit dolgu enjeksiyonları enjekte edilerek kaşların yukarı doğru kaldırılması, görünümü daha dinamik ve genç bir ifadeye dönüştürmeyi mümkün kılar.
- Burun şekillendirme: Burun boşluğu, asimetriler ve çöküntüler, ameliyatsız rinoplasti adı verilen burun dolgusu ile başarılı bir şekilde tedavi edilebilir.
- Elmacık kemikleri, yanak, çene ve şakak: Yaşlandıkça yanak, çene ve şakağınızdaki yağ dokusu azalır ve yüzünüz hacim kaybetmeye başlar. Bu da cildin bu bölgelerinde sarkmaya ve kırışmaya neden olur. Hyaluronik asit bazlı dolgular, bu alanlara hacim kazandırmak ve yüze genç bir ifade vermek için çok başarılı bir şekilde kullanılabilir.
- Yüzdeki derin çizgiler ve kırışıklıklar: Yaş ilerledikçe cildin yağ içeriği azalır. Ciltteki derin çizgiler ve kırışıklıklar öncelikle en sık kullanılan kasların olduğu alın bölgesinde oluşur. Bu çizgiler ve kırışıklıklar kişinin olduğundan daha yaşlı görünmesine neden olur. Hyaluronik asit gibi dermal dolgu maddeleri bu kırışıklıkların doldurulmasında etkilidir.
- Yara ve sivilcelerden kaynaklanan çökmeler: Yüzün herhangi bir yerinde estetik olarak hoş olmayan ve hatta bazen makyajla kapatılamayan derin çöküntüler dermal dolgu maddeleri ile kolayca kapatılabilir.
Sağlık, Güzellik ve Cilt Bakımı
İnsan vücudundaki en büyük organ olan deri, vücudun koruyucu zarfıdır. Güneş, soğuk, kirlilik gibi dış etkenlerle savaşmada ve iç sıcaklığın düzenlenmesinde anahtar rol oynar.
Cilt Sorunlarının Nedenleri Nelerdir?
- Genetik: Bazı bireylerin, genetik yatkınlık nedeniyle belirli enfeksiyonlardan ve cilt hastalıklarından etkilenme olasılığı daha yüksektir.
- Çevre: Cildin durumu, yaşam tarzıyla ilgili her türlü suistimali veya aşırılığı yansıtır. Uykusuzluk ve yoğun stres, donuk bir cilt ve koyu halkalara neden olur. Cilt ayrıca tütüne ve hava kirliliğine karşı da çok hassastır.
- Hormonal üretim: Vücut tarafından doğal olarak üretilen maddeler, hormonlar, özellikle ergenlik veya menopoz döneminde cildin görünümünü etkileyebilecek üretim değişikliklerine uğrar.
Ciltteki hücre yenilenmesini desteklemek için iki madde gereklidir:
- UV ışınlarına karşı korumaya yardımcı olan, cildin nem ve tonunu koruyan hyaluronik asit
- Yapısal bir protein olan kolajen
Hücresel oksidasyon, cilt yaşlanmasının ana nedenidir. Stres, güneşe maruz kalma, tütün ve kirlilik gibi nedenler oksidasyona neden olur. Bu doğal olay, yüzde ince çizgilerin ve kırışıklıkların ortaya çıkmasından sorumludur.
Cilt Problemleriyle Savaşmak İçin Çözümler
Erken yaşlanma ve cilt sorunlarıyla mücadele etmek için aşağıdaki adımları takip etmek çok önemlidir:
- Güneşten korunun
- Yeterince su için
- Kolajen bakımından zengin meyve ve sebzeler tüketin
- Beslenmenizde sağlıklı yağlara ve antioksidanlara yer verin
- Sağlıklı bir yaşam tarzı benimseyin
- Kozmetik ürünlerinizi titizlikle seçin
- İnternette gördüğünüz her kürü/maskeyi cildinize uygulamaktan kaçının
- Sigara içmeyin
- Alkolü bırakın ya da önerilen ölçüyü geçmeyecek şekilde tüketin
- Düzenli fiziksel egzersiz yapın
- Uykunuza dikkat edin
- Düzenli cilt bakımı yaptırın
Sağlıklı bir cilde sahip olduğunuzdan emin olmak için de atabileceğiniz bazı adımlar vardır:
- Cildinizi düzenli olarak temizleyin, makyajınızı çıkarın.
- Yağlı cildiniz varsa temizledikten sonra bir tonik uygulayın
- Kuru cildiniz varsa nemlendirici uygulayın
- Ölü cilt hücrelerini temizlemek ve cildinizi aydınlatmak için düzenli peeling uygulayın
Günlük cilt bakımı rutininin yanı sıra, cildinizi bir ayna karşısında herhangi bir anormallik ya da renk değişimi olup olmadığını belirlemek için düzenli olarak inceleyin. Cildinizde meydana gelebilecek herhangi bir olağan dışı duruma karşı düzenli olarak dermatoloğunuzu ziyaret edin.
Cilt Bakımında Hangi Ürünler Kullanılır?
Cilt bakımından yeterli verimi almak için uygun ürünlerin kullanılması gereklidir. Örneğin, 20 yaşındayken, bakımın amacı cildi nemlendirmektir. 30 yaşında, yaşlanmanın ilk belirtileriyle savaşmak için antioksidan bakımından zengin bakım ürünleri kullanmak gerekir. 40 yaşında, ortaya çıkan ince çizgileri azaltmak için yaşlanmayı geciktirici bakım uygulanmalıdır. 50 yaşından sonra koyu lekelere ve kırışıklıklara karşı hücre yenilemesini destekleyen ürünler kullanılmalıdır.
PB Serum Türleri ve Kullanım Amaçları
PB Serum Nedir?
Selülit önleyici, yağ yakıcı ve sıkılaştırıcı olarak özel olarak geliştirilmiş olan PB serum kokteyli, 3 ana enzime dayanmaktadır: kolajenaz, lipaz ve liyaz. PB Serum ürünleri %100 biyolojik enzimlerden yapılır, bunlar cilde enjekte edildiğinde, vücudumuz optimal şeklini geri kazanmak için bu enzimlerin etkisiyle gerekli olan maddeleri üretmeye başlar. PB Serumdaki biyoaktif enzimler tamamen biyolojiktir, böylece vücudunuz bunları sorunsuz ve yan etkilere neden olmadan emebilir. Enzim oldukları için sadece vücudun ihtiyaç duyduğu yerde hareket ederler ve uzun süreli etkiler üretirler.
PB Serum Türleri Nelerdir?
PB serumun, low, medium ve high olmak üzere üç formu bulunur. Bu formlar, serum içeriğindeki enzimlerin yoğunluklarına göre belirlenmiştir. High formunda kolajenaz yoğunluğu daha fazladır ve bu tedavinin önerildiği hastalar, kolajene yoğun ihtiyaç duyan, derin kırışıklıkları, yanık izleri, çatlakları, ameliyat izleri olan hastalardır. Kolajenaz enzimiyle uyarılan cilt, kolajen üretmeye başlar ve üretilen kolajen sayesinde daha esnek, sağlam ve pürüzsüz görünür. 25 yaşından sonra her yıl kolajenin %1,5 kadarı kaybedilmeye başlanır ve bu kayıp ilk kırışıklıkların oluşmasına neden olur. PB Serum, kaybedilen kolajenin yeniden üretilmesini teşvik etmek için bölgesel olarak çalışır. PB serumun medium formu daha çok yağ birikimli dokularda, çene altı (gıdı) bölgesinde ve karında kullanılmaktadır. Low formu ise daha çok gözaltı torbalarının sıkılaştırılmasında etkilidir.
PB Serum Hangi Alanlarda Uygulanır?
PB serumun pek çok kullanım alanı vardır:
- Yağ birikimini ortadan kaldırır
- Kırışıklıkları giderir
- Lekeleri azaltır ve cildi daha parlak hale getirir
- Akne izlerini ortadan kaldırır
- Yüzdeki cilt gevşekliğini azaltır
- Çatlakları tedavi eder
- Bacak içi yağlanmalarını giderir
- Selüliti tedavi eder
- Vücudun herhangi bir yerindeki sarkmalar üzerinde etkilidir
- Ciltteki ödemi azaltır
- Gözaltı torbalarını sıkılaştırır
PB Serum Kimlere Uygulanır?
PB Serum, herhangi bir koruyucu madde içermeyen tamamen saf bir üründür, bu nedenle piyasada satılan kimyasal çözeltilere doğal bir alternatiftir. Dermatolog tavsiyesi ile 18 yaşından büyük, sağlıklı kişilere uygulanabilir.
PB Serum Etkisi Ne Zaman Başlar?
PB serum, vücutla etkileşime girdiğinde şaşırtıcı değişiklikler yaratabilen bir dizi enzim kullanır. Tedavi, PB serum uygulama tekniklerini bilen, tecrübeli hekim tarafından önerilen ve gerçekleştirilen seanslar sırasında üç enzimin (enzim kokteyli) kombinasyonunu içeren serumun iyileştirilmek istenen bölgeye enjeksiyonu şeklinde uygulanır. Kullanılan serumun türüne ve tedavi edilen bölgenin ihtiyacına göre değişkenlik gösterse de, PB serum, etkisini 1-4 seans arasında göstermeye başlar. Uygulama sonrasında hastalar güneşten korunmalı ve ilk 24 saat egzersiz yapmaktan kaçınmalıdır.
En Yeni Cilt Gençleştirme Teknikleri
Yaşlandıkça, cildimize sıkı, pürüzsüz bir görünüm vermekten sorumlu lifler zayıflar ve sarkık ve buruşuk bir doku oluşturur. Zamanla kolajen üretimi yavaşlar ve genç cilde özgü elastikiyet kaybolmaya başlar. Gençlikle ilişkilendirdiğimiz dolgun, yumuşak görünüm, kemik yapısı değiştikçe ve yüzdeki yağlar azaldıkça kaybolur ve bunun sonucunda gevşek, sarkan bir cilt ortaya çıkar.
Güneş hasarı, cildimizin yaşlı görünmesine katkıda bulunan bir başka büyük faktördür. Yıllarca korunmasız güneşe maruz kalma, yüzümüzde ince çizgiler, kırışıklıklar, pigmentli alanlar ve pürüzlü lekelere neden olur.
Kaşlar, kemikli göz çukuru ve kenarları, yanaklar ve alın dahil olmak üzere göz kapakları ve çevresindeki alanlardan oluşan periorbital bölge, yaşlanma belirtilerinin görüldüğü ilk bölgedir. Periorbital yaşlanma, çok boyutlu ve çok faktörlü değişiklikler içerir. Gözler ve göz kapakları çok karmaşık ve hassas bölgelerdir ve bu nedenle dikkatle yaklaşılması ve tedavi edilmesi gerekir. Cerrahi olmayan cilt gençleştirme teknikleri arasında farklı tedaviler mevcuttur. Bu tedaviler dermatoloğun önerisi ile tek başına ya da kombine şekilde uygulanabilir. Uygulamalar arasında, kimyasal peeling, dermal dolgu maddeleri, fraksiyonel lazer, vitamin serumları, Biyolojik Serum Uygulaması, bot. toks. enjeksiyonları, mikro iğneleme ve radyofrekansın yanı sıra ablatif olmayan ve ablatif lazerler bulunur. Her geçen yıl, bilimsel ve teknolojik gelişmeler sayesinde yeni bir cilt gençleştirme tedavisi ile tanışmak mümkündür.
Hyaluronik Asit
Hyaluronik asit, kolajen üretimini uyarırken cildi içten dışa nemlendirmeye yardımcı olduğu için en umut verici cilt gençleştirici maddelerden biridir. Hyaluronik asit uygulamalarını amacı, cilt hidrasyonunu sürdürmek, yaşlanma sürecini geciktirmek veya tersine çevirmek ve yaşlanma göstergelerini azaltmaktır.
Restylane ve Juvéderm gibi dermal dolgular, yüz kırışıklıklarını yumuşatmak ve hacim kazandırmak için vücutta doğal olarak bulunan hyaluronik asidi kullanır. Cilde enjekte edildiğinde hyaluronik asit şişer ve hacmin kaybolduğu bölgede yumuşatıcı ve dolgun bir etki yaratır. Hyaluronik asidin etkisi 6 ila 12 ay arasında sürer.
C Vitamini
Yaşlanmayı geciktirici özellikleriyle bilinen C vitamini, daha genç bir görünüm için cildinizin görünümünü ve dokusunu iyileştirebilir. C vitamini, güneşin cilt üzerindeki zararlı etkisini azalttığı ve gelecekteki hasarı önlediği kanıtlanmış antioksidanlardan biridir. Aynı zamanda cildin elastikiyetini artırmak, ince çizgilerin ve kırışıklıkların görünümünü azaltmak için kolajen üretimini teşvik eder.
Lazer ve Yoğun Darbeli Işık (IPL) Tedavileri
Lazer tedavileri ciltteki renk değişikliğini gidermek ve / veya sarkan cildi sıkılaştırmak için kullanılır. Yaşlılık lekeleri, sivilce izleri, kılcal damarlar, kırışıklıklar ve güneş hasarı gibi yüz kusurları lazer tedavilerine çok iyi yanıt verir.
Radyofrekans ile Cilt Sıkılaştırma
Radyofrekans (RF) tedavisi, cildin daha sıkı ve genç görünmesi amacıyla yeni kolajen üretimini ve hücre yenilenmesini teşvik etmek için cildin en derin katmanlarını ısıtmayı içerir.










