Göz Altındaki Koyu Halkaların Sebepleri Nedir?
Gözlerimiz görme işlevinin yanında estetik görünüm açısından yüzümüzde ön plana çıkan organlarımızdan biridir. Çeşitli etkenler yüzümüzdeki bu estetik görüntüyü bozabilir. Göz çevresinde oluşan mor ve koyu haklakar da bunlardan bir tanesidir. Göz altlarında sıklıkla karşılaşılan bu problem göz kapağı kısmını da etkilemektedir. Ortaya yorgun, daha yaşlı ve hoş olmayan bir görünüm çıkabilmektedir. Bunu önlemek için göz altındaki koyu halkaların sebepleri nedir sorusunun cevabı önemlidir.
İşte göz altındaki koyu halkaların sebepleri nedir sorusunun cevabı:
Göz altı koyuluğu neden olur?
Vücudumuzda göz çevremizdeki derimiz diğer yerlere göre daha ince ve hassastır. Derinin incelmesi deri altındaki damarları daha görünür hale getirir. Bununla birlikte yağ tabakasının azalması, kan dolaşımının yavaşlaması, pigmentlerin artması gibi sebeplerle göz altında koyu halkalar ortaya çıkabilmektedir. Bu durum kişinin daha yaşlı görünmesine neden olurken estetik açıdan da hoş bir görüntü oluşturmaz.
Göz altındaki koyu halkalar; iç ve dış etkenlere bağlı olarak oluşmaktadır.
Göz altındaki koyu halkalarının nedenleri şunlardır:
- Stres,
- Hormonlar,
- İlaç kullanımı,
- Yanlış kozmetikürün kullanımı,
- Güneşışınlarına aşırı maruz kalma,
- Yaşlanma,
- Yorgunluk,
- Sağlıksız beslenme,
- Düzensiz yaşam,
- Dehidrasyon,
- Alkol, sigara, madde vb zararlı alışkanlıklar,
- Egzama,
- Demir eksikliği,
- Anemi,
- Genetik,
- Karaciğerve böbrekteki rahatsızlıklar gibi problemlerden
Göz altı morlukları hangi hastalığın habercisi?
Göz altındaki koyu halkalar çevresel nedenler dışında çeşitli hastalıklardan da kaynaklanabilmektedir.
Bunlar:
- Atopik egzama,
- Sinüzit,
- Alerjiler
- Karaciğer ve böbrek rahatsızlıkları,
- Vitamin emiliminin azalması,
- Böbrek üstü bezlerinin yeterli çalışmaması,
- Kandolaşımında bozukluklar cilt renginde koyulaşmalara ve göz altı morluklarına sebep olabilmektedir.
Bu durumda özellikle aniden ortaya çıkan göz altı morluklarında sağlık açısından doktora başvurması tavsiye edilmektedir.
Göz altı koyuluğuna ne iyi gelir?
Tedavi için öncelikle nedeni belirlenmelidir. Eğer bir hastalıktan kaynaklanıyorsa öncelikle bu hastalık tedavi edilmelidir. Gözaltı koyuluğunun nedeni yorgunluk, uykusuzluk gibi yaşam tarzına bağlı ise soğuk kompres, dinlenme, maske ve krem gibi çözümler iyi gelebilmektedir. Ancak eğer genetik, pigmentasyon ya da hastalığa bağlı bir koyuluk söz konusu ise daha farklı tedavi yöntemleri kullanılabilmektedir.
Günümüzde teknolojinin gelişmesi ile birlikte göz altı koyu halkaları tedavisinde, mezoterapi, göz altı ışık dolgusu ve lazer uygulamaları ile daha etkili sonuçlar alınabilmektedir.
İşte uygulanan yöntemler:
Mezoterapi: Göz çevresine çok ince uçlu iğneler ile özel hazırlanmış bazı bitki, antioksidan ve vitaminlerinden oluşan bir karışım enjekte edilir. Bu karışım göz çevresini yenileyip canlandırarak rengini dengeler.
Göz altı Işık Dolgusu: Göz çevresine kapalı uçlu kanüllerle dolgu malzemesi enjekte edilerek uygulanır. Dolgu maddesinin içerisinde bulunan bileşenler göz çevresinin canlanmasını, renginin dengelenmesini ve yenilenmesini sağlamaya yardımcı olabilmektedir.
Lazer: Göz çevresine lazer işlemi uygulanarak cildin kendini yenilemesi sağlanır. Yenilenen ciltte renk açılıp dengelenerek oluşmuş morluklar ortadan kaybolur.
Göz ve çevresi çok hassas bölgelerdir. Bu yüzden uygulamalar mutlaka uzman bir hekim tarafından yapılmalıdır. Alanında uzman olmayan kişilerce yapılan uygulamalarda geri dönüşü olmayan zararlar görebilirsiniz.
Hera Derma Polikliniğimizde uzman hekimimiz ve ekibi tarafından göz çevresi ile ilgili problemleriniz tedavi edilmektedir. Gerekli analiz ve incelemeler ile sizin için en uygun işlem belirlenerek uygulanmaktadır.
İnce Ciltlerin Nedenleri Ve Tedavileri
Cildimizin ideal bir kalınlığı vardır. Vücudumuzu kaplayan derimizin en üst tabakasına epidermis denir. Bu tabaka kalınlığı kişiden kişiye ve vücuttaki bölgeye göre değişse de ortalama 05-100 mikron aralığındadır. Ancak bazı etkenler bu tabakanın incelmesine sebep olur ve ince bir cilt ortaya çıkar. Kısacası ince cilt, epidermisin olması gerektiği kadar kalın olmaması durumudur. İnce cildin tekrar eski haline dönmesi çok zordur. Günümüzde ince ciltlerin nedenleri ve tedavileri hakkında çalışmalar yapılarak bu problem için farklı çözümler uygulanabilmektedir.
İşte ince ciltlerin nedenleri ve tedavileri:
İnce deri neden olur?
Derimizin incelmesinin sebepleri şunlardır:
- Güneşin ışınlarına maruz kalmak,
- Sigara ve alkolkullanımı,
- Bazı medikalilaçlar ve krem gibi ürünlerin kullanımı (kortizon içeren vb),
- Sağlıksız beslenme,
- Genetik,
- Yanlış kullanılan cilt ürünleri,
- Cilt kanseri, deri hastalıkları,
- Çok fazla peeling, kese gibi uygulamaların yapılması,
- Yaşlanma başlıca nedenler arasındadır.
Bu etkenler cildimizin incelmesine sebep olur. Tıbbi açıdan çok ciddi problemler yaşanmasa da cildi korumak ve komplikasyonları önlemek için önlem alınmalıdır.
Cildin incelmesi sonucunda çeşitli belirtiler ortaya çıkmaktadır.
Ciltte görülen belirtiler şunlardır:
- Ciltdaha şeffaf görüntüye sahip olur.
- Deri altındaki kılcal damarlar daha net görülür.
- Kızarıklık, hassasiyet artar.
- Yağkaybından dolayı dolgunluk ve yoğunluğunu kaybeder.
- Hafif yaralanmalardan sonra çabuk çürüme ve morarma gözlemlenir.
- Erken kırışıklıklar oluşmaya başlar.
Cildinizde bu belirtileri görüyorsanız ciltte incelme olasılığını göz önünde bulundurmalısınız. Çeşitli önlemler alarak da yıpranmış cildinizin kendini toparlamasına yardımcı olmalısınız. .
Yıpranmış cilde ne iyi gelir?
Yıpranmış ve ince bir cilde sahipseniz
- Mutlaka koruyuculuğu yüksek güneş koruyucu kullanmalısınız.
- Yazın dışarı çıkarken kol ve bacaklarınızı korumak için uzun kollu ve terletmeyen kıyafetleri tercih etmelisiniz.
- Cildinize uygun bir nemlendiricikullanmalısınız.
- Mümkün olduğunca alkol ve sigaradan uzak durmalısınız.
- Bol sıvı özellikle su tüketmelisiniz.
- Kimyasaliçeriklerden uzak durmalısınız
Bu önlemler yıpranmış cilde iyi gelir. Ancak ciltte yaralar ve morarmaların artması durumunda dermatoloji uzmanına görünmeniz daha etkili ve sağlıklı sonuçlar almanıza yardımcı olacaktır.
Cildimin düzelmesi için ne yapmalıyım?
İnce cildin geri dönüşü zordur. Evde yapılan tedavi yöntemleri yeterli olmayabilmektedir. Genellikle koruyucu olan bu yöntemler cildin eski formuna kavuşmasında yetersiz kalabilmektedir. Bu yüzden profesyonel bir destek alınması daha doğru olur.
Gelişen teknoloji ile farklı yöntemler cildin düzelmesine yardımcı olabilmektedir. Öncelikle doktorunuz cildiniz ile ilgili bir analiz yapacaktır. Visia cilt analizi sistemi bu anlamda cildinizin üç boyutlu analizinin yapılmasını sağlayan yöntemlerden biridir. Bu sistemde yüzünüzün temiz ve makyajsız hali üç açıdan fotoğraflanarak analiz edilir. Bu detaylı analiz sonucu ihtiyaç duyulan olan uygulama belirlenebilir ve uygulanabilir.
İncelmiş ciltler için kullanılan başlıca yöntemler şunlardır:
- Mezo-Vital uygulamaları: Cildin doğalyapısında bulunan hyaluronik asit, vitamin ve amino asitlerin enjekte edilmesiyle gerçekleştirilen bir yöntemdir. Hyaluronik asit ciltte; kolajen üretimini artırmaya, yaraların daha hızlı iyileşmesine, nemlendirmeye, kırışıklıkları azaltmaya yardımcı olabilmek gibi birçok faydası bulunmaktadır.
- Somon DNA Uygulaması: Somon balığından elde edilen süt insan DNA’sı ile aynı yapıdadır. Bu yüzden mezolift yöntemiyle deriiçine verilen bu karışım cildin kendini yenilemesine, nem dengesini sağlamaya, cildi çevresel etkenlere karşı korumaya yardımcı olabilmektedir.
- Mezoterapi: Vitamin, mineral, aminoasit, enzim gibi bileşenlerin deri altına tek ya da karışım halinde derinin orta tabakasına mikroenjeksiyon ile uygulanmasıdır. Selülit, alerji, saç dökülmesi gibi birçok problemin tedavisinde kullanılan mezoterapi yöntemi cilt problemlerinde de başarılı sonuçlar vermektedir.
- Dolgu: Hyaluronik asidin mikroenjeksiyonyoluyla deri altına enjekte edilmesi yöntemidir. Hyaluronik asit cildin yenilenmesini ve toparlanmasını sağlarken deri altında oluşan çöküntü ve boşlukları doldurmaktadır.
Bunun dışında da yine farklı yöntemler bulunmaktadır. Cildinize en uygun olanını uzmanınız ile karar vererek uygulayabilirsiniz. Bu uygulamaları yaptırırken sağlığınız için mutlaka uzman kişiler ve güvenilir, donanımlı merkezleri tercih etmeye dikkat etmelisiniz.
Çil Nedir, Tedavi Edilebilir Mi?
Güzel bir cilt denilince akla ilk gelen pürüzsüz ve lekesiz bir görünümde olmasıdır. Lekelenmeler ise bu görüntüyü bozabilir. Cilt lekelerinden çiller bazıları için hoş bir görüntü oluştururken bazı durumlarda rahatsız edici olabilir. Bu yazıda en çok merak edilen “Çil nedir, tedavi edilebilir mi?” sorularının cevaplarını vermeye çalışacağız.
İşte “Çil nedir, tedavi edilebilir mi?” sorularının yanıtları:
Çil Nedir?
Ephelis olarak adlandırılan deri üzerinde pigmentli, birkaç milimetre çapında açık kahverengi– kırmızımsı minik lekelerdir. Ciltteki melanosit hücrelerinin belirli bölgelerde yoğunlaşması sonucu ortaya çıkmaktadır. Özellikle yüz, kol, sırt, göğüs, el, burun gibi bölgelerde daha yoğun görülmektedir.
Yüzdeki çiller nasıl oluşur?
Yüzde çillerin oluşumunda çeşitli faktörler etkilidir.
Çil oluşumunda neden olan etkenler şunlardır:
Genetik: Aile geçmişinde çil olan kişilerde görülme olasılığı daha fazladır. Genellikle açık tenli, sarışın ve kızıl saçlı kişilerde daha fazla görülür. Genetik olarak çil oluşumuna yatkın olması yüzde çil oluşumunu sebeplerinden biridir. Bu çiller genellikle yaz aylarında daha belirgin olur. Kış aylarında ise tekrar silikleşir. Çocukluk çağında ortaya çıkar. Bu tarz çiller efelit olarak adlandırılır.
Çevresel Etkiler: Güneş ışınlarının cilt yapısındaki pigment yapısını bozması sonucu oluşmaktadırlar. Solar Lentigo olarak adlandırılan bu çiller ileriki yaşlarda ortaya çıkmaktadır. Koyu renkli ve düzensiz bir yapıda olup yaşlılık çillenmesi şeklindedir. Yaşlanma ile beraber sayıları artar.
Bunların dışında hamilelik dönemi, kullanılan ilaçlar, bazı makyaj ve bakım ürünleri de yüzde çil oluşumuna neden olabilmektedir.
Çil bazı kişiler için problem olmazken çoğunlukla insanlar için estetik açıdan rahatsız edici olmaktadır. Sağlık açısından bir problem teşkil etmezler. Ayrıca kontrolsüz artması ya da büyümesi ileride cilt kanseri riskini de artırmaktadır. Bu yüzden özellikle güneşe çok uzun süre maruz kalınması sonucu oluşanlar kontrol altında tutulmalıdır.
Çillerinden estetik açıdan rahatsız olanlar için farklı tedavi yöntemleri uygulanabilmektedir.
Yüzde çıkan çiller nasıl geçer?
Çilleri geçirmek için çeşitli bitkisel, medikal vb. ürünler kullanılabilmektedir. Ancak bu tek başına tamamen çilleri geçirmek için yeterli olmayabilir. Sadece kahverengi olan rengini daha soluklaştırabilir. Ancak güneşe maruz kalındığında tekrar ortaya çıkabilmektedir.
Lazerle Çil tedavisi
Yüzde ortaya çıkan çillerin tedavisinde lazer kullanılması yöntemidir. Lazer tedavisinin başarılı olmasının en önemli nedeni çil oluşumuna neden olan melanindir. Çünkü melanin lazer ışığını çok yüksek oranda emen bir maddedir. Bu da tedavinin etkili ve kalıcı olmasını sağlamaktadır.
Çillerin tedavisinde uygulanan lazer çeşitleri şunlardır:
Q-switch ND Yag Lazer: Ciltte bulunan ilkelerin tedavisinde kullanılan bir lazer çeşididir. Etkili ve kalıcı sonuçlar verir. Leke durumuna göre birkaç seans sürebilir. Seans sonunda yüzde kabuklanma oluşabilir. Bu iyileşme sürecinin bir belirtisidir. İşlem sonrası aynı gün günlük yaşama rahatlıkla dönülebilir.
Erbium – Yag Lazer: Epidermisten dermis tabakasına inen ışınlar ile cilt problemleri tedavi edilir. Ciltte soyulma çok hızlı gerçekleşir. Bu şekilde cilt kendini daha hızlı bir şekilde yenilemeye başlar. Leke problemleri için başarılı sonuçlar elde edilmektedir.
CO2 Lazer: Karbondioksit fraksiyonel lazerdir. Cilde kontrollü tahribat yapılır. Tahrip olan cilt hızlı bir şekilde yenilenme sürecine girer. Bu şekilde yenilenen ciltteki çiller tedavi edilir.
Fraksiyonel Lazer: Çil olan alanlara kontrollü atışlar yapılarak o bölge tahrip edilir. Bu tahribat sonucunda ciltte soyulmalar meydana gelir ve cilt yenilenir. Sağlıklı bölgelere kesinlikle zarar vermeyen bu yöntem çil tedavisinde çok başarılı sonuçlar vermektedir.
Yukarıda belirtilen lazer çeşitlerinin uygulanması uzman bir hekim tarafından yapılmalıdır. Öncelikle yapılacak işlem dikkatli ve doğru yapıldığında çok başarılı sonuçlar verirken yanlış uygulamalar ise kalıcı hasarlara sebep olabilmektedir. Bununla birlikte hastanın yaşı, çillerin durumu gibi faktörlere bağlı olarak hangi işlem uygulanacağına karar verilmelidir. Bu da yine yapılan analizler sonucu uzman hekimin tarafından verilmesi gereken bir karardır. Bu yüzden alanında uzman hekimler ve donanımlı merkezlerde yaptırmaya dikkat etmelisiniz.
Doğuştan gelen çiller geçer mi?
Çil tedavisinde peeling, krem gibi yöntemler geçici olarak çil rengini açsa da kalıcı bir tedavi olmamaktadır.
Lazer tedavisi ile doğuştan gelen çillerin tedavisi mümkün olabilmektedir. Kişinin çil durumuna, rengine, yaşına ve sağlık durumuna uygun bir lazer çeşidi seçilerek çiller tedavi edilebilir.
Lazer çil tedavisi kaç günde iyileşir?
Tedavide, ağrı ve acı hissedilmemektedir. Ancak seans sonrasında kızarıklık, kabuklanma, soyulma gibi durumlar ortaya çıkabilir.
Kızarıklık ortalama 12 saatte, kabuklanma ve soyulma durumu ise 7-10 gün arasında iyileşerek tamamen ortadan kalkmaktadır. Ayrıca seanstan sonra günlük yaşamınıza hemen geri dönebilirsiniz.
Lazer Çil Tedavisinde Nelere Dikkat Edilmelidir?
Seans sonrasında cilt daha fazla hassaslaştığı için hem cilt sağlığı hem de tedavinin başarısı için dikkat edilmesi gereken noktalar vardır.
Bunlar;
- Mümkün olduğunca güneşe çıkılmamalıdır. Çıkılacaksa da güneş koruyucu kullanılmalıdır.
- Tedavinin başarısında ilk 12 saat önemlidir. Bu yüzden duş almamak, yüzü suyla temas ettirmemek gerekir.
- Ara ara kızaran yerlere buz kompresi yapılabilmektedir.
Lazer sonrasında yapmanız ve yapmamanız gerekenler yine uzmanınız tarafından detaylı olarak aktarılmaktadır.
Koyu Dirsekler İçin Çözümler
Güzellik bir bütündür. Vücudumuzdaki her ayrıntı estetik bir görüntü açısından önem taşır. Dirseklerimiz de bu ayrıntının bir parçasıdır. Özellikle yaz aylarında daha görünür olan dirseklerimizde yaşadığımız en önemli problem ise kararmalar ve renk değişiklikleridir. Günümüzde birçok yöntem ile bu problem kolayca çözülebilmektedir. Koyu dirsekler için çözümler lekenin yapısına ve durumuna göre değişiklik göstermektedir.
Doğru tedavi için öncelikle leke problemlerinin neden kaynaklandığına bakmak gerekir.
Dirsekler Neden Kararır?
Dirseklerimizin kararmasının birçok nedeni vardır.
- Bunlar;
- Koruyucu olmadan güneşe maruz kalması,
- Ölüderi hücrelerinin birikmesi ve temizlenmemesi,
- Yaşlanma,
- Kullanılan ilaçlar (doğum kontrol hapları),
- Yara, kesik vb. izler,
- Cilt hastalıkları,
- Hormonal değişiklikler (hamilelik vb.) başlıca nedenler arasındadır.
Dirsekteki koyu Lekeler Nasıl Geçer?
Koyu lekeler için evde hazırlayabileceğiniz çeşitli karışımlar ile doğal yollardan geçirmeyi deneyebilirsiniz.
İşte evde uygulayabileceğiniz koyu dirsekler için çözümler:
Limon Suyu: Limon asidik bir gıdadır. İçerisinde bulunan sitrik asit doğal bir renk açıcıdır.
- Bir limonu ikiye bölün ve biraz sıkın.
- İçi boşalan limonları dirseklerinize sürün.
- 3 saat boyunca bekleyin ve ılık suyla yıkayın.
- Cildinize uygun bir nemlendirici ile nemlendirin.
Zerdeçal: İçeriğinde bulunan bileşenler sayesinde melanini azaltmaya yardımcı bir renk açıcıdır.
- Yağlı sütyada kremayı koyulaşana kadar kaynatın.
- İçerisine yarım tatlı kaşığı zerdeçal ekleyip macun kıvamına gelene kadar karıştırın.
- Macunu daireselhareketler ile dirseklerinize sürün.
- 20 dk bekleyin ve durulayın.
Karbonat: Süt içerisindeki laktik asit pigmentasyonu azaltır. Karbonat da ölü deri hücrelerini temizler.
- Karbonatın içerisine sütü ekleyin.
- Macun kıvamı olduğundadirsek kısmına dairesel hareketler ile uygulayın.
- Bu işlemi en az 3 dk uygulayın ve durulayın.
Aloe vera: Nemlendirici bileşenleri cilt renginin düzenlenmesinde etkilidir. Süt ile karıştırarak etkili bir karışım yapabilirsiniz.
- Eşit miktarlarda aloe verajeli ve sütü karıştırın.
- Dirsek kısmına sürün.
- Bir gece bekletin ve durulayın.
Hindistan Cevizi Yağı: Cilde birçok faydası olan bu yağı her duştan sonra cildinize uygulayabilirsiniz. En az 3-4 dk. dirseklerinize masaj yaparak yedirin.
Yulaf Ezmesi: Yulaf ezmesi cilt tonunu dengelemekte kullanabilirsiniz.
- Yarım limon suyu, yarım yemek kaşığı yulaf ezmesi ve bir tutam tuzu karıştırın.
- Dirseklerinize 15 dk. boyunca dairesel hareketlerle uygulayın.
- Sıcak su ile durulayın.
Yoğurt: Sağlık açısından birçok faydası olan yoğurt cilt bakımında da kullanılmaktadır. Sirke ile karışımı cilt tonunu dengelemeye yardımcı olur.
- Bir tatlı kaşığı sirkeye yoğurt ekleyin.
- Macun kıvamına geldiğinde dirseklere uygulayın.
- Ortalama 20-25 dk. bekletin ve durulayın.
- Nemlendirici uygulayın.
Yine çeşitli krem ve losyonlar ile koyu dirseklerinizin rengini açmayı deneyebilirsiniz. Bu yöntemlerden sonuç alabilmek için belirli bir süre uygulamaları tekrar etmeniz gerekir. Ancak bu yöntemler özellikle çok koyu olan ve hasar görmüş deri için yeterli olmayabilir.
Günümüzde birçok cilt problemi daha hızlı ve etkili yöntemler bulunmaktadır. Özellikle koyu leke problemleri, geliştirilen bu yöntemler ile çözülebilmektedir.
İşte koyu dirsekler için uygulanan yöntemler:
IPL ile leke tedavisi:
Bu yöntemde dokuya uygun dalga boyunda olan ışık deri altına iletilir. Hedeflenen kısma uygulanan bu ışık çevredeki dokulara zarar vermez. IPL yöntemi çil, yaşlılık, doğum, güneş gibi etkenlerin ortaya çıkardığı lekelerin tedavisinde kullanılabilmektedir. Ayrıca cilt yenileme, epilasyon, vasküler lezyon, akne gibi problemlerde de kullanılmaktadır.
Kimyasal peeling
Çeşitli medikal peeling ajanlarının (azelaik asit, arbutin, kojik asit, retinol (A vitamini), askorbik asit (C vitamini), TCA gibi ) cilde uygulanmasına dayanır. Bu bileşikler hafif ve orta seviyede seçilerek doğrudan cilde sürülür. Tek başına uygulanacağı gibi mezoterapi ya da dermaterapi/dermapen uygulamaları ile birlikte de yapılabilir. Cilt lekelerini yok etmeye yarayan bu yöntem özellikle alerjik bünyesi olan, hassa ya da koyu tenli olan kişilerde dikkatli yapılmalıdır
Mezoterapİ / PRP
Cilt altına, C vitamini, glutatyon, transexamic asit, pyrüvic asit gibi maddelerin enjekte edildiği bir yöntemdir. Uygulamada kullanılan içeriğin miktarı lekenin durumuna göre değişiklik göstermektedir. Bu içerik sayesinde ciltteki lekelerde açılmalar meydana gelmektedir. Yine lekenin durumuna göre farklı yöntemler ile birlikte uygulanabilmektedir.
Leke maskesi
Bu yöntem sonradan oluşan tüm leke problemlerinin tedavisinde kullanılabilmektedir. Melanin oluşumunu baskılayarak ciltte leke oluşumunu önlemeyi amcalar. Genellikle her cilt tipine uygundur ve minimum yan etki içerir.
Lazerle leke tedavisi
Cilt lekelerini tedavi edebilen bu yöntemde lazer ile lekelerin açılması sağlanır. Lekenin tipine göre 3 farklı düzeyde uygulama yapılabilmektedir.
Oxygeneo leke bakımı
Leke tedavisi için radyofrekanslı ve ultrasonlu bir cihaz olan Capsugen ile uygulanmaktadır. Dört aşamalı olarak gerçekleştirilir. Peeling, radyofrekans , ultrason ve masaj aşamaları ile ciltte oluşan leke probleminin tedavisine yardımcı olabilmektedir.
Bunun dışında da uygulanabilen birkaç yöntem daha vardır. Size en uygun olan yönteme uzmanınız ile karar vererek daha sağlıklı sonuç alabilirsiniz.
Erken Yaşlanma Hakkında Bilmeniz Gereken Her Şey
Yaşlanma, zamanın etkisine bağlı olarak, tüm organizmalarda ortaya çıkan biyolojik bir süreç olup, ilerleyici işlev kaybı ile karakterize bir süreçtir. Yaşamımızın ilk yıllarında hücrelerimizde yenilenme hızlı iken zamanla yavaşlamaya başlar. Hücrelerde yıkım ve kayıplar meydana gelir. Bazı kişilerden bu süreç daha erken başlar ve erken yaşlanmaya yol açar. Özellikle cildimizde bu belirtiler daha net görülebilmektedir. Erken yaşlanma hakkında bilmeniz gereken her şey bu süreci yönetebilmeniz açısından çok önemlidir.
İşte erken yaşlanma hakkında bilmeniz gereken her şey:
Erken yaşlanma nedir?
Yaşlanma dediğimiz kavram 20’li yaşlardan itibaren başlar. Bu sürecin belirtileri genellikle 35 yaş sonrası cildimize yansımaya başlar. Ancak bazı etkenlerden dolayı daha erken yaşlarda ortaya çıkan yaşlılık izleri erken yaşlanma olarak adlandırılabilir.
Nedenleri Nelerdir?
Birçok faktörün etkili olduğu bu süreçte öne çıkan nedenler şunlardır:
Güneş
Yapılan birçok çalışmada güneş ışığına maruz kalan kişilerin ciltlerinde çok erken yaşlarda kırışıklıkların ortaya çıktığı gözlemlenmiştir. UV ışınları, cilt hücrelerine zarar verip hücrelerin DNA yapısını bozarak süreci hızlandırmaktadır.
Genetik
Genetik yaşlanma sürecimizi de etkilemektedir. Genel olarak, kişinin anne ve babasından geçen bu özellikler; metabolizma hızı veya deri hücrelerindeki melanin oranı gibi cildi içeriden etkileyen faktörlerden oluşur. Melanin oranı yüksek olan kişilerde daha geç yaşlanma görülür. Bu özellik bazı kişileri olumlu yönde etkilerken bazı kişilerde çeşitli hastalıkların ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Genetik bir hastalık olan Werner sendromu, Hutchinson-Gilford sendromu gibi rahatsızlıklar yaşlanma sürecinin çocukluk çağında başlamasına neden olabilmektedir.
Alışkanlıklar
Sigara, alkol kullanımı: Bu süreci hızlandıran en önemli nedenlerden biri alışkanlıklarımızdır. Sigaranın vücuda birçok zararı olduğunu biliyoruz. Sigara kullanımı yaşlanma süreci de hızlanmaktadır. Özellikle cilt üzerinde lekelenme, kırışıklık, sarkma gibi çok ciddi yan etkileri bulunmaktadır. Yine yoğun alkol kullanımı da süreci olumsuz etkilemektedir. Ayrıca madde kullanımı cilt üzerinde çok erken yaşlarda yıkıcı etkilere sebep olabilmektedir. Yaşlanmayı hızlandırdığı gibi vücutta yaraların ortaya çıkmasına yol açabilmektedir.
Uyku: Uyku vücudumuzun dinlenmesi ve yenilenmesi için çok önemlidir. Yeterli ve düzenli uyumama durumunda cilt kendini yenilemekte zorlanır. Yapılan araştırmalarda iyi bir uykunun kollajen üretimini artırdığını, nem dengesini koruduğunu ve göz çevresini yenilediğini ortaya koruyor. İdeal uyku ortamı için tavsiye edilen karanlık ve sessiz bir alan.
Beslenme: Beslenme sağlık açısından çok önemlidir ve cilt sağlığı üzerinde de etkilidir. Sağlıklı beslenme bizi yaşlanmanın etkilerine karşı korumaktadır. A,E,C gibi cilt için çok önemli olan vitaminleri, mineralleri ve diğer bileşenleri beslenme yoluyla vücudumuza alırız. Kızartma, fast food, aşırı yağlı ve şekerli besinler yerine sebze, meyve gibi sağlıklı besinleri tüketmek hem sağlığımızı hem de cildimizi korur. Ayrıca yeterli sıvı tüketimi de cildin nemli, parlak ve sağlıklı olmasında büyük rol oynar.
Stres: Çağımızın en büyük sorunu stres en önemli nedenler arasındadır. Stres düzeyinin artması ile birlikte vücudumuzda salgılanan hormonların değişmesi, bağışıklığın düşmesi vb. sebepler cildimizde yaşlanmanın daha erken görülmesine neden olabilmektedir
Erken Yaşlanmanın Belirtileri Nelerdir?
Yaşlanma 20’li yaşlarda başlasa da genellikle etkileri 30’lu yaşların sonuna doğru görünmeye başlar. Ancak 20-30’lu yaşlarda göle görünür şekilde belirmesi erken yaşlanmanın habercisi olabilir.
Bunlar;
Ciltte gözlemlenen değişiklikler:
Cildin yaşlanması ile birlikte cilt dokusunda belirli oranda bozulmalar ve yıkımlar ortaya çıkar. Bu belirtileri şu şekilde özetlemek mümkündür:
- Kırışıklıklar ve sarkmalar; Vücuttaki kolajen seviyesinin azalması ile birlikte, alın, yanak ve göz çevresi gibi yerlerde kırışıklıklar ve sarkmalar ortaya çıkar.
- Güneş lekeleri; Uzun yıllar güneşe maruz kalınması sonucu ciltte koyu renkli lekeler oluşmaya başlar. Özellikle yüzde, el sırtında veya ön kolda normal süreçte 40 yaşından itibaren ortaya çıkmaktadır.
- Ellerde sıskalaşma; Yaşa bağlı olarak kolajen üretiminin azalması ile el üzerinde ve parmaklarının cildinde incelme, damarlanma ve kırışık görünümün oluşur. Ortalama 40’lı yaşlarda görülmeye başlar.
- Göğüs bölgesinde renk artışı ve hiperpigmentasyon (lekelenme);Boyun ve göğüs bölgesi arasında kalan kısmın yoğun güneşe maruz kalması sonucu ortaya çıkan lekelenmelerdir. Genellikle güneş lekelerine benzer ve koyu
- Kuru ve kaşıntılı cilt; Cilt kuruluğu derinin incelenmesi sonucu ortaya çıkan ve yaşa bağlı olarak sıklığı artan bir problemdir. Yaşlanmayla birlikte gittikçe incelen deride dehidrasyon meydana gelir. Cilt kuruluğuna bağlı olarak ciltte kızarıklık ve kaşıntı (kserozis cutis) ortaya çıkmaktadır.
- Saç kaybı; Yaşlanma sonucu saç dökülmesi saç köklerinde bulunan hücre sayısının azalması ve yeniden yeterli sayıda üretilememesi sonucu ortaya çıkmaktadır. Ancak hormonal değişiklikler, çevresel faktörler, genetik yapı gibi nedenler de saç dökülmesine neden olabilmektedir. Genellikle kadınlarda 60-70 yaşlarında erkeklerde ise 50 yaşlarında saç dökülmeleri başlamaktadır.
Nasıl Önlenebilir?
Mümkün olduğunca genç yaşlarda cilt ve vücut için uygun bakım yapılmaya başlanmalıdır. Sağlıklı bir yaşam tarzı sağlıklı bir vücut için çok önemlidir. Kısacası vücut hem içten hem de dıştan desteklenmelidir.
Hafif düzeydeki yaşlanma belirtilerini azaltmak için krem, nemlendirici, losyon, serum vb ürünler ile cilt bakımı yapılabilmektedir. Ancak ilerlemiş olanlar için daha farklı ve etkili yöntemler kullanılmalıdır.
Günümüzde teknoloji ve bilimin gelişmesiyle birlikte zamanın cildimizdeki etkilerini geri döndürmek mümkün. Özellikle ameliyatsız ve kısa süren bu işlemlerde ciltte yaşlanmaya bağlı oluşan deformasyonlar düzeltile bilmektedir.
Son yıllarda cildin daha genç görünmesi için en çok tercih edilen yöntemlerden biri dolgudur. Özellikle hyaluronik asidin deri altına enjekte edilerek gerçekleştirildiği dolgu cildi yenileyip toparlarken daha genç ve sağlıklı görünmesine yardımcı olmaktadır. Ameliyatsız iple cilt germe işlemleri de çok başarılı sonuçlar vermektedir. Yine botoks uygulamaları ile yüzde oluşan kırışıklık, çizgi ve sarkmalar ortadan kaldırılıp yada en aza indirilerek yaşlanma etkileri yüzümüzden silinebilmektedir. Bununla birlikte frekans, lazer vb. birçok farklı uygulama mevcuttur.
Bu işlemler günümüzde giderek yaygınlaşmakta ve çok fazla talep görmektedir. Ancak mutlaka bir uzman tarafından tamamen güvenilir bir merkezde yapılması gerekir. Çünkü yanlış kişiler tarafından yapıldığına geri döndürülemez hasarlar bırakabilmektir.
Heraderma Kliniğimizde yaşlanma karşıtı birçok farklı yöntem uygulamaktayız. Uzman hekimimiz ve ekibi tarafından bu yöntemlerden sizin ihtiyacınıza en uygun olanı seçilerek uygulanmaktadır.
Likit Lifting
Cildimiz zamanın etkilerini en çok hissettiğimiz organlarımızdan biri. Yaşın ilerlemesi ile birlikte hücrelerin yaşlanması, derinin elastikiyetini kaybetmesi, kolajen seviyesinin azalması gibi sebepler yaşlanma dediğimiz süreci başlatır. Günümüzde zamanın ve dış etkenlerin cilt üzerindeki etkilerini azaltan likit lifting yöntemi daha genç görünen bir cilde sahip olmanıza yardımcı olmaktadır.
Likit Lifting Nedir?
Cildimizin yaşlanma sürecine etki eden birçok neden vardır.
Bu etkenler;
- Yerçekimi,
- Güneş ışınları,
- Stres,
- Beslenme,
- Yaşlanma,
- Kilo alıp-verme,
- Sigara, alkol gibi alışkanlıklar ilk sıralarda gelmektedir.
Bu etkenlere maruz kalan ciltte kırışıklık, sarkma, çöküntü gibi belirtiler ortaya çıkmaktadır. Alın ve dudak çevresinde görülen çizgiler, yanaklarda çöküntü ve sarkma, göz çevresi gibi yüzün bir ya da birden fazla alanında görülen bu belirtiler cildin yaşlı görünmesine sebep olmaktadır. Likit lifting yüz germe uygulamaları bu belirtileri en aza indirmeyi amaçlamaktadır.
Likit Face Lifting Nedir?
Yüzde deri altına enjeksiyonla dolgu maddesi uygulama işlemine denir. Genel olarak çizgi ve kırışıklık için uygulanan bir yöntem olarak düşünülse de bununla birlikte yüzde çok daha etkili sonuçlar alınabilmektedir. Face lifting ise yüzün çeşitli yöntemler ile gerilme ve toparlanma işlemdir. Likit face lift uygulamasında yüzde gerilme ve toparlanma işlemi enjeksiyon ve dolgu maddeleri ile ameliyatsız olarak elde edilebilmektedir.
Genç bir cilde sahip yüz aynı zamanda daha keskin hatlara sahiptir. Ancak yaş ve diğer etkenler ile beraber deri altında yağ ve kas dokusunun, kolajenin azalması kısacası cilt alt dokusunun boşalması, kırışıklık, sarkma gibi nedenlerden dolayı yüzün yapısında bozulmalar olur. Yüz konturlarında bozulmalar yüz güzellik üçgeni denilen görüntünün de değişmesine sebep olabilir.
Bu yöntem ile çizgi ve kırışıklıklarınız giderilirken daha keskin yüz hatlarına ve konturlara sahip olabilirsiniz. Yüzünüzde sarkmaları toparlayarak genç ve sıkı bir cilt görünümüne kavuşabilirsiniz.
Likit Yüz Germe Nedir?
Yüz germe işleminde birçok farklı yöntem kullanılmaktadır. Ameliyat, askı gibi yöntemler ile ciltte oluşan sarkma, kırışıklık gibi istenmeyen görünümlerin ortadan kaldırılması ve cildin daha gergin görünmesi amaçlanmaktadır. Likit yüz germede ise ameliyatsız enjeksiyon ile deri altına dolgu maddesi uygulanarak gerçekleştirilmektedir.
Cildin altındaki dokuların çeşitli nedenler ile azaldığından ve buna bağlı oluşan çöküntüler, sarkmalar, kırışıklıklardan bahsetmiştik. Likit lifting ile cildin altındaki boşluklar doldurularak cildin eski haline dönmesi sağlanmaktadır.
Likit lifting uygulamasında silikon, kolajen (hayvansal) gibi birçok farklı dolgu maddesi bulunsa da en çok tercih edilen dolgu maddesi vücudumuzda doğal olarak bulunan hyaluronik asittir. Cildin sağlıklı ve genç görünmesini sağlayan, nem dengesini koruyan hyaluronik asit cilt altına enjekte edilmektedir. Aynı zamanda cilt için büyük öneme sahip olan kolajen üretimini de artıran bu dolgu maddesi daha sıkı, dolgun ve gergin bir cilt görünümü kazandırır. Bu şekilde ameliyatsız ve etkili bir şekilde yüz liftingi gerçekleştirilir.
Likit Lifting Nasıl Uygulanır?
Bu yöntemin en önemli avantajlarından biri uygulamanın yüzün istenilen bölgesine nokta atışı olarak yapılabilmesidir. Uygulanacak bölgeye küçük iğne deliği açılıp oradan mikro kanüller ile uygulanır. Yüzün her bölgesinde ihtiyaca göre uygulama yapılabilir.
Yanak kısımları: Elmacık, çene kısımlarını etkileyen yanak dolguları yüzün alt ve orta kısmını şekillendirmeye yardımcı olur. Özellikle en çok çökmelerin görüldüğü yanak bölgelerindeki dolgu yüze sıkı ve gergin bir görünüm verirken çene bölgesini de şekillendirmeye yardımcı olabilmektedir. Böylece uygulama yüzün alt ve orta kısmında lifting etkisi yaratır.
Çene bölgesi: Yüzümüzün şeklini etkileyen en önemli kısımlardan biridir. Özellikle ideal yüz olan V şeklindeki yüz görünümünü yakalamakta çene ve çene hattı büyük rol oynar. Yaş, kilo alıp verme gibi nedenlerle çene hattındaki keskinlik kaybolabilmektedir. Bu uygulama ile tekrar keskin hatlara ve düzgün şekilli bir yüze sahip olabilmeniz mümkün olmaktadır. Uygulama yüz şeklinize ideal görünümü verirken daha genç bir görüntü elde edilmesini sağlamaktadır.
Ağız bölgesi: Dudak çevresindeki çizgiler zamanla derinleşerek daha yaşlı bir görüntüye sebep olabilmektedir. Özellikle sigara kullanımı, güneş, yaş vb. nedenlere bağlı oluşan bu çizgileri likit lifting uygulaması ile ortadan kaldırmak veya çok daha az görünür hale getirebilmek mümkün olabilmektedir. Dolgu cildin hacminin artmasını sağlayarak daha gergin bir ağız çevresine sahip olmanıza yardımcı olacaktır.
Göz çevresi: Göz çevremiz cildimizin en hassas bölgesidir. Zamanla bu bölgede gözaltında oluşan torbalanmalar yaşlanma belirtilerinin en önemli göstergeleridir. Bu durum farklı etkenlerden dolayı daha erken yaşlarda da ortaya çıkabilmektedir. Gözaltı ışık dolgusu ile gözaltı ve göz çevresi doldurulur. Bu şekilde gözyaşı kanalına doğru oluşan gölgelenme ortadan kaldırılarak torbalanma görüntüsü azaltılır ya da ortadan kaybolur. Uygulamanın etkisi 1-1,5 yıl arasında sürebilmektedir.
Lifting ne işe yarar
Uygulamada yüze enjekte edilen hyaluronik asit;
- Kollajen üretimini artırmaya,
- Cilt altı boşluklarını doldurarak kırışık, çöküntü, sarkma vb. problemleri ortadan kaldırmaya, Cildin nem dengesini sağlamaya,
- Yüz şeklindeki bozulmaları düzelterek daha estetik bir görünüme kavuşmaya yardımcı olabilmektedir.
Son yıllarda bu alanda artan talep bu tarz uygulamaları yapan yer ve kişi sayısının da artmasına sebep olmaktadır. Doğru kişiler tarafından doğru yerlerde yapıldığında çok başarılı ve tatmin edici sonuçlar verebilmektedir. Ancak uzman olmayan, merdiven altı yerlerde yapılan uygulamalar çok ciddi sağlık problemlerine yol açabilmekte ve geri dönüşü olmayan hasarlara neden olabilmektedir. Bu yüzden likit lifting ve diğer uygulamaları yaptırmak için iyi bir araştırma yaparak karar vermeye dikkat etmelisiniz.
Gözenek Tedavisi
Güzel bir cilde sahip olmanın önemli kriterleri arasında cildin pürüzsüz ve sıkı olması gelir. Ancak bu çeşitli etkenlerden dolayı her zaman mümkün olmayabilir. Özellikle cilt üzerindeki gözenek yapısında bozulmalar sağlıksız bir cilt görünümüne sebep olabilmektedir. Günümüzde gelişen teknoloji ile başarılı ve kalıcı gözenek tedavisi uygulamaları yapılmaktadır.
Gözenek nedir?
Gözenekler cildimizin en üst katmanında yer almakta ve sağlıklı bir cilt görünümünde çok önemli rol oynamaktadır. Cildin nefes almasını, ter ve yağ çıkışını sağlayan hücrelerdir. Cildin en üst tabakasında bulunur. Sağlıklı bir ciltte gözenek yapısı dışarıdan bakıldığında belli olmaz. Ancak cilt çeşitli etkenlere maruz kaldığında bu gözenekler genişler ve gözle görülür hale gelebilmektedir.
Cildin gözenek yapısını bozan etkenler şunlardır:
- Fazla sebum (yağ) üretimi: Vücudun aşırı yağ üretmesi sonucu ciltteki çıkışı tıkayan ve dolduran sebum çok fazla üretilirse gözenekler büyür. Yapı olarak daha çok yağlı olan ciltlerde görülebildiği gibi hastalık, ilaç kullanımı, stres, sigara gibi etkenler de yağ üretiminin artmasına sebep olabilmektedir.
- Cildin elastikiyetinin azalması: Yaş ile birlikte cilt elastikiyeti azalırken sigara, güneş, stres, ilaç kullanımı gibi sebeplerde süreci hızlandırabilmektedir. Bu durum da gözenek problemlerine yol açabilmektedir.
- Kıl folikülü hacminin artması: İnsan vücudunda avuç içi ve ayak tabanları dışında bulunan her bir gözenekte bir kıl folikülü bulunmaktadır. Bu kıl folikülünün hacminin artması gözeneklerin büyümesine neden olabilmektedir.
- Yaş: Yaşlanmanın en çok etki ettiği organlardan birisi de cilttir. Yaşa bağlı kollajen ve elastikiyetin azalması gözeneklerin açılmasına sebep olabilmektedir.
- Genetik: Cilt yapısına kalıtım da etki etmektedir. Anne-babada gözenek problemi olan kişilerde bu problemin görülme olasılığı da artmaktadır.
Gözenekli cilt nasıl düzelir?
Gözenekli ciltleri olan kişiler çeşitli uygulamalar ile bu görünümü düzeltebilirler.
Bunlar:
- Cilt maskeleri: Yağ dengesini düzenleyen ve cildi sıkılaştıran maskeler uygulanarak gözenekler sıkılaştırılabilir.
- Temizlik: Düzenli yüz temizliği cilt sağlığı için önemlidir. Cilt tipine uygun temizleyici ve tonik kullanımı da tedaviye yardımcıdır. Ayrıca makyaj temizliği de çok önemlidir. Yatmadan önce mutlaka makyaj temizlenmelidir.
- Doğru cilt ürünleri kullanmak: Yağlı ciltlerde daha çok görülen gözenekli cilt sorunu önlemede doğru cilt ürünleri kullanılmalıdır. Bu yüzden su bazlı nemlendiriciler kullanılmalıdır. Doğru ürünleri tercih ederek gözenekli cilt yapısı düzeltilebilmektedir.
- Güneş koruyucu kullanmak: Güneş cilde birçok zararlı etkisi bulunmaktadır. Gözenekler için de mutlaka güneşe çıkmadan yüksek koruyuculu güneş kremi kullanılmalıdır.
Bu yöntemler cildi koruma ve daha hafif düzeyde olan durumlarda işe yarasada ilerlemiş gözenek problemlerinde yetersiz kalabilmektedir. Bu durumda daha profesyonel uygulamalara başvurulması tedavi açısından önemlidir. Çünkü gözenekli cilt estetik yönden görünümü bozarken içlerinin yağ, kir, toz gibi maddelerle dolması akne problemlerine yol açabilmektedir.
Gözenek tedavisi nedir?
Gözeneklerin büyümesi ve genişlemesi sonucu cilt gözenekli bir görüntü alır. Geniş gözenekler; enfeksiyonlar, bakteri ve makyaj parçacıklarının cilde sızmasını kolaylaştırmaktadır. Parçacıklar birincil cilt tabakasının altına düştüğünde, cilt reaksiyonlarına neden olabilir. Bu durum cilt sağlığını olumsuz etkilediği için tedavi edilmesi gerekmektedir.
Günümüzde cilt bakımı ve sağlığını korumak için birçok farklı medikal tedavi yöntemi bulunmaktadır.
Gözenek sıkılaştırıcı tedavi yöntemleri şunlardır:
Karbon peeling: Peeling derinin en dış tabakasının çeşitli solüsyon ve ürünler kullanarak soyulması işlemidir. Karbon peeling uygulamasında yüzün soyulmasında kullanılan madde aktif kömür (aktif karbon) maddesidir. Normal kömürden farklı bir yapıda olan aktif kömür cilt sağlığı ve tedavisinde kullanılmaktadır. Öncelikle uzman tavsiyesi doğrultusunda haftada 2 defa uygulanabilir.
Fraksiyonel Lazer: Cildin üst ve alt tabakalarında etkili olan bu yöntemde lazer ışığı ile ciltte küçük tüneller açılır. Açılan bu bölgelerde yeni kollajen oluşumu tetiklenir. Çatlak, kırışıklık, gözenekli cilt gibi problemlerin tedavisinde kullanılabilmektedir. İhtiyaca göre 2-3 seans uygulanabilmektedir.
Dermapen: Dermapen yöntemi sivilce izi lekeleri, kırışıklık, sarkma gibi birçok cilt problemini çözmede kullanılan etkili bir yöntemdir. Gözenek sıkılaştırma işleminde başarılı ve kalıcı sonuçlar vermektedir. Yüz bölgesinde deri altına mikro iğneler yardımıyla hyaluronik asit enjekte edilerek uygulanır.
Dermapen gözenekleri sıkılaştırır mı?
Dermapen uygulamasında cilt altına enjekte edilen hyaluronik asit cildin sıkılaşmasını ve elastikiyetinin artmasını desteklemektedir. Bu da gözeneklerin sıkılaşmasını sağlamaktadır.
Dermapen yönteminde öncelikle uygulamanın yapılacağı alan temizlenir. Ardından bölgeye lokal anestezi uygulanır. Yüz bölgesinde deri altına mikro iğneler yardımıyla hyaluronik asit enjekte edilir. Hyalüronik asit kendisinin bin katı ağırlığında su tutma kapasitesine sahip olduğu için nemsiz görünümünü ortadan kaldırmaya yardımcı olabilmektedir. Ayrıca cildin elastikiyetini artırarak ince çizgi ve kırışıklık görünümünü azaltmaya, ciltteki pürüzlerin giderilmesine, gözeneklerin sıkılaşmasına yardımcı olabilmektedir.
Tedavi süresi 15-20 dk. aralığında değişir. Tedavisi ihtiyaca göre ortalama 2-6 seans sürebilmekte ve en doğru zaman aralığını uzman belirlemektedir. Seans sonrasında oluşan kızarıklık ve şişkinlik yaklaşık 1-2 gün içerisinde geçebilmektedir. Uygulama sonrasında ciltte leke ve sivilce oluşumunu önlemek için mutlaka güneş koruyucu kullanılmalıdır.
Tüm cilt tiplerine uygun olan bu yöntem her yaştan kadın ve erkeğe uygulanabilmektedir. Ancak gebelik ve emzirme döneminde olan kadınlarda, kanser, diyabet gibi hastalığı olan kişilerde tavsiye edilmemektedir.
Cilt bakımı ve tedavisinde medikal uygulamalarda mutlaka alanında uzman kişi ve güvenilir merkezler ile çalışılması sağlık açısından çok önemlidir. Bu uygulamalar doğru yerde ve doğru kişiler tarafından uygulandığında mükemmel ve memnun edici sonuçlar verirken yanlış yapıldığında ciddi sorunlara yol açabilmektedir.
Leke Tedavileri Yazdan Önce Yapılması Tavsiye Edilir
Cilt lekeleri, güneş hasarı, yaşlanma veya hormonal değişime bağlı aşırı melanin üretiminden kaynaklanır. Günümüzde cilt lekelerinin görünümünden rahatsız olanlar için çeşitli tedaviler mevcuttur. Lekelerin nedeni olan pigment, cildin en üst tabakası olan epidermisin tabanında bulunduğundan, lekeleri hafifletmeyi ya da gidermeyi amaçlayan herhangi bir tedavi, derinin epidermis tabakasına nüfuz etmelidir.
Leke tedavisi için ziyaret ettiğiniz dermatoloğunuz muhtemelen size şu soruları soracaktır:
- Cildinizdeki lekeleri ilk ne zaman fark ettiniz?
- Lekelenmeler aşamalı olarak mı yoksa birdenbire mi ortaya çıktı?
- Derinin görünümünde başka herhangi bir değişiklik fark ettiniz mi?
- Lekeler kaşıntılı mı?
- Güneşe veya UV radyasyonuna ne sıklıkla maruz kalıyorsunuz?
- Cildinizi düzenli olarak güneşten koruyor musunuz?
- Ne tür bir güneş koruyucu kullanıyorsunuz?
- Ailenizde yaşlılık lekeleri veya cilt kanseri geçmişi var mı?
- Hangi ilaçları kullanıyorsunuz?
Cilt Lekeleri Nasıl Tedavi Edilir?
İlaçlar. Reçeteli beyazlatıcı kremlerin (hidrokinon) tek başına veya retinoidler ve hafif bir steroid ile uygulanması, lekelerin birkaç ay içinde kademeli olarak solmasına neden olabilir. Tedaviler geçici kaşıntı, kızarıklık, yanma veya kuruluğa neden olabilir.
Lazer ve yoğun darbeli ışık tedavisi. Bazı lazer ve yoğun darbeli ışık tedavileri, cildin yüzey katmanına zarar vermeden melanin üreten hücreleri yok eder. Bu yaklaşımlar tipik olarak iki ila üç seans gerektirir. Ablatif lazerler cildin üst katmanını (epidermis) çıkarır.
Dondurma (kriyoterapi) tedavisi. Bu prosedürde beş saniye veya daha kısa süreyle uygulanan sıvı nitrojen lekeyi oluşturan ekstra pigmenti yok eder. Alan iyileştikçe kahverengi lekeli cilt daha açık renkli görünür.
Dermabrazyon tedavisi. Dermabrazyon, hızlı dönen bir fırça ile cildin yüzey tabakasını zımparalar. Soyulan bölgede yeni deri büyümesi oluşur. Olası yan etkiler arasında geçici kızarıklık, kabuklanma ve şişlik bulunur.
Mikrodermabrazyon tedavisi. Mikrodermabrazyon, dermabrazyondan daha az agresif bir yaklaşımdır. Uygulama sonrası, uygulama yapılan bölgede hafif bir kızarıklık veya yanma hissi fark edebilirsiniz. Yüzünüzde rosacea veya kılcal damar çatlamaları varsa doktorunuz bu tedaviyi önermeyecektir.
Kimyasal peeling. Bu yöntem, cilde üst katmanları çıkarmak için kimyasal bir çözelti uygulamayı içerir. Soyulan cildin yerine yeni ve daha pürüzsüz bir cilt oluşur. İşlem sonrası oluşan hafif kızarıklık birkaç hafta içinde tamamen yok olur.
Dermatoloğunuz, lekelerinizin türüne, sağlık geçmişinize ve ihtiyacınıza göre tedavi planınızı belirleyecektir. Tedaviden sonra lekelerin tekrar oluşmasını önlemek için en az 30 koruma faktörüne (SPF) sahip geniş spektrumlu bir güneş kremi kullanmalı ve cildinizi direkt güneş ışığından korumalısınız.
İzmir Somon DNA Uygulaması
Cilt yaşlanması doğal bir süreçtir ancak kötü beslenme, aşırı güneşe maruz kalma, uykusuzluk, sigara, hava kirliliği, stres gibi etkenler yaşlanma sürecini hızlandırır. Yaşlandıkça cildimizdeki kolajen parçalanarak kırışıklıkların oluşmasına ve ciltte sarkmalara neden olur. Cildin yaşlanmasının erken belirtileri ince çizgiler, donuk ten, genişlemiş gözenekler ve cilt elastikiyetinin kaybıdır.
Somon balığından elde edilen somon DNA, cildin kolajen yapısını yenilemesini, elastin üretimini artırmasını, kan akışını düzenlemesini ve bu etkiye karşı büyüme faktörleri üretmesini sağlar. Somon DNA uygulamasının amacı yaşlanma sürecine karşı koymak ve yenilenme mekanizmalarını hızlandırmaktır. Bu serum, temiz bir yaşlanma karşıtı etki sağlayarak hücre çoğalması sürecini harekete geçirir. Kırışıklıkların görünümünü iyileştirir ve cildin sıkılığını artırır.
Somon DNA Uygulaması Kimler İçindir?
Somon DNA uygulaması bir çeşit mezoterapi uygulamasıdır. Hızlı bir gençleşme etkisi yaratan somon DNA uygulaması, sadece yaşlanma karşıtı bir prosedür değil, aynı zamanda cildi yumuşatmak, pigmentasyonu ve yara izlerini azaltmak, gözenekleri en aza indirmek, cildin nemlenmesini iyileştirmek ve cildin iyileşmesini hızlandırmak için başvurulan bir tedavidir. Doktorunuz tarafından aksi bildirilmedikçe, somon DNA, her cilt tipine ve her yaşa uygun bir uygulamadır.
Somon DNA Uygulaması Nasıl Yapılır?
Somon DNA uygulamasında kullanılan iğneler çok ince olsa da herhangi bir rahatsızlık yaşanmaması için uygulama öncesi uygulama yapılacak alana bir lokal anestezik krem sürülür. Daha sonra uzman uygulayıcı, enjeksiyonları mikro iğne vasıtasıyla hastanın yüzüne uygular. Tedavinin bu kısmı yalnızca yaklaşık 10 ila 15 dakika sürer. Büyüme faktörlerini ve metabolik aktiviteyi arttıran somon DNA’sından toplanan nükleotidler, mikro iğneler kullanarak cildin dermis tabakasına enjekte edilir. Nükleotidler, DNA’nın yapı taşlarıdır ve cildin elastikiyetini artırırken büyüme faktörlerini uyarmaya, yaşlanmayı ve hasarlı cilt hücrelerini yeniden oluşturmaya yardımcı olur.
Ürünün ana etken maddesi somon DNA’sıdır (PDRN). Bu bileşen, cildin yenilenme sürecini uyarır ve hem kollajen hem de elastin üretimini iyileştirir. Somon DNA uygulaması aynı zamanda, ultraviyole etkinin cilde verdiği zararı da en aza indirerek cilde ihtiyaç duyduğu nemi sunar. Somon DNA uygulaması, cilde doğal bir ışıltı verirken kapsamlı bir cilt bakımı sağlar.
Somon DNA uygulamasının, yenileyici ve antienflamatuar özellikleri nedeniyle cilt üzerinde gözle görülür faydaları vardır. Heraderma Dermatoloji Kliniği, İzmir genelinde Somon DNA uygulamasını yapan kliniklerden biridir. Memnuniyet oranı yüksek olan uygulamalardan biri olan Somon DNA uygulaması sonrası, cilt elastikiyetinin ve nemliliğinin arttığı, cilt tonunun ve dokusunun iyileştiği, akne izlerinin iyileştiği, ince çizgiler ve kırışıklıkların azaldığı, gözenek boyutunun azaldığı ve koyu halkaların açıldığı gözlemlenmektedir.
Dolgu Uygulamaları İzmir
Yüzün yaşlanması, kırışıklıklar, kahverengi lekeler, elastikiyet kaybı, yüzdeki yağların kaybı ve hacim kaybı gibi yaşlanma ile ilişkili cilt değişikliklerine önemli ölçüde katkıda bulunan çok sayıda faktörün bir sonucudur. Dolgu, yaşlanmaya bağlı cilt kusurlarını düzeltmek, kırışıklık veya izlere rötuş yapmak ve ciltteki kaybolan hacmi geri kazanmak için dermis veya deri altı dokuya enjekte edilen bir maddedir. Dolgular esas olarak kollajen veya hyaluronik asitten oluşur ve doku hacmini artırmaya yöneliktir. Hyaluronik asit içeren dolgu uygulamaları, günümüzde kırışıklıkları ve kontur kaybını düzeltmek için altın standart prosedür olarak kabul edilmektedir.
Dolgu Uygulamaları Hangi Durumlarda Etkilidir?
Dolgu uygulamaları aşağıdaki durumlarda etkilidir:
- Göz çevresindeki (kaz ayağı) ve ağız çevresindeki kırışıklıkların doldurulması
- İnce dudakların hacminin artırılması / yeniden şekillendirilmesi
- Nazolabial (burun kanatlarından ağız köşesine kadar olan bölgedeki) kıvrımların düzeltilmesi
- Elmacık kemiği, çene ve alnın şekillendirilmesi
- Yaşlanmaya özgü kıvrımların ve çöküntülerin giderilmesi
- Sivilce veya ameliyat izlerinin giderilmesi
Dolgu Uygulamaları Nasıl Yapılır?
Uygulama Öncesi
Dolgu maddesinin enjeksiyonu, iyi yapıldığında başarılı sonuçlar sunan basit ve ağrısız bir işlemdir. Ancak dolgu enjeksiyonu yaptırmadan önce uzman doktor ile ön görüşme yapılması gerekmektedir. Bu görüşme sırasında doktorunuz, tedavi edilecek cilt kusurunun tipini ve ciddiyetini değerlendirir ve hangi tip dolgu maddesinin kullanılması gerektiğine karar verir. Aynı zamanda, doktorun, enjeksiyonlara bağlı herhangi bir riskin olasılığını belirleyebilmek için hastanın genel sağlığını araştırması gerekecektir. Ayrıca, alerjik reaksiyonları önlemek için bazı dolgu türleri (örneğin, kolajen dolgu maddeleri) için, doktor bir ön test yapmaya karar verebilir.
Uygulama
İnvaziv bir işlem olmadığı için dolgu enjeksiyonları poliklinikte yapılır ve genellikle herhangi bir anestezi gerektirmez. Ancak, tedavi edilecek bölgeye ve hastanın hassasiyetine bağlı olarak doktor enjeksiyonu yapmadan önce lokal anestezik ilaçlar vermeye karar verebilir. Bir örnek vermek gerekirse, dudaklar hassas noktalardır, bu bölgeye uygulanan dolgu enjeksiyonları hafif karıncalanma hissi yaratabilir. Bu rahatsızlığın üstesinden gelmek için, tedavi edilecek alan enjeksiyondan yarım saat önce lokal olarak uyuşturulabilir.
Dolgu uygulamalarında kullanılan iğneler oldukça incedir ve dermisin yüzeysel tabakasının sadece birkaç milimetre altına enjekte edilir. Böylece, ağrısız bir gençleştirme etkisi elde edilmiş olur.
Uygulama Sonrası
Dolgu maddesi enjeksiyonunu takip eden 24-48 saat içerisinde tedavi edilen bölgede hafif kızarıklık ve şişlik gibi yan etkilerin ortaya çıkması normal kabul edilir. Bu ortak semptomlar kısa sürede kendiliğinden düzelmektedir. Bununla birlikte, uygulama sonrası kesinti süresi olmaksızın normal günlük aktivitelere devam edilebilir.











