Kalıcı Makyaj Nedir Ve Nasıl Uygulanır?
Makyaj yüzünüzü renklendiren ve hatlarınızı vurgulayan, estetik açıdan sizi daha hoş gösteren bir uygulamadır. Ancak her gün düzenli olarak makyaj yapmak, yapılan makyajın dağılması harcanan süre ve emek göz önünde bulundurulduğunda zahmetli bir iş olabilmektedir. Özellikle günümüzün yoğun temposunda kalıcı makyaj uygulamaları size güzel bir yüzü zahmetsiz ve kolay bir şekilde sunabilmektedir.
Kalıcı Makyaj Nedir Ve Nasıl Uygulanır?
Kalıcı makyaj; bir mikro pigment uygulamasıdır. Kişiye özel tek kullanımlık steril iğneler kullanılarak renk pigmentleri cilde enjekte edilir. Kullanılan ürünler cilt için özel üretilmiş olup bitki özlüdür. Bu nedenle cilde herhangi bir zarar vermez. İşlemde kullanılan ürünler herhangi bir katkı maddesi ya da koku içermez.
Kalıcı Makyaj Uygulamaları Nelerdir?
Kalıcı makyaj uygulamaları yapılan bölgeye göre değişiklik gösterebilmektedir. Bununla birlikte farklı metotlar uygulanabilmektedir.
Kalıcı makyajda uygulanan metotlar şunlardır:
Micropigmentasyon: Kullanılan ilk metotlardan biridir. Bu teknikte dövme makinasına benzeyen bir cihazla boya uygulanacak bölgeye enjekte edilir. Cilt altındaki dokulara enjekte edilerek yapılan işlem, uzmanın profesyonelliğine göre şekil alabilmektedir. Doğal kıl görünümü, gölgeleme gibi işlemler gerçekleştirilebilir.
Microblading: Bu metotta cihaz değil ucu iğneli özel bir kalem kullanılır. Bu kalem ile uygulama yapılacak bölgeler çizilir ve arından çizilen bölgeler uygun boyalar ile boyanır.
Her iki uygulamada da iyi sonuçlar elde etmek mümkündür. Buradaki en önemli nokta uygulamayı yapan kişinin uzmanlığı ve profesyonelliğidir.
İşte kalıcı makyaj uygulamaları:
Kaş Uygulamaları
Kaş kontürü: Kaşlarının şeklinden memnun olmayan, seyrek kaşlara sahip ya da kaşları dökülen kişilere uygulanır. Öncelikle istenilen kaşın şekli oluşturulur. Cihaz ile oluşturulan alan içindeki boşluklar doldurulur. Seçilen renk kişinin saç ve ten rengiyle uyumlu olmalıdır. Doğal bir görünüm elde edilmeye çalışılsa da genellikle doldurulan kısımlar belli olabilmektedir. Kalıcılığı kişinin yaş ve ten rengine değişiklik gösterip ortalama 3 ila 5 yıl arasındadır.
Microblading tekniği: Bu teknikte kaşın istenilen şeklini alabilmesi için gerekli ölçümler yapılır. Ardından ince bıçak uçlu kalem ile boşluk olunan kısımlarına ince kesikler atılır. Bu kesikler atılırken bıçağın ucu boyanarak kesilen yerler de aynı zamanda boyanır. Bu uygulamada kıllar tek tek çizildiği için doğal kaş görünümü elde edilebilmektedir. Uygulamanın kalıcılığı kişiden kişiye göre değişiklik gösterse de yaklaşık 5-8 ay arasındadır.
Kıl tekniği: Bu teknikte kaşlar kaş cetveli yardımıyla orantılı bir şekilde ayarlanır. İstenilen son hali çizilir. Ardından kaş bölgesine lokal anestezik krem uygulanır. Krem etkisini gösterdikten sonra özel bir kalem ile kaş yeniden şekillendirilip boşluk kısımları doldurulur. Kıl tekniği denilmesinin nedeni ise doldurma işleminde tek tek kıl çizilerek yapılır. Bu yüzden son derece doğal bir görüntü elde edilebilir.
Eyeliner Uygulaması
Uygulamada anestezik krem kullanılır. Bu nedenle ağrısız bir işlemdir. Yaklaşık 30 dk. süren işlemde kaleme benzer bir cihaz ile göz kapağının üzerine özel boya ile eyeliner çekilir. Uygulama sonrasındaki koyu renk görünümü daha sonraki günlerde normal bir tona bırakarak oturur. İyileşme sürecinde özel bakım kremi ile kullanılır. Şişme ve kızarıklık olsa da kısa süre içerisinde geçer.
Eyeliner uygulaması gözlerinizi daha büyük gösterebilir ya da çok büyük ise daha küçük gösterebilir. Bununla birlikte bitişik gözlerin daha ayrık görünmesini, gözlerinizin daha çekici görünmesini sağlayabilmektedir.
Dudak Kontürü
İnce ya da çok kalın dudaklara sahip olanlar, zamanla dudak çizgisini kaybedenler, yara izi olanlar vb. kişiler için ameliyatsız olarak dudakları şekillendirmeye yardımcı olabilmektedir. Dudak kontüründe dudak doldurulmaz. Çünkü ıslak mukoza olduğu için kalıcılığı çok azdır Bu nedenle sadece dudak çizgisine yapılmalıdır. Kullanılan boyanın dudak rengi olması ya da daha dudağın rengine yakın olması doğal bir görünüm verecektir. Yine özel bir kalem ile boya alınıp dudak kenarı çizilir. Uygulama öncesi lokal anestezi yapılır. Ağrısız bir işlemdir. Dudak kontürü ile dolgu yaptırmadan dolgun bir dudak görünümüne kavuşabilirsiniz. İşlem sonrasında 3 gün boyunca yağlı krem, ruj gibi ürünler kullanılmamalıdır. Kabuklanma döneminde de yine likit, krem kullanmaması gerekir. Bir hafta sonrasında ise normal düzene dönülebilmektedir.
Uçuk (herpes virüsü), mantar, yara olan kişilere uygulanmaz. İşlem sırasında ısı arttığı için mikropların daha fazla yayılmasına neden olabilir. Tedaviler tamamlandıktan sonra işlem uygulanabilmektedir. Bununla birlikte pigment alerjisi olan kişilere de uygulanmaktadır.
Kalıcı Makyaj Kaç Ay Sürer?
Uygulama, dövme gibi olmayıp zaman içerisinde geçer. Çünkü dövme alt deri (dermal tabaka), kalıcı makyaj uygulamaları ise üst deri (epidermal) tabakaya uygulanır. Bu nedenle kalıcılığı yapılan bölgeye ve tekniğe göre değişiklik gösterebilmektedir.
Kalıcı makyajın uygulandığı bölgelerdeki ortalama kalıcılık süreleri şunlardır:
- Dudak: 2 yıl
- Eyeliner: 1,5-2 Yıl
- Kaş: 1 yıl
- Kontür:3-5 yıl
- Microblading:5-8 ay
- Kıl tekniği:2-3 yıl
Bununla birlikte uygulamadaki kalıcılık kişinin:
- Ten rengine (esmer olanlarda açık tenlilere oranla daha uzun süre kalıcılık gösterebilmektedir.)
- Yaşına (Gençlerde cilt yenileme daha hızlı olduğu için kalıcılık süresi daha azdır) göre değişiklik gösterebilmektedir.
Kalıcı Makyaj Uygulaması Sonrasında Nelere Dikkat Edilmelidir?
Uygulamanın etkili olabilmesi ve olumsuz sonuçlara maruz kalmamak için sonrası bazı noktalara dikkat etmek gerekir.
Bunlar:
- En az 10 gün güneşe çıkılmamalıdır.
- İşlem yapılan alana mümkün olduğunca az temas edilmeli, kaşıma, havlu ile silme gibi davranışlardan kaçınılmalıdır.
- Alan uzmanın önerdiği krem ile nemlendirilmelidir.
- Kozmetik ürünler belirli bir süre kullanılmamalıdır.
- Bir hafta boyunca deniz, havuz gibi alanlardan uzak durulmalıdır.
- En az 10 gün aşırı sıcak, sauna, hamam, buhar odası gibi alanlara gidilmemelidir.
- Uygulamanın yapıldığı bölge, en az 3 gün boyunca suyla temas etmemelidir.
- Bölgedeki kabuklar elle koparılmamalı, kendiliğinden kaybolması beklenmelidir.
Kalıcı Makyaj Nasıl Çıkarılır?
Sonrasında eğer işlemden memnun kalmadıysanız ya da artık kullanmak istemiyorsanız makyajınızı çıkartmayı düşünebilirsiniz.
Silme işlemi için aşağıdaki yöntemler kullanılabilmektedir:
Krem: Topikal losyon ve kremler ile çıkarılmaya çalışılabilir. Ancak dövme tekniği ile yapılmış işlemlerden çok etkili sonuçlar alınamayabilir.
Peeling: çeşitli peeling ajanları kullanılarak ciltteki boya temizlenmeye çalışılır.
Lazer: Cildin yenilenmesini ve boya pigmentlerinin parçalanmasını sağlayarak makyajı silmeye yardımcı olabilir. Ancak uygulamanın üzerinden en az 6 ay geçmiş olması gerekir.
Kalıcı makyaj uygulamaları ameliyatsız olarak cildinizi daha estetik bir görüntüye kavuşturabilir. Aynı zamanda, zamandan da ciddi şekilde tasarruf etmenizi sağlayabilmektedir. Ancak burada önemli olan uzman ve profesyonel kişilere yaptırmanız. Ayrıca steril bir ortam olması da sağlık açısından çok önemlidir. Çünkü yanlış kişi ve yerde yaptırılan uygulamalar estetik açıdan istenmeyen ve kötü sonuçlar doğurabileceği gibi çeşitli virüs, enfeksiyon ya da bakterilerin vücuda alınmasına da neden olabilmektedir.
Heraderma Kliniğinde kalıcı makyaj uygulamaları yapılmaktadır. Hijyenik ortamda sağlıklı ve güvenli bir şekilde kalıcı makyaja sahip olabilirsiniz.
Fraksiyonel Lazer İle Cilt Yenileme
Cildimiz yaşam döngümüzün tüm izlerini üzerinde taşır. Bu izlerden kaçınılmaz olanı ise kırışıklıklardır. Son yıllarda teknoloji ve bilim, cildimizde oluşan kırışıklıkları giderebilmeyi mümkün kılabilmektedir. Fraksiyonel Lazer ile cilt yenileme de bu yöntemlerden biridir.
Fraksiyonel Lazer Nedir?
Fraksiyonel lazer cilt yenileme ve gençleştirme için kullanılan bir yöntemdir. Fraksiyonel Lazer ile cilt yenileme işleminde; cihaz ile gönderilen lazer ışınlarının yaydığı ısı, cildi kontrollü yakarak deforme eder. Bu da ciltte kollajen üretimini tetikleyerek cildin kendini yenilemesini sağlar. Yenilenen ciltte kırışıklıklar azalır ya da ortadan kalkar.
İşlem yapılacak bölgeye lokal anestezik krem uygulanır. Uygulama sırasında yüzün sorunlu bölgesine işlem yapılır diğer dokulara zarar verilmez. Hasarlı bölge çevresinde kalan bu sağlam dokular cildi onarmaya çalışır. Bu süreçte kollajen üretimi artar ve cilt yenilenmesi sağlanır. Sadece derinin üst kısmına (epidermis) değil alt kısmına (dermis) da etki edebildiği için daha başarılı ve etkili sonuçlar alınabilmektedir.
Fraksiyonel lazer uygulamasıyla;
- Kırışıklıklar özellikle derin ve yoğun kırışıklıkların tedavisi,
- Gözenek sıkılaştırma,
- Cilt tonunun düzenlemesi,
- Akne, yara izi, lekeler,
- Çatlak tedavisi,
- Yüz sarkmaları gibi problemlerin tedavisi yapılabilmektedir.
Fraksiyonel Lazer Etkisi Kalıcı Mı?
Fraksiyonel lazer, farklı problemler için yapılabildiğinden her işlem üzerindeki etkisi farklıdır. Leke giderme için yapıldığında kalıcı sonuçlar elde edilebilmektedir. Tekrarından korunmak için cildi leke oluşumuna neden olacak etkenlerden korumak gerekir. Cilt gençleştirme için yapıldığında kırışıklık görünümünü azaltabilir ya da ortadan kaldırabilir. Ancak ciltte doğal bir süreç olan yaşlanma ve kırışma devam eder. Fraksiyonel Lazer uygulaması ile oluşan kırışıklıklar tedavi edilip bir süre koruyucu etki sağlayabilir. Bu durum yüzde sarkma için de geçerlidir. Kişinin yüzü uygulama ile toparlanabilir. Ancak yer çekimi ve hücrelerin yaşlanması durdurulamayan değişkenler olduğu için uygulama tekrar edilebilir. Kısacası Fraksiyonel Lazer ile ciltte oluşan kırışıklıklar giderilebilir. Kişi daha genç ve sağlıklı bir cilt görünümüne kavuşabilir. Ancak hücreler yaşlanmaya devam ettiği için tekrarı gerekebilir. Probleme göre kalıcılığı değişebilmektedir.
Fraksiyonel Lazer Hangi Aralıklarla Yapılır?
Uygulamadaki seans sayısı kişiden kişiye değişiklik gösterebilmektedir. Yaş, cildin durumu, problem gibi değişkenler yapılacak seans sayısını belirlemede önemlidir. Ancak seans sayısı genellikle 3-8 arasında değişmektedir. Kişinin durumuna göre her seans arası 3 ila 5 hafta olabilmektedir.
Fraksiyonel Lazer Hangi Aylarda Yapılır?
İşlem sonrasında cildin güneş ışınlarına maruz kalmaması gerekir. Bu nedenle uygulamanın genellikle sonbahar ve kış aylarında yapılması önerilmektedir
Fraksiyonel Lazer Sonrası Kızarıklık Nasıl Geçer?
Uygulama sonrasında kızarıklık, kabuklanma gibi belirtiler görülebilir. Cilt kendini onardığı için bu belirtiler kısa süre içerisinde kendiliğinden geçebilmektedir. Bu süreçte kabuklar ellenmemeli ve koparılmaya çalışılmamalıdır. İşlem sonrası iyileşme hızlıdır.
Fraksiyonel Lazer Uygulamasının Etkisi Ne Zaman Gözlenir?
Uygulama sonrası oluşan kabuklanma cildin kendini onarmasından kaynaklanır. Kabuklar dökülmeye başlandığında ise altından yeni ve sağlıklı cilt ortaya çıkar. Uygulama kollajen üretimini uyarır ve artmasını salar. Bu da yaklaşık 3 hafta içerisinde başlayarak devam eder. Uygulamasının etkisi ortalama 3 ila 6 ay içerisinde etkisini göstermeye başlar.
Fraksiyonel Lazer Sonrası Nelere Dikkat Edilmeli?
- Uygulama sonrasında ilk 1 gün duş alınmamalıdır. Sonrasında çok sıcak olmayacak şekilde ılık duş alınabilir.
- Ödem oluşumunu önlemek için soğuk kompres (buz) uygulanabilir.
- Cilt temiz tutulmalıdır.
- Kabuklanmayı önlemek için uzmanın tavsiye ettiği bir ürün ile cilt nemli tutulmalıdır.
Fraksiyonel Lazer gelişmiş teknolojinin bir ürünü olup cilt üzerindeki birçok problemin çözümüne yardımcı olabilmektedir. Ancak mutlaka alanında uzman ve uygulamada deneyimli kişilerin bu uygulamaları yapması gerekir. Çünkü yanlış bir işlem ciltte yanık gibi ciddi problemlere ve hasara neden olabilir. Bununla birlikte seans sayısı, tedavisi süresi kişiden kişiye göre değişiklik gösterebilmektedir. Uzmanınız gerekli analizleri yaptıktan sonra size uygun tedavi programını oluşturacaktır.
Heraderma Kliniğinde Fraksiyonel Lazer uygulaması ile ameliyatsız cilt gençleştirme yapılarak kırışıklıkların giderilmesi sağlanabilmektedir. Gerekli cilt analizlerin uzman tarafından yapılıp size uygun tedavi programı ile sağlıklı ve güvenli bir şekilde zamanın etkisini cildinizden silmenize yardımcı olunabilmektedir.
Göz Altı Kırışıklığına Ne İyi Gelir?
Gözlerimiz güzelliğin ve iç dünyamızın bir yansıması olmuştur. Bu estetik görünümü kaş, kirpik ve göz çevremiz bir bütün olarak gerçekleştirebilmektedir. Ancak zamanla birçok etken bu bütünün estetiğini bozabilmektedir. Bunlardan en sık karşılaşılan ise göz altı kırışıklıklarıdır. Bizi daha yaşlı ve daha yorgun gösteren göz altı kırışıklığına ne iyi gelir?
Göz altı kırışıklığına ne iyi gelir sorusundan önce göz altı kırışıklıklarının nedenlerini anlamak önlem almak ve tedavisi açısından önemlidir.
Göz Altı Kırışıklıkları Neden Oluşur?
Cildimiz elastik bir yapıya sahiptir. Ona bu elastikiyeti veren ise kolajendir. Yaşamımızın ilk yıllarında vücudumuzda fazlaca bulunan kollajen yaşla ve diğer farklı etkenler ile birlikte azalmaya başlar. Ayrıca yağ, kas gibi dokularda da azalma meydana gelir. Bu da cildin elastikiyetini kaybetmesine ve kırışmasına neden olur. Bununla birlikte göz çevremizdeki derimiz diğer bölgelere göre daha hassas ve incedir. Bu nedenle iç ve dış etkenlerden daha fazla etkilenir.
Göz çevresindeki derinin kırışmasının birçok farklı nedeni bulunmaktadır.
Başlıca nedenler şunlardır:
- Yaşlanma,
- Sigara,
- Genetik,
- Stres,
- Güneş ışınlarına uzun süre maruz kalma,
- Yanlış ürün kullanımı (kozmetik, medikal ürünler vb.)
- Yanlış uygulamalar en önemli nedenler arasındadır.
Göz Altı Kırışıklıkları Nasıl Tedavi Edilir?
Göz altı kırışıklıklarının tedavisinde farklı yöntemler kullanılmaktadır.
Maske:
Bu maskeler evde hazırlanabilen ya da medikal ürünlerden oluşabilmektedir. Kırışıklıkları önleme ya da var olanları azaltmaya yönelik uygulanabilmektedir. Faydalı olsa da cilt için en uygun olanı seçilmelidir. İnternet ortamında içeriği doğal ürünlerden oluşan birçok farklı maske tarifi bulunmaktadır. Hazırlayacağınız ya da alacağınız maskeyi seçerken cildinize uygun olmasına ve alerji yapmayacak içeriğe sahip olmasına dikkat etmelisiniz. Ayrıca bu maskeler daha ince çizgiler için etki gösterebilse de ilerlemiş ve yoğun kırışıklıklar için istenilen etkiyi veremeyebilir.
Krem:
Günümüzde cilt gençleştirme için farklı içerikte anti aging kremler bulunmaktadır. Göz çevresine özel olarak üretilen A vitamini içeren göz çevresi kremi de yine önleyici ve var olan çizgileri azaltmaya yönelik etki sağlayabilmektedir. Göz çevresi kremi alırken de yine cildinizle uyumlu olmasına ve alerji yapmamasına dikkat etmelisiniz. Bununla birlikte düzenli olarak kullanılması gerekmektedir. Kremler etkili olabilse de yoğun ve ilerlemiş kırışıklıklar için yeterli olmayabilir.
Bu yöntemlerin dışında daha profesyonel yöntemler de göz altı kırışıklıklarının tedavisi için tercih edilmektedir. Bu uygulamaları özellikle yoğun kırışıklıkları olanlar, daha uzun süreli, hızlı veya kalıcı etki isteyenlerin problemlerine çözüm sunabilmektedir. Bununla birlikte uygulamalar hem önleyici hem de tedavi edici olarak kullanılmaktadır.
Botoks
Kırışıklıklar için kullanılan botoks göz çevresinde de memnun edici sonuçlar verebilmektedir. Cilde enjekte edilen içeriği kasların hareketini kısıtlamaktadır. Bu şekilde özellikle kaz ayakları gibi mimik yapımına bağlı kırışıklıklar önlenmektedir. Ayrıca var olan kırışıklıkların açılmasını da sağlamaktadır. Etkili kişiden kişiye göre değişse de 4 ila 6 ay sürebilmektedir. Yaşa ve cilde bağlı olarak daha uzun ya da kısa sürebilmektedir.
Saten Yüz Germe
BTL Exilis Ultra 360 cihazı ile göz çevresindeki kırışıklık gidermede birçok başarılı sonuç alınmıştır. Dünyada tek olarak aynı anda ultrason ve readyofrakns dalgalarını cilde gönderebilen bu uygulamada ciltte kolajen ve bağ doku oluşumu desteklenir. Cildi nemlendirerek elastikiyetini artırır. Uygulamada yağ kaybı ya da sinir hasarı gibi etkiler olmadığı için güvenle uygulanabilmektedir. Cilde elastikiyet kazandırarak kırışıklıkları giderebilmektedir.
Lazer
Bu uygulamada cilt lazer ışınları ile kontörlü olarak tahrip edilir. Bu tahribat sonucu ciltte kendini yenilemeye çalışır ve kolajen üretimi artar. Bu şekilde cilt yenilenir ve kırışıklıklar giderilebilir. Göz çevresinde de uygulandığında kırışıklıkların giderilmesine yardımcı olabilmektedir.
Göz Altı Işık Dolgusu
Uygulamada; vitamin, mineral, amino asit, cildin kendi yapısında olan hyaluronik asit gibi birçok faydalı bileşen göz çevresine enjekte edilir. Cildin kendini yenilemesini sağlayan, göz altı torbaları, çukurları ve morlukların tedavisinde etkili olan bu uygulama göz altı kırışıklıkları için de başarılı sonuçlar verebilmektedir.
Uygulamadaki seans sayısı kişiden kişiye göre değişebilmektedir. Bu nedenle seans sayısı ve tedavi süresine uzmanınızla karar vermek en sağlıklı yol olacaktır.
Bununla birlikte cerrahi işlemler ile de göz çevresi kırışıklıkları giderilebilmektedir. Etkili sonuçlar alınsa da daha ağrılı bir süreç olup komplikasyon riskleri bulunmaktadır.
Göz altı kırışıklıklarınızın tedavisinde, yaptıracağınız uygulama için mutlaka uzmanınıza danışmalısınız. Etkili ve başarılı sonuçlar alabileceğiniz uygulamalar uzman olmayan kişiler tarafından yapıldığında sağlık açısından çok ciddi problemlere yol açabilmektedir.
Heraderma Kliniğinde göz altı kırışıklıkları tedavisinde kişiye özel tedavi programı ile kırışıklıklar giderilebilmektedir. Gerekli analizler yapılıp hasta bilgilendirilerek hangi uygulama ya da uygulamaların yapılacağı, seans sayısı ve tedavi süresi planlanır. Bu şekilde sağlıklı ve güvenli bir tedavi gerçekleştirilerek istenilen sonuçlar alınabilmektedir.
Varis Nasıl Oluşur?
Bacaklarımız, hareket etmemizin yanında estetik bir görüntünün en önemli parçalarıdır. Düzgün ve pürüzsüz bacaklar güzel bir vücudun mükemmel tamamlayıcılarıdır. Ancak zaman zaman çeşitli etkenler bacaklardaki görüntüyü bozabilir. Bunlardan biri de varis problemidir. En çok karşılaşılan sorunlardan biri olan varis nasıl oluşur?
Varis Oluşumu
Varis nasıl oluşur sorusunun cevabı için öncelikle damarlar ve dolaşım sistemini incelmek gerekir.
Vücudumuzda damarlarımız dolaşım sisteminin ağlarıdır. Kirli ve temiz kanı birbirinden ayrı olarak vücudumuzda taşıyıp dolaşımı sağlarlar. Bunlardan ven adı verilen toplardamarlar, vücuttaki solunum sonucunda kirlenmiş kanı kalbe taşırlar. Bacaklarda bu taşıma işlemi yerçekimine karşı gerçekleştirilir. Bu nedenle kan kapakçıkları ise kanın aşağıya göllenmesini önleyerek yukarı akmasını sağlar. Ancak damarlar aşırı genişlediğinde kapaklar birbirine uzak kalarak kapanamaz ve kan göllenmeye başlar. Venöz yetmezlik olarak da bilinen bu durum damarda basınç ve şişkinliğe yol açar. Bu da varis oluşumuna neden olur. Bununla birlikte toplardamarda oluşan bir pıhtı atması da varis oluşumunu tetikleyebilmektedir.
Varis hastalığı genellikle bacaklarda görülmekle birlikte; yüz, kol, karın gibi bölgelerde de ortaya çıkabilmektedir.
Varis kendini bazı belirtilerle gösterebilmektedir.
Bacaklarda varis belirtileri şunlardır:
- Belirgin damarlar,
- Mavi-mor renk şişkinlikler,
- Şişlik ve ağırlık
- Kaşıntı,
- Huzursuz bacak,
- Uyuşukluk gibi problemler yaşanabilmektedir.
Varisin üç çeşidi bulunmaktadır.
Bunlar;
Kılcal damar varisleri (telenjiektazi): Kılcal damarların çatlaması sonucu oluşur. Bacaklarda örümcek ağına benzer bir görüntü oluştururlar.
Retiküler varisler: Çoğunlukla ayak bileği ve diz arkasında oluşur. Hafif kabarık ve mavi renklidir.
Büyük toplardamar varisleri: Bacaklarda bulunan safen ven denilen büyük toplardamarda meydana gelen yetmezlik sonucu ortaya çıkar. Diğer varislere göre daha kabarık ve belirgindir. Sağlık problemleri ortaya çıkarabilir.
Varis Neden Oluşur
Varisin oluşumunun başlıca nedenleri şunlardır:
- Kalıtım,
- Uzun süre sabit oturma ya da uzun süre ayakta durma,
- Obezite, aşırı kilo,
- Gebelik,
- Damar tıkanıklığı,
- Sıkı kemer kullanma,
- Sigara kullanmak,
- Bacaklara darbe alma,
- Dar giysiler giyme,
- Güneş hasarı,
- Hormonal faktörler,
- Bazı hastalıklar,
- Karın içi basıncın artması (kabızlık, karın içi tümörü vb.) gibi nedenlerle ortaya çıkabilmektedir.
Varisler Sağlık Sorunlarına Yol Açar mı?
Varis genel olarak daha çok estetik yönden olumsuz etkilese de ileri seviyede özellikle büyük toplardamar varislerinde çeşitli sağlık problemlerine yol açabilmektedir.
Varisin sebep olabileceği sağlık problemleri şunlardır:
- Toplar Damarda iltihaplanma,
- Şiddetli ağrı,
- Varisin yırtılıp kanaması,
- Pıhtı oluşması ve vücudun diğer yerlerine pıhtı atması (emboli) gibi sorunlara yol açabilmektedir.
Varisin Tedavi Var Mıdır?
Varis tedavisi için günümüzde farklı uygulamalar bulunmaktadır.
Bunlar:
Skleroterapi:
İğne tedavisi olarak da bilinen uygulamada damarın içerisine iğne ile girilerek ilaç enjeksiyon edilir. Bu şekilde damar kapatılarak kan akışı başka bir damara yönlendirilir. Kullanılmayan damar ise iptal edilir. İyileşme süreci kısa olup zararı yoktur. Uygulamadan önce uzman hekim tarafından venöz damar sisteminin renkli doppler çekilmesi önerilmektedir.
Cilt yüzeyine yakın olan, görülebilen kılcal damarlarda oluşan varislerinin tedavisinde kullanılabilmektedir. Ciltte herhangi bir kesi ya da ize yol açmaz.
Radyofrekans:
Uygulamada problemli olan toplardamar içine kateter yerleştirilir ve radyofrekans dalgaları damarın içine gönderilir. Bu enerjinin damarın duvarında oluşturduğu ısı ve kontraksiyon sonucunda damar büzülüp kapanır. Genel veya lokal anestezi altında yapılır. İşlem süresi kısadır. Bu uygulamanın iyileşme süresi de kısadır. Çapı 20 mm’ ye kadar olan safen ven damar yetmezliği için yapılmaktadır.
Lazer Tedavisi:
Örümcek damarlarının görünümünü azaltmak için sıklıkla kullanılan bir yöntemdir. Küçük ve kılcal damarların tedavisinde etkili olan lazer tedavisinin kronik venöz yetmezlik semptomlarında bir etkisi yoktur. Lazer cihazından gönderilen lazer ışığı ile problemli damarı cilde zarar vermeden yok eder. Lokal anestezi ile gerçekleştirilen bu yöntem genellikle güvenilir ve etkilidir.
Varis Çorabı:
Bacak üzerindeki basıncı azaltmaya, kan akışını düzenlemeye yardımcı olan çoraplardır. Var olan problemi düzeltmez ancak semptomları azaltarak gelişimini durdurmaya yardımcı olabilmektedir. Doktor tavsiyesi ile kullanılmalıdır.
Bu yöntemlerin dışında varis, cerrahi müdahale ile tedavi edilebilmektedir. Varis olan damarlar ameliyat ile tamamen çıkarılır. Genellikle büyük toplardamar varislerinde uygulanabilmektedir.
Varis tedavisi sürecinde tedavi yöntemleri seçiminde öncelikle bir uzmana danışılmalıdır. Özellikle kalp-damar uzmanı gibi alanda uzman kişilerin görüşleri ve önerileri doğrultusunda tedavi yöntemi seçilmelidir. Çünkü her varis için her yöntem uygun olmayabilir. Yanlış bir tedavi de ciddi sağlık problemlerine yol açabilmektedir.
Heraderma Kliniğinde lazer tedavisi ile varis problemleriniz çözülebilmektedir. Gerekli analizler sonucunda hasta tedavi için uygunsa sorunlu bölgeye uygun lazer yöntemi uygulanır.
BTL Exilis Elite Ve BTL Ultra 360 Arasındaki Fark
Teknoloji hayatımıza her alanda büyük kolaylıklar ve artılar sağlamaktadır. Bunlardan biri de BTL Ultra 360 cihazıdır. Exilis serisinden doğan ve geliştirilerek daha farklı özelliklere kazanan BTL Ultra 360 zamanı sadece yüzümüzde değil tüm vücudumuzda durdurmaya yardımcı olabilmektedir. Exilis serisinin diğer üyesi olan BTL EXilis Elite ile karıştırılabilmektedir. BTL Exilis Elite ve BTL Ultra 360 arasındaki fark ise kullanılan başlıklardan kaynaklanmaktadır.
BTL Ultra 360
BTL Ultra 360; Exilis serisinin geliştirilmiş cihazlarından biridir.
Exilis cihazları şunlardır:
- BTL Exilis (vücut başlığı bulunmaktadır)
- BTL Exilis Elite (yüz + vücut başlığı bulunmaktadır)
- BTL Exilis Ultra 360 (yüz + vücut + genital başlıklar bulunmaktadır)
BTL Exilis Elite cihazı ile ülkemizde saten yüz ve vücut germe olarak bilinen ve bu isimle patent almış uygulama yapılmaktadır.
Saten Yüz Germe Nedir?
Saten Yüz Germe; yüzde oluşan kırışıklık, sarkma gibi problemleri tedavi eden bir uygulamadır. Uygulamada cihazdan gönderilen fokuslu ultrason ve radyofrekans dalgaları ile;
- Kolajen üretiminin artması,
- Cilt altındaki bağ dokunun oluşumu,
- Cildin sıkılaşması,
- Kırışıklık giderme,
- Cildin elastikiyet kazanmasını sağlanabilmektedir.
Dünyada ilk ve tek olarak ultrason ve radyofrekans dalgalarını beraber yayan cihaz 42-44 derece arası sıcaklıkla çalışmaktadır. Cihaz üzerindeki gösterede, uygulanan bölgenin anlık sıcaklığı gösterilmektedir. Bu şekilde sıcaklık kontrolü sağlanarak oluşabilecek riskleri önlenebilmektedir.
Cihaz başlığı, cilt altında 2,5 cm derinliğe ulaşabilir. Ulaşacağı derinlik de ayarlanabilir olup, uygulanan bölgeye göre değiştirilebilmektedir. Deri altına etki edebilmesi uygulamanın daha etkili olmasını sağlamaktadır. Cihazdan yayılan enerji homojen bir şekilde yayılarak her noktada aynı etkiyi yaratabilmektedir. Bu şekilde ameliyatsız yüz germe işlemi yapılabilmektedir.
Saten Yüz Germe uygulamasında kullanılan BTL Exilis Elite sadece uzman doktorların bulunduğu yerlerde kullanılabilmektedir. Bu nedenle uygulamayı yaptırdığınız yerde uzman bir doktor olmasına dikkat etmelisiniz.
Saten Yüz Germe Kaç Seans?
Uygulama, kişinin yaşına ve cildinin durumuna göre değişiklik gösterebilmektedir. Bazı kişilerde 2-4 seans yeterliyken bazılarında 4-6 seans uygulama yapılabilmektedir. Seans aralığı ortalama 7-14 gün olarak değişebilmektedir.
Saten Vücut Germe Nedir?
Saten Vücut Germe, saten yüz germede işleminin tüm vücuda uygulanabilmesidir. Karın, kol, bacak, sırt gibi bölgelerde oluşan kırışıklık, sarkma gibi problemlerin tedavisinde kullanılabilmektedir. Diyet ve spora rağmen incelmeyen yerlerde bölgesel zayıflama için kullanılabileceği gibi tüm vücuda yapılabilmektedir.
Cihazdan çıkan dalgalar ile ısı, vücuda, deri altına homojen bir şekilde yayılır. Bu da kolajen üretimini artırıp, cildin kendini yenilemesini sağlar. Böylece cilt elastikiyet kazanır ve sıkılaşır, bağ doku yenilenir. Bu şekilde cilt gergin ve pürüzsüz bir görünüm elde edebilir. Uygulama aynı zamanda selülit tedavisi içinde kullanılmaktadır. Deri altına nüfuz edebildiği için bacak ve diğer bölgelerde bulunan selülitlere de etki ederek azalmalarını veya yok olmalarını sağlayabilmektedir.
Exilis uygulamasında cihaz başlığı önemlidir. BTL Exilis Elite ve BTL Exilis Ultra 360 cihazında yüz ve vücut başlığı bulunurken BTL Exilis cihazında sadece vücut başlığı bulunmaktadır. Bu da yapılacak alanı belirlemektedir. Kısacası BTL Exilis, vücut için uygunken diğer iki model hem yüz hem de vücutta kullanılabilmektedir.
BTL Exilis Elite ve BTL Exilis Ultra 360 cihazlarını da birbirinden ayıran çok önemli bir özellik vardır .
İşte BTL Exilis Elite Ve BTL Ultra 360 Arasındaki Fark
BTL Exilis Elite cihazı yukarıda bahsettiğimiz gibi yüz ve vücut gençleştirme ve sıkılaştırmada kullanılabilmektedir. Ancak BTL Ultra 360 buna ek olarak kadınlarda genital bölgede de kullanılabilmektedir.
BTL Ultra 360
BTL Ultra 360 ameliyatsız genital bölge estetiği için güvenli olan ve dünyaca ünlü kişiler tarafından tercih edilmektedir.
BTL Exilis Elite ve BTL Ultra 360 arasındaki fark ; BTL Ultra 360 cihazında genital bölge için özel bir başlığın bulunmasıdır. 360° lik patentli başlığı ile vajina duvarındaki her noktaya hacimsel ısınma ile aynı etkiyi sağlayabilmektedir şeklindeki başlığın uç kısmı ring olarak tasarlanmıştır. 360 derecelik radyofrekans iletim alanı bulunan başlık her alana eşit iletim sağlayabilmektedir. Ortalama 8 dk. süren bu işlemde ameliyatsız bir şekilde çeşitli genital problemler çözümlenebilmektedir.
BTL Ultra 360 cihazı ile uygun başlıklar kullanılarak genital bölgede;
- Vajinal kuruluğun giderilmesi özellikle menopoz sonrası,
- Dış genital bölgenin (ameliyatsız labioplasti) estetik olarak düzeltilmesi,
- Vajinal daraltma,
- Klitoris estetiği (cihaz başlığı ile majora ve minora sıkılaşması, küçültülmesi ve dolaşım arttırıcı uygulama yapılarak) ile cinsel duyarlılığın artışı ve daha kaliteli orgazm yaşamayı sağlayabilmektedir.
Bunlarla birlikte uygulama, idrar kaçırma problemlerini de çözebilmektedir.
BTL Ultra 360 uygulamasının avantajları ise;
- Ameliyatsız genital bölge estetiği sağlar.
- Acı ya da ağrı hissedilmez.
- Uygulama ortalam 8 dk. sürer.
- Uygulama sonrası cinsel yaşama devam edilebilir.
- 2. seansta etkisini göstermeye başlayabilir.
- Derine etki edebildiği için lazerden daha etkilidir.
- İlaç vb. kullanımı gerekmez.
- Başlık sayesinde vajinal daraltma, idrar kaçırma tedavisi ve vajinal kuruluk aynı anda tedavi edilebilir.
- Tek seansta yüz, vücut ve genital işlem uygulanabilir.
Bununla birlikte BTL Exilis Elite ve BTL Ultra 360, FDA onaylı olup dünyada ultrason ve radyofrekans dalgalarını birlikte gönderen tek cihazdır.
BTL Exilis Elite ve BTL Ultra 360 uygulamasının diğer önemli avantajları şunlardır:
- Yüzde yağ kaybına neden olmaz.
- Sinir hasar riski yoktur.
- Uygulamadaki sıcaklık miktarı ve zaman ayarı kişiden bağımsızıdır ve riskleri en aza indirir.
- Ameliyatsız cilt gençleştirme sağlayabilir.
- Uygulanan bölgelerde eşit sonuç elde edilebilir (asimetri problemlerinin yaşanmaması).
- Göz kapağı ve göz çevresi bölgesinde de uygulanabilir.
- Soğutma özelliği sayesinde uygulama ağrısız ve konforludur.
- İlk seans itibariyle etkileri görülmeye başlanabilir.
- Tek seans içerisinde bölgesel incelme (yağ yakımı) ve sıkılaşma yapılabilir.
- Erkeklerde de rahatlıkla uygulanabilir.
- Cilt sıkılaştırma etkisi ile yağ aldırma ya da zayıflamaya bağlı sarkmaları toparlanabilir.
BTL Exilis uygulamaları etkili ve başarılı sonuçları ile birçok kişi tarafından tercih edilmektedir. Ancak uygulamanın mutlaka eğitim almış bir uzman tarafından yapılması sağlık açısından çok önemlidir. Çünkü her ne kadar risk oranı çok düşük olsa da yanlış şekilde yapıldığında istenmeyen sonuçlar doğurabilmektedir.
Heraderma Kliniğinde uzman kontrolünde saten yüz germe uygulaması alabilirsiniz.
BTL Exilis Ultra 360
Teknoloji bizlere zamanın etkilerini geri çevirme fırsatı sunuyor. BTL Exilis Ultra 360 da yenilikçi bakış açısıyla vücudunuzun etkili bir şekilde daha estetik bir görüntüye kavuşmasına destek olabilmektedir.
Son yıllarda ünlülerin de en çok tercih ettiği yöntemlerden biri olan BTL Exilis Ultra 360 diğer adıyla saten yüz germe uygulamasını yakından inceleyelim:
BTL Exilis Ultra 360 Saten Yüz Germe Nedir?
BTL Exilis Ultra 360 cihazı EXilis serisinin geliştirilmesiyle son halini almıştır. 2008 yılında FDA onayı alan Exilis modeli kırışıklık gidermek için kullanılmıştır. Cihaz geliştirilerek güncellenmiştir.
Exilis serisinin cihazları şunlardır:
- BTL Exilis : Vücut başlığı bulunmaktadır.
- BTL Exilis Elite: Yüz ve vücut başlığı bulunmaktadır.
- BTL Exilis Ultra 360: Yüz, vücut, genital başlıklar bulunmaktadır.
Exilis saten yüz germe; kolajen üretimini artırmak için cilde enerji uygulama işlemdir. Yaşlanma, güneş, sigara, stres gibi iç ve dış etkenler zamanla vücutta kolajen kaybına neden olmaktadır. Saten yüz germe ile vücuttaki kolajen üretiminin artırılarak yaşlanma etkilerini azaltma ve geriletme amaçlanmaktadır. Uygulamada ultrason ve radyofrekans enerjisi cilde aynı anda veriliyor. Homojen şekilde cilde dağılan enerji ciltte yenilenme ve onarım sürecini başlatıyor.
BTL Exilis Elite ve BTL Exilis Ultra 360 genel olarak yüz ve vücut için aynı işlevi görmekle birlikte BTL Exilis Ultra 360 cihazına genital bölge için özel başlık eklenmiştir. Bunlarla birlikte BTL Exilis Ultra 360 cihazı ile ameliyatsız olarak vajinal gençleştirme işlemleri de yapılabilmektedir.
Saten Yüz Germe Uygulaması
Uygulamada, işlem yapılacak bölgeye ultrason jeli sürülür. Bölgeye uygun olarak cihaz ayarlaması yapılır. Ameliyatsız yüz germe işlemi olan bu uygulamada ultrason dalgaları bağ dokunun oluşumunu, cildin elastikiyet kazanmasını ve kolajen üretimin artmasını sağlarken radyofrekans dalgaları da yine kolajen üretimini artırıp cildin sıkılaşmasını sağlamaktadır Cihaz 42-44 derece sıcaklıkla çalışmaktadır. Cihaz üzerinde bölgedeki anlık sıcaklığı gösteren göstergeler sıcaklık kontrolünü sağlayarak daha güvenli bir kullanım sunabilmektedir.
Uygulamada derinin altında 2,5 cm derinliğe ulaşabilen başlığıyla cilde daha fazla etki edebildiği gözlemlenmiştir. Uygulanacak bölgeye uygun olarak ayarlanabilen cilt altı derinlik ayarı ile verilen enerjinin homojen bir şekilde cilt altına yayıldığı ve daha etkili olduğu görülmüştür.
Uygulamadaki sıcaklık miktarı ve zaman kontrolü;
- Yüzde yağ kaybına neden olmamasını,
- Sinir hasar riskinin yaşanmamasını,
- Ameliyatsız gençleştirme,
- Uygulanan bölgelerde eşit sonuç elde edilmesini (asimetri problemlerinin yaşanmamasına),
- Göz kapağı ve göz çevresinde de uygulanabilmesini,
- Kişiye bağlı risklerin önlenmesini sağlayabilmektedir.
BTL Exilis Ultra 360, Saten Yüz Germe İşleminin Faydaları
BTL Exilis Ultra 360 cihazı dünyada ultrason ve radyofrekans dalgalarını aynı anda verilen tek cihazdır. Saten yüz germe isminin de patenti alınıp sadece bu cihazda gerçekleştirilebilen bir uygulamadır.
Ultrason ve radyofrekans dalgalarını aynı anda verebilen uygulama;
- Ciltte kolajen üretimini artırmayı,
- Bağ dokularını güçlendirmeyi,
- Cildin elastikiyetini artırmayı,
- Cildin yenilenmesini,
- Selülit gibi problemleri çözmeyi,
- Ameliyatsız gençleştirme,
- Cildi sıkılaştırmayı sağlayabilmektedir.
Cihazın yapısı ve işleme mantığı kişiye bağlı oluşabilecek riskleri de en aza indirerek daha güvenli bir kullanım sağlamaktadır. Ayrıca diğer yöntemlerden en büyük farkı göz çevresinde de uygulanabilir olmasıdır.
Saten Yüz Germe Kaç Seans Uygulanmalıdır?
Seans sayısı ortalama 4 olup haftada 1 defa olacak şekilde uygulanabilir. Yine de tedavi programına uzmanın karar vermesi daha sağlıklı olacaktır. Saten yüz germe işleminden sonraki dönemlerde de ciltte etkisi görülmeye devam eder. Çünkü uyarılan kolajen üretimi devam ederek cildin daha sağlıklı ve genç görünmesini sağlamaktadır. 1. yıl sonunda kişi yaklaşık 3 ila 5 yaş arası gençleşebilmektedir. Tedavinin tekrarı için uzmana danışılması daha sağlıklı olacaktır.
Uygulamanın hem güvenilir hem de kolay olması, başarılı sonuçlar vermesi açısından gençleşme için çok iyi bir yöntem. Ancak uygulamanın mutlaka deneyimli bir uzman tarafından yapılması oluşabilecek riskleri önlemek adına önemlidir.
Heraderma Kliniğinde saten yüz germe işleminde, kolajen artışının doğal desteklenmesi ile yüz ovali düzelir, kırışıklıklar açılır. Uzman tarafından yapılan incelemeler ve analizler sonucu kişi için en doğru tedavi programı hazırlanarak başarılı ve etkili sonuçlar alınabilmektedir.
Lazer Epilasyon Hakkında Bilinmesi Gereken Her Şey
Pürüzsüz ve güzel bir cilt için istenmeyen tüyler problem olabilmekte. Bu problemden ağrılı ve geçici çözümler yerine daha kalıcı yöntemlerle kurtulmak mümkün. Pürüzsüz bir cildin yanında kıl kökü iltihabı, batık gibi sorunlarını da etkili bir şekilde çözen lazer epilasyon istenmeyen tüyler için sadece kadınlar değil erkekler tarafından da en çok tercih edilen yöntemlerden biri. Hayatımızda büyük kolaylık sağlayan lazer epilasyon hakkında bilinmesi gereken her şey, istenmeyen tüylerinizden sağlıklı bir şekilde kurtulmanıza yardımcı olabilecektir.
Lazer epilasyon mantığı nedir?
Uygulamadaki temel mantık kıl köklerinin tahrip edilerek tekrar çıkmasını önlemektir. İstenmeyen tüylerin bulunduğu bölgeye cilt ve kılın yapısına göre belirli dalga boylarında ışın gönderilir. Burada hedef kromofor melanin adlı renk pigmentleridir. Melanin gönderilen ışınları seçerek absorbe eder. Bu ışınlar kıl foliküllerinde ısı enerjisine dönüşür. Bu şekilde kıl kökleri kontrollü olarak tahrip edilir. Her seansta kıl kökleri biraz daha tahrip edilerek bölgede tekrar çıkması önlenmeye çalışılır.
Lazer epilasyon için tüyler ne kadar uzun olmalı?
Lazer ışığı kılda ısı enerjisine dönüştüğünden uzun kıllarda bu enerji köklere ulaşmayabilir. Kısacası kılların uzun olması lazer enerjisinin köke ulaşmasını engelleyip etkisini azaltabilir. Bu nedenle Alexandrite- Ndyag lazerler uygulaması öncesi kılların boyu aynı seviyede 1-2 mm olması gerekir. Diot lazerde ise kılın cilt ile aynı seviyede olması gerekir. Bununla birlikte Diot lazerler kullanılacak ise işlemde jilet kullanılırken Alexandrite- Ndyag uygulanacak ise kısaltma işlemi steril bir trim ile yapılmaktadır.
Lazer tedavisi kaç ay sürer?
Tedavi süresi seans aralıklarına göre değişmektedir. Yüz, koltuk altı, ense, boyun ve genital bölgelerde ortalama 1 ay vücut bölgelerinde ise 2 ay aralıklarla yapılmaktadır. Tedavi yaklaşık 3. seansta etki göstermekle birlikte 8-10 seans sonrası kıllarda ciddi azalma gözlemlenmektedir. Seans sayısı kişinin durumuna göre belirlenmektedir
Lazerde mikrop kapılır mı?
Lazer epilasyon genel olarak en hijyenik yöntemlerden biridir. Ancak burada yapan kişi ve yapılan yer çok önemlidir. Steril koşullarda çalışan ve profesyonel kişiler tarafından yapılan bir epilasyondan mikrop kapma olasılığı çok düşüktür. Ancak steril olmayan yerlerde başkasında bulunan mikrop ve enfeksiyonu kapma riski bulunmaktadır.
İlk lazer sonrası tüyler ne zaman dökülür?
İşlem sonrasında çıkan tüyler ortalama 3 hafta içerisinde dökülür. Dökülmeden sonra işlem uygulanan bölgede 4-6 hafta kadar ile çıkmaz. Tekrar kılların çıkmaya başlaması ise seans zamanının geldiği anlamına gelmektedir.
Lazer epilasyon seansları bittikten sonra kalan tüyler nasıl alınır?
Tedavi tamamlandıktan sonra çıkan tüyler kıl kökünü aktive ettirmeyecek kısaltıcı ve tüy dökücü krem gibi yöntemler ile alınmalıdır.
Lazer epilasyona ara verilirse ne olur?
Tedaviye ara verildiğinde süreç kıl kökünün tahrip olup olmadığına göre değişiklik gösterir. Eğer bir önceki seanslarda kök tamamen tahrip edilmişse ara verilse de tekrar çıkmaz. Ancak yeteri kadar tahrip edilmediyse kıl kökü canlanıp güçlenebilir. Bu da tedavide başa dönmeye, seansları artırmak gerekebilir.
Lazer epilasyon bittikten sonra tekrar tüy çıkar mı?
Lazer epilasyonda uygulama yapılan bölgedeki kıllarda %80-90’ına yakın dökülme görülür. Ancak tamamen yok olmaz. Tedavi sonrasında tekrar tüy çıkabilir. Ancak ilk durumundan farklı olarak çıkan kıllar çok daha seyrek ve zayıf olur.
Lazer epilasyon tamamen bittikten sonra ağda yapılır mı?
Ağda kıl köklerini aktive edeceği için lazer epilasyondan sonra ağda yapılması önerilmez.
Lazer epilasyon etkisi ne kadar sürer?
Tedavide kıl kökleri tahrip edildiği için kalıcı etkiye sahiptir. Ancak tedavi sonrası hormonal hastalıklar, kılların yanlış alımı gibi nedenler tekrar kılların çıkmasına neden olabilir.
Lazer yaptırırken tüy dökücü krem kullanılır mı?
Lazer epilasyondan sonra kıl köklerini aktive etmeyecek tüy dökücü krem kullanılabilir. Ancak cımbız, ağda gibi yöntemler kullanılmamasına dikkat edilmelidir.
Lazer epilasyonda hangi cihaz seçilmeli?
Lazer epilasyonda üç lazer dalga boyu kullanılır. Bu dalga boylarından hangisinin kullanılacağına cilt rengi, kıl tipine bakılarak karar verilir.
Alexandrite Lazer Epilasyon: Alexandrite lazerin dalga boyu 755 nm’dir. Yüksek melanin absorbsiyonuna sahip olup açık tenli ve koyu kılları olan kişiler için uygundur. Koyu ten ve bronz tende kullanımı çok uygun değildir. Bronz tende kullanım için minimum 1 ay cilt renginin açılmasını beklemek gerekir. Çünkü işlem sonrası güneş ciltte lekelenmelere neden olabilmektedir.
Diode Lazer Epilasyon: Diode lazerin dalga boyu ortalama 810 nm’dir. Orta seviyede melanin absorpsiyonu ile koyu ve bronz tenlerde kullanıma uygundur. Her mevsimde uygulanabilir. Başlığındaki soğutma özelliği sayesinde buz lazer etkisi ile daha acısız bir işlem sağlar.
Nd:YAG Lazer Epilasyon: 1064 nm dalga boyuna sahiptir. Tüm cilt tipleri için uygundur. Yaz mevsiminde de uygulanabilir.
Lazer epilasyon ağrılı bir işlem mi?
Kıl köklerine, ağrı eşiğine ve lazer çeşidine göre değişiklik göstermekle birlikte ağrılı olabilmektedir. Ancak ağda gibi yöntemlerle kıyaslandığında daha az acı çekilmekte ve daha kalıcı çözüm sunabilmektedir.
Lazer epilasyon hakkında bilinmesi gereken her şey tedavide doğru seçim yapmanız açısından önemlidir. Çünkü yanlış yerlerde yapıldığında ciltte yanma, iz kalması, başarılı sonuç alınamama, hijyen problemleri gibi sorunlarla karşılaşabilirsiniz.
Heraderma Kliniğinde cilt tipinize ve kıl yapınıza uygun lazer epilasyon yapılarak istenmeyen tüylerinizden kurtulmanız sağlanabilmektedir. Steril ortamda uzman tarafından güvenle yaptırabileceğiniz tedavinizde pürüzsüz bir cilde sahip olabilirsiniz.
İple Kaş Kaldırma İzmir
Gözlerimiz görmemize yarayan ve dünyaya açılan penceremiz. Aynı zamanda estetik açıdan da en çok öne çıkan organlarımızdan biri. Kirpik, kaş ve göz çevremiz ise kusursuz bir bütünü oluşturmaktadır. Özellikle kaşlarımız bakışlarımızın etkisini vurgulamakta çok büyük bir role sahiptir. Ancak zamanla çeşitli etkenler ile kaşlarımız deforme olabilmektedir. Günümüzde ise farklı yöntemler ile bu durum düzeltilebilmektedir. İple kaş kaldırma İzmir bu anlamda başarılı ve etkili tedaviler sunabilmektedir.
Zamanın etkisine karşı koyarak eski bakışlarınızı geri verecek iple kaş kaldırma yöntemleri:
Kaşlarımızın Yapısı
Kaşlarımız gözümüzün hemen üzerinde bulunan göz çukuru üzerindeki çıkıntıda kemerli bir çizgi oluşturan ve göz çukurunu sınırlayan özelleşmiş kıllardır. Genellikle kısa ve kalın olmakla birlikte yoğunluğu kişiden kişiye göre değişebilmektedir.
Kaşların Görevi Nedir
Kaşların temel görevleri şunlardır:
- Gözlerimizi dış etkenlere karşı korumak,
- Son yıllarda yapılan çalışmalarda kaşlarımızın kızgınlık, mutsuzluk, korku gibi duygularımızı ifade etmemize yardımcı olmak,
- Yüzde estetik bir görüntü oluşturmaktır.
Bununla birlikte estetik açıdan da önemli bir rol oynamaktadır.
Estetik Açıdan Kaşlarımız
Şekilli ve güzel bir kaş hem gözlere hem de yüze daha estetik bir görüntü verebilmektedir. Bu nedenle kaş bakımı ve yüzle uyumlu olarak şekillendirmeye dikkat edilmelidir. Ancak kaş yapısı da çeşitli sebeplere bağlı olarak zamanla şeklini kaybedebilmektedir. Yaşlanma, güneş, sigara, yanlış beslenme kısacası cildin yaşlanmasına neden olan tüm etkenler kaşlarımızı da etkilemektedir. Zamanla ciltteki deformasyonlara bağlı olarak kaşlar aşağıya doğru düşer. Bu aynı zamanda göz kapağının da aşağı düşmesine neden olur. Bu durum da kişinin yaşlı, yorgun ve mutsuz görünmesine neden olabilmektedir.
İple Kaş Kaldırma
Kaşlarda oluşan deformasyonu ortadan kaldırmak için farklı yöntemler bulunmaktadır. Bunlardan biri son yıllarda en çok tercih edilen iple kaş kaldırma yöntemdir.
İple kaş kaldırma yöntemi cerrahi bir işlem olmayıp kaşların daha kalkık ve gergin görünmesini sağlamaktadır. İki farklı şekilde iple kaş kaldırma yapılabilmektedir.
Fransız Askılama Yöntemi (Dinamik Askı Yöntemi)
Ameliyatsız yüz germe yöntemlerinden biri olan Fransız Askısı cildin iplerle gerilmesi işlemidir. Bu iplerin içi polyester dışı ise cilt dokusuyla uyumlu silikondan yapılmıştır. Yöntem Fransa’da geliştirildiği için bu adı almıştır.
Fransız askısı yüz bölgesinde oluşan sarkma ve kırışıklıkları gidererek daha genç bir görünüm elde etmeyi sağlayabilmektedir. Yüzde; elmacık kemikleri, yanaklar, çene altı, boyun, oval kısımlar ve kaşlara, vücutta; kollar, bacaklar, kalçalar ve göğüslere yapılabilmektedir. Bir bölgeye yapılabileceği gibi birden fazla bölgeye de yapılabilmektedir.
Fransız Askısı ile kaş kaldırma işlemi düşük görünümlü kaşların daha kalkık görünmesine yardımcı olur. Bununla birlikte kaşların gerilmesi ile birlikte göz kapağı da gerilerek daha gergin bir görüntü ortaya çıkar. Ayrıca iplikler ciltte kolajen artışına yardımcı olarak cildin yenilenmesini sağlar. Bu da yüze daha aydınlık ve genç bir görünüm kazandırabilmektedir.
Fransız askısı ile kaş kaldırma işlemi şu şekilde gerçekleşmektedir:
- Uygulama yapılacak bölgede gerekli analizler yapılır.
- Bölgeye lokal anestezi uygulanır.
- Medikal iplikler kulak üzerinden saçlı bölgedeki deri altına kanüller ile yerleştirilir.
- İpler yüzün her iki tarafında simetrik bir görüntü elde edilecek şekilde gerilir.
- Son olarak ipler sabitlenerek işlem sonlandırılır.
İşlem ortalama 45 ila 60 dk. sürmektedir. Kişi 24 saat sonra normal yaşantısına geri dönebilmektedir.
Uygulamada kullanılan iplikler kaybolur mu, vücuda yan etkisi bulunur mu?
Fransız askısında kullanılan iplikler doğal yollarla vücuttan atılmaktadır. Elastik yapısı itibariyle kas, yağ tabaklarıyla buna bağlı olarak yüz ve mimiklerle uyumlu olduğu için rahatsızlık vermez. Yüzde mimik kaybına da neden olmaz ve doğal bir görünüm sağlar.
Uygulama Kaç Seans Yapılır?
Fransız askısı bir seans olarak gerçekleştirilir.Uygulamada,yaşa ve dinamik kasların hareketine bağlı olarak kalıcılık değişkenlik gösterebilir. Ancak eğer talep edilirse uygulamadan birkaç yıl sonra mevcut iplikleri tekrar gerdirebilir. Bununla birlikte yeni ipliklerle işlem yeniden yaptırabilir.
Uygulamayı Kimler Yaptırabilir?
Cerrahi bir işlem olmadığı için kronik rahatsızlığı bulunmayan herkes yaptırabilir. Genelde 30 yaşından sonra yapılması tavsiye edilmektedir. İşlem için uzman tavsiyesi alınması daha sağlıklı olacaktır.
Uygulamanın Kalıcılığı Ne Kadar Sürer?
Fransız Askısı diğer yöntemlere göre daha uzun süre etkisini sürdürebilmektedir. İşlem sonrasında ortalama 4-6 yıla kadar kalıcılığı vardır. Ancak bu süre, yaş, cilt yapısı vb. değişkenlere göre kişilerde değişiklik gösterebilmektedir.
Uygulama Sonrası Nelere Dikkat Edilmelidir?
İşlem sonrasında kişi birkaç gün;
- Kaş bölgesine masaj yapmamalı,
- Yüz üstü yatmamalı,
- Uzmanının verdiği tavsiyelere uymalıdır.
Uygulama Güvenilir Mi?
Uygulama Fransa’da geliştirilmiş ve ödül almış bir yöntemdir. Binlerce kişinin yaptırdığı Fransız Askısı cerrahi bir işlem olmadığı için kolay ve güvenilirdir. Sadece kişide iplikteki maddelere karşı alerji riski bulunmaktadır. İşlem sonrasında hafif kızarıklık, şişlik olabilir ancak bu da kısa süre içerisine geçer. Saç kısmında olduğu için işlem izleri belli olmaz.
Fransız Askısı her ne kadar güvenilir olsa da mutlaka deneyimli bir uzman tarafından yapılmalıdır. Yanlış uygulamalarda asimetrik yüz şekli, sağlık açısından riskli komplikasyonlar (sağlıksız malzeme kullanılması, uygulamanın yanlış noktalara) ortaya çıkabilmektedir.
Heraderma Polikliniği’ nde iple kaş kaldırma İzmir ilinde ve Türkiye genelinde birçok kişi tarafından tercih edilen bir uygulamadır. Deneyimli uzman tarafından kişiye en uygun yöntem belirlenerek uygulanmaktadır.
Epiderm Nedir?
Derimiz vücudumuzdaki en büyük organımızdır. Cildimizin görünen kısmının dışında farklı katmanları bulunmaktadır. Bu katmanlardan biri olan epiderm görebildiğimiz kısımdır. Peki, epiderm nedir ve vücudumuza nasıl hizmet eder?
Epiderm Nedir?
Epiderm nedir sorusuna cevap verirken öncelikle derimizi yakından tanımak gerekir.Derimiz dıştan içe doğru katmanlardan oluşur. Derimizin katmanları şunlardır.
Epidermis: En üst katmanda yer alır ve ektodermden oluşur.
Dermis: İç tabakada yer alır ve mezodermden oluşur. Hücre arası destek dokusu ve fibroblast hücreleri ile bunların arasında lenfatik yapılar, tırnak ve kıl folikülleri, sinir, damar, ter ve yağ bezleri, yer almaktadır. Epidermis göre çok daha az sayıda hücre ve çok daha fazla lif bulunmaktadır.
Bununla birlikte deri altı doku (hypodermis) denilen ve derinin en alt tabakasında bulunan liposit adlı hücrelerden oluşur.
Epidermis en üst tabakada yer alan kısımdır. Başlangıçta tek sıralı hücrelerden (periderm) oluşan epidermis (epiblast) sonrasında iki sıralı, düz bir epitel tabaka haline gelir. Çeşitli etkenlerle üst tabaka zamanla dökülür ve alt sıradaki katmanlar aşırı şekilde çoğalarak çok katlı epitel hücrelerinden oluşan epidermisi meydana getirir. Epidermis üzerinde damar, sinir yoktur. Epidermiste, keratinositler melanosit, langerhans ve merkel hücreleri bulunmaktadır
Epidermis alt tabakada olan dermise uzantılar ile bağlıdır. Bu şekilde damarların üzerinde bulunduğu dermis, epidermisi besler.
Epidermis gelişimini tamamladıktan sonra farklı değişikliklere uğrayarak çeşitli şekiller alır. Bunlar:
- Kıl,
- Saç,
- Tırnak,
- Süt bezi vb. oluşumlar meydana gelir. Bununla birlikte hayvanlarda boynuz oluşumu da epidermisin farklılaşmasından oluşur.
Epiderm ise tüm bunları kapsayan vücudun dış yüzeyindeki tabakadır.
Epidermisin Görevleri Nelerdir?
Epidermis vücudumuzun üst tabakasında bulunur ve vücudu bir kalkan gibi sararak korur.
Epidermisin görevleri şunlardır:
Korun tabakasında bulunan keratin içeren hücreler vücudu;
- Vurma, çarpma, sıcaklık, basınç gibi mekanik etkilerden,
- Güneş ışınlardan, kimyasallardan,
- Zararlı mikroorganizmalardan korur.
Malpighi tabakasında bulunan hücrelerdeki melanosit pigment;
- Deriye rengini verir,
- Canlı hücreler bölünerek oluşturdukları yeni hücreler korun tabakasını yeniler,
- Vücudu ısı ve soğuktan korur.
Bununla birlikte epiderm tabakası kişinin estetik görünümü açısından da önemlidir. Ancak dış etkenler; güneş, sigara, kimyasal, çevresel etkenler vb. ve iç etkenler; hormonlar, hastalıklar, yaşlanma vb. epidermis tabakasının yapısını bozabilmektedir. Bu durumda cilt yüzeyinde lekelenme, yara, sivilce, iltihap, kırışıklık gibi problemler ortaya çıkabilmektedir. Epidermis üzerindeki bu belirtiler estetik açıdan rahatsız edici olmakla birlikte zaman zaman sağlık açısından da hastalık belirtileri olabilmektedir. Bu nedenle epidermis tabakasının korunması önemlidir.
Epidermis Tabakası
Dış ve iç etkenlerden etkilenen epiderm için koruyucu, önleyici ve tedavi edici yöntemler bulunmaktadır.
Koruyucu ve önleyici yöntemlerde problem ortaya çıkmadan önlem alınmaktadır.
Bu yöntemler:
- Kremler, medikal ürünler,
- Cildi dış etkenlere karşı koruma (güneş, kimyasal),
- Sağlıklı beslenme ve yaşam tarzı,
- Düzenli ve kaliteli uyku,
- Doğru ürünleri kullanma,
- Cilde uygun uygulamalar (peeling, lazer vb.),
- Rutin uzman kontrolleri ve erken müdahale vb. epidermi korumaya yardımcı olabilmektedir.
Ancak bu yöntemlerin yeterli gelmemesi veya uygulanmaması, genetik, hastalık gibi etkenler epidermis tabakasında çeşitli problemlere yol açabilmektedir. Bu durumda epidermal problemleri tedavi edici uygulamalar devreye girmektedir.
Epiderm Tabakasını Tedavi Edici Uygulamalar
Günümüzde teknolojinin gelişmesiyle birlikte epidermiste meydana gelen problemler için medikal yöntemlere ek olarak farklı tedavi yöntemleri de geliştirilmiştir. Bu yöntemlerin birçoğu daha başarılı ve hızlı sonuç verebilmektedirler. Ayrıca cildin alt tabakalarına etki ederek problemi bölgelerde daha etkili olabilmektedirler.
Tedavi yöntemleri içinden yaşanan problem ya da problemlere göre en uygun olanı seçilerek kişiye uygulanmaktadır.
Uygulanan başlıca tedavi yöntemleri şunlardır:
- Altın İğne (İğneli Radyofrekans)
- Exilis – Saten Yüz Germe
- Fraksiyonel Lazer (Resurfx) Tedavileri
- Hibrit Lazer ile Cilt Tedavileri
- IPL (M22) Cilt Tedavileri
- Kılcal Damar Tedavileri
- Oxygeneo Bakımları
- Plasma Shower (Plasma Duşu)
- Ameliyatsız İple Yüz-Boyun Germe
- Dolgu Uygulamaları
- Lazer Epilasyon
- Endopeel
- Kırışıklık Toksin Tedavisi
- Biyolojik Serum Uygulaması
- Somon DNA Uygulaması
- Mezo-Vital Tedaviler
- Vitamin Enjeksiyonu (Yüz Mezoterapisi) gibi farklı yöntemler bulunmaktadır.
Bu yöntemlerden koruyucu, önleyici, tedavi edici amaçlı yararlanılabilmektedir. Akne, kırışıklık, leke, selülit, varis gibi birçok epidermal problemi önleyebilmektedir. Lazer epilasyon ile istenmeyen tüyler ortadan kaldırılarak pürüzsüz bir cilt ve daha pratik çözümler sunulmaktadır. Bununla birlikte özellikle ağda gibi uygulamalarda yaşanan kıl kökü iltihabı, batık vb. problemler lazer epilasyon ile çözümlenebilmektedir.
Heraderma Kliniğinde uzman tarafından cilt analizleri yapılarak cilt problemi belirlenir. Probleme göre en uygun yöntem ya da yöntemler seçilerek tedavi programı düzenlenerek sağlıklı bir cilde kavuşmanıza yardımcı olunabilemketdir.
Migren İçin Toksin Uygulaması
Migren, yaşam kalitesini düşüren, kişinin günün büyük bölümünü şiddetli ve sürekli baş ağrılarıyla geçirmesine neden olan bir hastalıktır. Ülkemizde ortalama her 7 kişiden biri migren hastası olduğu düşünüldüğünde genel olarak ciddi bir migren hastası oranı ortaya çıkmaktadır. Ağrı kesici ilaçlar ile semptomlar azaltılmaya çalışılsa da yeterli olmamaktadır. Bununla birlikte son yıllarda migren için toksin uygulaması ile hastalığın semptomları azaltılabilmektedir.
Semptomları azaltmaya yarayan veya ortadan kaldıran, migren için toksin uygulaması ile ilgili merak edilenler:
Migren Nedir?
Migren, kişinin günlük yaşantısını olumsuz yönde etkileyen ve kısıtlayabilen bir baş ağrısı türüdür. Kişinin ense, şakak, göz çevresi gibi bölgelerinden başlayarak kısmi ya da yayılarak devam eder. Ağrıyla birlikte sese, ışığa duyarlılığın artması, bulantı ve kusma da görülebilmektedir.
Migren atağı dört aşamada gerçekleşir. Ancak kişide bu aşamaların hepsi görülmeyebilir.
Migrenin aşamaları şunlardır:
- Prodrom
Bu aşamada ağrılar başlamadan önce çeşitli belirtiler ortaya çıkabilmektedir. Kabızlık, sık esneme, huzursuzluk, yeme isteği vb. değişiklikler ile kendisini gösterebilir. Ancak bu belirtiler olmadan da direkt baş ağrısı ile de ortaya çıkabilir.
- Aura
Ağrıların başlangıcından yaklaşık 15 ila 45 dk önce ışıklar, zigzag çizgiler, bulanık görme ya da tamamen görme kaybının yaşanması gibi belirtiler ortaya çıkabilmektedir. Migren hastalarının ortalama %10’ unda görülen bu tür migrende belirtilerden sonra baş ağrısı atakları ortaya çıkmaktadır. Yine bazı aura belirtilerinde vücutta uyuşma, baş dönmesi gibi belirtiler de az da olsa eşlik edebilir.
- Atak
Bu aşamada şiddetli baş ağrısı ortaya çıkmaktadır. Atak sırasında zonklama, kusma, ışık ve sese duyarlılık gibi çeşitli semptomlar da ağrıya eşlik edebilmektedir. Ortalama 4 ila 72 saat sürebilmektedir. Atak sayısı kişiden kişiye göre değişiklik gösterebilir. Ayda bir ya da haftada birkaç defa görülebilmektedir. Atak sayısı migrenin kronik olup olmadığını belirler.
- Atak Sonrası
Şiddetli baş ağrıları ve eşlik eden semptomlar ile hasta bitkin ve halsiz düşebilmektedir. Atak sonrası hasta rahatlasa da atağın etkilerini hissedebilmektedir.
Migrenin atak sayısı ve görülme sıklığına göre de ikiye ayrılmaktadır. Bunlar;
Epizodik migren: Daha seyrek ataklarla ortaya çıkan migren türüdür.
Kronik Migren: Kronik migrende kişinin son üç ayda, ayın en az 15 günü ve üzerinde baş ağrısı şikâyeti olmalıdır. Bu ağrılı dönemin de en az 8 günü migren ataklarını yaşaması gerekir. Bu tür olan migren, kronik migren olarak kabul edilir. Genellikle başın tek taraflı ya da iki tarafında da ağrı, ışık, ses, hareket ve kokuya duyarlılığın artması, orta veya daha şiddetli ve sıklıkla kusma gibi semptomlar eşik edebilmektedir.
Migren Nasıl Tedavi Edilir?
Migrenin henüz bilinen bir nedeni bulunmamaktadır. Bazı çevresel faktörlerin tetikleyebildiği, genetiğin etki edebildiği düşünülse de tam olarak nedeni bilinmemektedir. Bu nedenle migren tedavisinde daha çok semptomları hafifletmeye veya ortadan kaldırmaya yönelik tedaviler uygulanmaktadır.
Migren tedavisi için genellikle ağrı kesici ilaçlar kullanılmaktadır. Ağrı düzeyini hafifletmeye yardımcı olan bu ilaçların özellikle kronik migren ataklarında yeterli olamaması ya da aşırı ilaç kullanımının çeşitli yan etkilerinin olması ilaç kullanımı yerine farklı alternatif arayışına sokmaktadır. Bunlardan biri de son yıllarda özellikle migren ataklarını önlemeye ve semptomlarını azaltmaya yardımcı olan toksin diğer adıyla botoks yöntemidir.
Migren tedavisinde Botoks Yöntemi
Botoks (botulinum toksin) genel olarak ciltte kırışıklık ve yaşlanma belirtileri için kullanılmaktadır. Kasların hareketini kısıtlayarak yeni kırışıklıkların oluşmasını ve var olanların açılıp düzelmesini sağlamaktadır. Botoks uygulamasında migren tedavisi ise migren semptomlarını hafifletmeye hatta ortadan kaldırmaya yardımcı olabilmektedir. Uygulama sonucunda ağrıyı ileten sinirlerde botoksun bileşenleri sayesinde kıstlılıklar oluşur. Buna bağlı olarak ağrı iletimi önlenir ve hasta ataklarında şiddetli ağrılar çekmez.
Botoks yöntemi kişinin alın bölgesine (frontal), şakaklara, başın arka bölgesine ve ensede boyun bölgesine, boyun ve omuz arasında kalan trapez kas üzerine enjeksiyon şeklinde uygulanır. FDA tarafından onaylı ve ülkemizde de kullanım onayı da Sağlık Bakanlığı tarafından verilmiş bir uygulamadır.
Yapılan bilimsel çalışmalar sonucunda botoks tedavisinden sonra;
- Migren ataklarının sıkılık ve şiddetinde azalma,
- Ağrı kesici ve ilaç tüketiminde azalma hatta bırakma,
- Kişinin yaşam kalitesinde artma görülebilmektedir.
Botoks İşlemi Ne kadar Sürer?
Uygulama kolay olup yaklaşık 15-20 dk sürebilmektedir.
Toksin Uygulamasının Etkisi Ne Kadar Sürer?
Kişiden kişiye değişiklik göstermekle birlikte ortalama 10-12 gün içerisinde kendisini gösterip, 3 ay ara ile iki kere yapılması tavsiye edilmektedir. Genellikle ikinci uygulamadan sonra semptomların görülme sıklığı yok denilecek kadar az olabilmektedir. İlk uygulamada etkisi görülse de bazı kişilerde ikinci uygulama ile daha etkin sonuçlar alınabilmektedir. Ağrıların şiddetlenmeye başlaması ile uygulama tekrar edilebilmektedir. Uygulama sıklığı ve planlamasının doktor kontrolünde yapılması daha sağlıklı olmaktadır.
Migren İçin Toksin Uygulaması Kimlere Yapılır?
Migren için botoks tedavisi;
- Hamile ve kronik rahatsızlığı olanlar dışında sağlıklı her bireye,
- 16 yaşından büyük kişilere,
- Kronik migren rahatsızlığı olanlara uygulanabilmektedir.
Yine de uygulama için uzman kontrolü altında olması sağlık açısından tavsiye edilmektedir.
Migren için etkili ve kolay bir tedavi yöntemi olan toksin uygulamasının bir nöroloji uzmanı tarafından yapılması oluşabilecek riskleri önlemeye yardımcı olabilmektedir. Bu nedenle toksin uygulaması bu işlemi daha önce yapmış deneyimli bir nöroloji uzmanına yaptırılmalıdır.











